Seçmen görevini yaptı sıra siyasette

Her iki ittifak adayının da seçim stratejileri öncelikle kendi tabanını konsolide etmek, kırgın-küskünleri sandığa taşımaktı. O nedenle de daha çok hemşehri odaklı bire bir markaj taktiğine kurgulu bir kampanya yürüttüler. Bu bağlamda da son dönemde İstanbul’un cadde ve sokaklarında yoğun bir siyasetçi trafiği yaşandı. Ekranlarda ise daha çok önceki seçimin sonuçlarına odaklı, karşılıklı iddialar içeren tartışmalar vardı. Dolayısıyla da yerelden ziyade genel seçim havasında oldukça hararetli farklı bir kampanya sürecinin ardından 23 Haziran’ı geride bıraktık. Hem de tam anlamıyla bir demokrasi dersiyle. Çünkü aylardır tatilden dönerler mi dönecekler mi diye tartışma malzemesi yapılan ve buna dönük olarak da farklı öngörülerle gündeme gelen vatandaşlar dün sabahtan itibaren sandık başlarına koştu ve noktayı koydu. Yani insanlar işini gücünü, tatillerini bırakıp ama organizasyonlu ama organizasyonsuz kendi imkânlarıyla oyunu verebilmek adına İstanbul’a döndü ve demokrasiye olan inancını, bağlılığını gösterdi. Bu hem geçmişte, son olarak da 15 Temmuz’daki darbeler ve girişimleri gibi antidemokratik davranışları ortadan kaldırma anlamında hem de zaman zaman Türkiye’ye demokrasi ahkâmı kesmeye kalkan Batı dünyasına karşı son derece önemli bir mesaj. Hele de son yıllardaki seçim yorgunluğu dikkate alındığında. Örneğin, dün konuştuğum deneyimli bir siyasetçinin bu konudaki yorumu “Bu son 10 yılda yaptığımız 10. seçim. Bunun yedi tanesi son beş yılda. Millet seçim yorgunu haline geldi. Neyse ki toplumsal bilinç kuvvetli de insanlar birbirlerini anlıyor. Sokaktaki insanın feraseti, tahammülü hoşgörüsü siyasete damgasını vuruyor” şeklindeydi. Onun için de öncelikle sandığa gidip yurttaşlık görevini yerine getirenleri kutlamak gerekiyor...

Yine bir başka kutlama da kazanan kaybeden adaylara çünkü onlar da genelde gerilimsiz, birbirlerini yok edercesine sert söylemlerden uzak durdular. Dahası, uzun zamandan sonra Türkiye’de halk gerçeğini nihayet kavradılar. Bugüne kadar genel siyaset mesajlarıyla ve konjonktürel siyasi duruşlarla seçmeni bir şekilde kanalize etmeye çalışan siyaset 23 Haziran süreciyle birlikte bire bir halk gerçeğini keşfetti ve halka doğrudan mesaj verme gerektiğini anladı. Bunun için İstanbul seçimlerini bir şekilde kotarabilme adına siyasetin bütün aktörleri sosyal dilimleri, mezhep-hemşehri gruplarını ve bağlantılı olarak hısım akraba topluklarını dikkate almak zorunda kaldı. Yani siyaset artık lider sultasında değil, bire bir vatandaşa dokunarak sandığa odaklandı. Ve bu açıdan da vatandaşı ikna eden kazandı. Daha doğrusu, hizmet nöbetini devraldı.

Özetle; aylardır süren kısır oy tartışmalarından sonra artık ülkemiz için yeni bir sayfa açıldı. Şimdi yurttaşa, kente, ülkeye hizmet ve seçim öncesi verilen sözlerin yerine getirilmesi, projelerin gerçekleşmesi için çalışma zamanı. Ki bu konuda verilen şeffaflık sözleri de malum. Dolayısıyla da bugünden itibaren siyasette yereli bırakarak genelde bize çok ciddi bir şekilde sıkıntı sinyalleri veren başta ABD, AB ile olan ilişkiler, S-400, Doğu Akdeniz, İdlib gelişmeleri olmak üzere Türkiye’nin geleceğini doğrudan etkileyen iç-dış sorunlar üzerine odaklanmak ve ülkece kenetlenmek gerekiyor. Zira Türkiye yaklaşık üç aydır bu konular yerine seçimi konuşuyordu.