Barza-ni’nin inadıyla son derece karmaşık ve seçenekleri bölge açısından hiç de parlak olmayan sıkıntılı bir süreç başladı. Aslında buna Barzani’nin inadı demek de doğru değil çünkü ona bu cesareti veren ABD ve İsrail oldu. Evet ABD sanki karşıymış gibisinden birkaç söz etti ama bu sadece zamanlama açısındandı. Üstelik o arada da aleni olarak silah ve mühimmat desteğini sürdürdü. Hem de Türkiye’nin gözünün içine baka baka. Tüm bunlar da Barzani’nin fitili ateşlemesine yetti. Dolayısıyla artık diplomatik değil daha çok askeri seçeneklerin konuşulduğu bir süreçteyiz. Özellikle de Türkiye’nin deklare ettiği uluslarası anlaşmalardan doğan haklarını kullanması ve zamanlaması açısından. Nitekim buna dönük sınırdaki hareketlilik de had safhada... Neler olabileceğini dün bir istihbarat yetkilisiyle konuştum. Öncelikle söylediği şuydu:

“Meşruiyet için sandıkların kapanması gerekiyor. Çünkü sandıklar kapanana kadar vazgeçebilir, oluşmamış tevessüliyet söz konusu. Bu durumda müdahale etmeniz uluslararası hukukta çok karşılık bulmaz ama tevessüliyet dediğiniz şey realiteye dönüşürse hakkımız o zaman doğuyor. Çünkü Ankara anlaşması Irak’ın toprak bütünlüğü tehdit altına girerse Türkiye buna taraftır diyor. Referandumdan çok uzak bir olasılık da olsa hayırı da beklemek gerekir. Yani sandıklar kapanıp iş fiilen resmiyete döndüğü anda Türkiye’nin uluslararası anlaşmalardan doğan hakları geçerli olur.”

Yani?

“26’sında hemen kara değil ama hava harekatı başlayabilir. Öncelikle de Peşmergelerin konuşlandığı yerin çevresindeki PKK kampları vurulur. Bizzat kendisini vurmaz çünkü bu da bir uyarıdır. Bu arada onlar da PKK’yı kullanarak Kerkük, Musul’da Türklere yönelik şehir çatışmaları çıkartacaklardır. Örneğin Kerkük’te bu iş için hazır bekleyen 300-400 kişilik bir PKK grubu var. Türkiye açısından asıl tavır Putin gelip gittikten sonra netleşecek. Eğer derse ki yanınızdayız, müdahale hakkınız o zaman Türkiye’nin tavrı sertleşebilir. Tabi Putin’in dosyada neyi getirdiği de çok önemli.”

Putin’in birkaç gün önce Barzani’yle yaptığı petrol boru anlaşması da var ama?

“Ülkesinin çıkarlarını korumak adına anlaşma yapabilir. Sonuçta Barzani’yle Rusya savaşmayacak ki. Ayrıca Putin o bölgede ABD’nin İsrail’in kontrolündeki bir Kürdistan’ın kendisine nasıl zarar vereceğini de iyi bilir.”

Neler olabileceği konusunda bir askeri yetkilinin öngörüsü de şöyleydi:

“Irak, İran ve Türkiye ortak bir askeri operasyon yapabilir. Örneğin üç ülke anlaşarak Türk Hava Kuvvetleri Irak ve İran Silahlı Kuvvetleri’ni destekleyebilir. Şu anda topçu atışı yapan İran biraz içeri girer Irak da güçleriyle Kerkük’e girebilir. Türkiye de terör örgütüne yönelik küçük çapta bir süpürme harekatı yapar. Bunu yaparsa uluslararası camiada direkt etkide kalmaz. Baskı çok olur ama Irak ‘benim toprağım bölünüyor bu ülkeler de bana yardım ediyor’ der mesela. Muhtemelen bunu yapacak çünkü ilk defa Irak Genelkurmay Başkanı Ankara’ya geldi, İran Genelkurmay Başkanı da geldi. Bu ortak bir harekât demektir.” 

Özetle, yeni bir kaos...