Silahları istihbarat örgütleri pazarlıyor

Hakkari’de Super Cobra’nın düşürülmesinden sonra en kritik tek soru “Rus menşeli füzeler PKK”nın eline nasıl geçti? Buna dönük öngörüler ise çok farklı. Örneğin bu durumu “PKK’ya doğrudan bir destek göstergesi” diye yorumlayan da var, yabancı istihbarat örgütlerinin hedef şaşırtması olabileceğini söyleyen de. Dahası PYD üzerinden PKK’ya aktarıldığını savunanlar da mevcut. Yani olayda silah ve tetikçi belli ama silahların kaynağı her zamanki gibi “meçhul” kalmaya aday. Niyesini Genelkurmay İstihbarat Dairesi eski Başkanı İsmail Hakkı Pekin şöyle özetliyor:

- Rus menşeli olması Rusya verdi anlamına gelmez. Varşova Paktı dağıldıktan sonra Doğu Avrupa ülkelerinde, Doğu Almanya’da o kadar çok silah vardıki örneğin bizde de Kaleşnikof, Kanas (SVD) ve Doçka (DŞK) var, hepsini de tütün ve çay karşılığı Beyaz Rusya’dan aldık. Yani bunları heryerden, özellikle de Ortadoğu’daki pazardan çok rahat bulabilirsiniz.

- Devletler direk vermez, silah kaçakçılarını organize eden istihbarat örgütleri var. Onların bilgisi olmadan PKK’ya silah gitmez, kaçakçılık olmaz. Çünkü silah tüccarlarını devreye sokan istihbarat örgütleri bu işten haraç, pay alıyorlar. Dolayısıyla da bölgedeki istihbarat çalışmaları ve çatışmaların finansmanlarını bu şekilde silah kaçakçılarından sağlıyorlar.

O nedenle istihbarat örgütleri satılan silahların nereye gittiği ve ne amaçla kullanıldığını mutlaka bilir.

- Bütün ülkeler silah satarken bunların 3. ülkelere verilmemesi ya da verilirken kendilerine sorulması konusunda anlaşma yaparlar. Çünkü son tahlilde silahın kime gideceği en son kullanıcısının kim olacağını bilemezsiniz. Onun için çok titiz davranırlar özellikle de bu hava savunma silahları konusunda. Ama PYD’nin ısrarı karşısında ABD’nin verdiğini sanıyorum çünkü PYD’ye yönelik Suriye’nin hava taarruzları da vardı. Tabi ABD şimdi çıkıpta ben oraya şunları verdim demez...

Soruyoruz Pekin’e;

Bunları bizim istihbaratımız bilmez mi?

“Bilmesi lazım...”

Suriyeli sığınmacılar seçmen olacak

2014-2015’deki “Bir oyun en kıymetli olduğu” dört seçimde de Suriyeli sığınmacıların oy kullanıp kullanmayacağı çok tartışıldı. O nedenle de her seçim öncesi ve sonrasında başbakan yardımcıları ya da ilgili bakanlara onlarca soru önergesi yöneltildi. Hepsine gelen yanıtlarda ‘kullanmayacak, kullanmadı” oldu. Dolayısıyla da bu konu kafa bulanıklığı olarak kaldı. Şimdilerde ise bu tartışma evrildi ve Suriye’deki iç savaşın başlangıcı kabul edilen 15 Mart 2011 tarihinden itibaren Türkiye’ye akın eden yaklaşık 3 milyon mülteciden ne kadarı Türk vatandaşlığına kabul edildiye döndü. Çünkü Türk Vatandaşlığı Kanunu’na göre;Türk vatandaşlığını kazanmak isteyen bir yabancı için öngörülen “5 yıl kesintisiz ikamet şartı” doldu. Yani şehir efsanesi gerçek olabilir ya da oluyor. Nitekim CHP Gaziantep Milletvekili Akif Ekici de, İçişleri Bakanı Efkan Ala’nın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde 5 yıl kesintisiz ikamet şartını tamamlamayarak Türk vatandaşlığına başvuran ve başvurusu kabul edilen, ayrıca evlilik yoluyla, evlat edinilme ile ya da doğumla Türk vatandaşlığı edinen Suriyeli sığınmacı sayısının açıklanmasını istedi. Henüz yanıt gelmedi ama Ekici’nin bu konudaki öngörüleri çok çarpıcı:

“Türkiye’de 3 milyon Suriyeli var. Bunun yaklaşık 1,5 milyonu ilk dönemde gelen insanlardır. Bunların içerisinde oy kullanma ehliyetine sahip olanlarda 1 milyon civarındadır.”

Tabi bu hepsine vatandaşlık hakkı verilmesi durumunda ortaya çıkacak bir tablo. Peki verilir mi? Bu soruya YSK’daki CHP temsilcisi Av. Mehmet Hadimi Yakupoğlu’nun verdiği yanıt ise şöyle:

“Vatandaşlık hakkını kazandıkları anda oy kullanırlar ona yapacak hiçbir şey yok. Ancak hepsine birden verilip verilmeyeceği belli olmaz. Çünkü vatandaşlık hakkı sadece beş yıla bağlı olan bir hüküm değil ama o kaynaktan oy kazanmak amacıyla ‘şartlar uygundur’ deyip verebilirler.O zamanda ‘niye verdin’ diyemeyiz.”

Özetle dememiz o ki; büyük olasılıkla önümüzdeki ilk seçimde Suriyeli sığınmacılar “seçmen” olacak, dahası parlamentoda Suriye kökenli bir milletvekilimizin olması da yakındır...