Sorumsuz harcama için bir bardak su için

Milletveki-linin iletişim harcamalarının Meclis tarafından karşılanması makul. Çünkü her durumda vatandaşla ya da bir olay nedeniyle birileriyle üzerine yük olmadan iletişim kurması görevinin bir parçası. Dolayısıyla, vekillerin bir yıl içinde 2 maaş tutarına kadar olan telefon ve posta masraflarının karşılanmasına kimsenin itirazı yok, bugüne kadar olmadı da. Ancak CHP Adana Milletvekili Elif Doğan Türkmen’in 1.2 milyon liralık faturası ve Başkanlık Divanı üyelerine bu imtiyazın “sınırsız” olması kabul edilebilir değil. Dahası, ayıp ve vatandaşa saygısızlık. Doğal olarak, yanıt beklenen soru da çok net:
Devletin parası nasıl bu kadar sorumsuzca harcanır?
Buna karşı şu ana kadar yapılan açıklamalar ise bırakın pişmanlık ya da “Hata ettik” gibisinden sözcükleri, daha çok o paranın üstüne bir bardak su için havasında. Yani o kadar eleştiri ve tepkiye rağmen kamuoyunu rahatlatacak somut bir adım yok. Hem harcamayı yapan vekil hem de bu yolu açanlar açısından.
Niyesini dün eski CHP İstanbul Milletvekili Oktay Ekşi’ye sordum. Ekşi’nin verdiği yanıt, daha önceki benzer örnekleri de (yılda 100 bin kilometrelik akaryakıt gideri gibi) kapsar nitelikteydi:
“Üstüne gidemezler çünkü ötekilerininki daha iyi değil ki... Yani AKP bundan dolayı CHP’nin üstüne gidecek olsa eminim bir sürü böyle benzer olay ortaya çıkabilir, o yüzden fazla üzerine gidileceğini zannetmiyorum.”
Peki, bu durum CHP gibi kamu imkânlarını ekonomik kullanmak gerektiğini iddia eden bir partiyi yıpratmaz mı?
“Bu partiyi bütün itibarıyla etkileyecek bir şey değil ama imajına zarar vereceği açık. Öncelikle, aylık iletişim masrafı 100 bin liradan fazla olan hanımefendinin bunu açıklaması lazım. Günlük gazete çıkarsan ancak bu kadar olur. Bu arada da Genel Başkan ‘Arkadaşımızın yaptığı harcamalar bizim de dikkatimizi çektiği için bunun tekerrür etmemesini hem ondan hem de diğer arkadaşlardan rica ettik’ der ve kamuoyunu rahatlatır ama böyle bir şey de duymadım ben şimdiye kadar...”

Referandumdan MHP nasıl çıkar?

TBMM’deki anayasa değişikliği görüşmelerinde en çok konuşulan parti, başkanlık yolunu açan MHP’ydi... Aynı durum referanduma dönük kampanya süreci ve sonucu için de geçerli. Çünkü Devlet Bahçeli ve Genel Merkez ‘Evet’çi, muhalifler Hayır’cı. Hatta bu nedenle il, ilçe teşkilatlarında ciddi dalgalanmalar söz konusu. Yani sadece tepede değil tabanda da sıkıntı ve ayrışma var. Dolayısıyla, referandum sonucu kadar MHP’nin durumunun ne olacağı da merak konusu. İşte bir zamanlar Bahçeli’nin en yakınındaki bir ismin bu konudaki öngörüleri:
“Bu referandumun her durumda unutulmayacak, mağlubu MHP olacak. Yani sonuç evet de çıksa hayır da çıksa referandumun tokadı MHP’de patlayacak. Devlet Bahçeli ve MHP yönetimi tamamen inandırıcılığını kaybetmiş ve siyaseten bir mevta haline gelmiş olacak.”
‘Evet’te Bahçeli de güçlenmez mi?
“Hiçbir şekilde Bahçeli güçlenmez. Güçlenecek el Cumhurbaşkanı’nın eli. Devlet Bahçeli’nin eli uydu, protez bir el olacak. Protez bir el güçlense ne olur, güçlenmese ne olur.”
Ya bölünme, kopma iddiaları?
“Bölmeyi zaten Devlet Bahçeli ve arkadaşları başardılar. Vicdanen ve fikren böldüler MHP’yi...”

Tutuksuz yargılanan görevdeki askerler

Darbe şüphelisi olarak tutuklanan uzman çavuşun tahliye olduktan sonra döndüğü görev yeri Şırnak’ta şehit düşmesi ve Sabiha Gökçen Havalimanı’nı işgale gittikleri gerekçesiyle tutuksuz yargılanan bazı erlerin El Bab operasyonuna katıldıklarının ortaya çıkmasından sonra “Aynı durumda başkaları da var mı?” tartışması başladı. Bizde bu soruyu dün Emekli Uzmanlar Derneği(EMUZDER) Genel Başkanı Esef Merdoğlu’na yönelttik. Yanıtı şuydu:
“Uzman erbaş ve erlerden ilişik kesilmeler yaşandı. El Bab’da savaşanlar örneğinde olduğu gibi darbe şüphelisi diye tutuklanıp, adli kontrol şartıyla serbest kalarak görevine devam edenler de var. Hem de çok sayıdalar ve Türkiye’nin sınır bölgeleri ya da hassas noktalarında görevdeler. Tabii bu arada tutuklandıktan hemen sonra sıcağı sıcağına ilişiği kesilen ama ondan sonra adli kontrolle salıverilmesine rağmen işine dönemeyenler de mevcut.”