Tek çözüm dini doğru anlatmak

Bugün bayram; barış ve kucaklaşma günü...Ancak İslam coğrafyasının bir çok noktasında kan ve göz yaşı var. Çünkü uzunca bir süredir savaş ya da ve canlı bomba saldırıları nedeniyle masum insanlar ölüyor, öldürülüyor. Üstelik de bunu kendilerini Müslüman olarak tanımlayanlar yapıyor. Dahası çocuklar bile canlı bomba olarak ölüme gönderiliyor. Elbette bunlara yönelik askeri tedbirler var ama yetmediği de bu sapkın zihniyetin taban bulması nedeniyle ortada. Bu durumda da akla gelen soru şu:

Nasıl oluyorda böyle bir hastalıklı zihniyet taban buluyor ve bu beladan kurtulmak için ne yapılacak ya da yapılmalı?

İşte bayram arifesinde konuştuğum 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi ve eski İstanbul Müftüsü Prof. Dr. Mustafa Çağrıcı’nın öngörüleri:

Bugün dünyadaki terör üretici mahiyetteki İslam anlayışı Selefi zihniyettir. Suudi Arabistan Mısır, Afganistan, Pakistan’da verilen Selefi din eğitimi ve öğretimi kaçınılmaz olarak böyle bir sonuç üretti. Yeni nesillerinize terör, şiddet üretebilecek potansiyeli taşıyan bir din eğitimi verirseniz bunun kaçınılmaz sonucu şiddetle yüzyüze gelmektir. Maalesef bu sorun küresel olarak dünyayı da ilgilendiren bir noktaya geldi. Tabi hepsinden önemlisi İslamafobia dediğimiz İslam karşıtlığını besleyen veya İslam’ın itibarına derin yaralar açan bir problem oldu.

Selefilik ne diyor?

Bunlar dini literal olarak okuyorlar. Dini kaynaklar dediğimizde elimizde Kuranı Kerim ve Hz.Peygamber’e atfedilen bir kısmı sahih, yani doğru, bir kısmı da sahih olmayan ya da kuşkulu olan hadisler var, onbinlerce. Şimdi Kuranı Kerim inmiş tamamlanmış ve hakikaten o dönemdeki Müslüman nesillerde Kuranı Kerim’in bu orijinalitesini tam güvence altına almışlar ona bir şey eklemek mümkün değil. Fakat Hz. Peygamber’in vefatından sonra Araplar arasındaki kabilecilik anlayışı yeni bir siyasal boyut kazanarak devlet içinde kavgalara yol açtı ve din meşrulaştırmak için kullanıldı. Kuran’da meşrulaştırma referansını çok fazla bulamayınca da Hz. Peygamber’i şahit göstererek ona hadisler isnad ederek veya gerçekten onun doğru olan hadislerini kendilerine yontarak şiddeti, öldürmeyi, doğramayı, meşrulaştırdılar. IŞİD, El Kaide ve Taliban benzeri örgütlerin yaptığı da bu. Hadiste ne yazıyorsa hangi buyruk varsa ben onu uygularım zihniyeti. Aslında bu dine de zulmetmek.

Canlı bombanın ruh hali

O eğitimin içinden geçen artık bizim sokakta gördüğümüz, bildiğimiz insan değil. Onun zihin dünyası bizimki gibi çalışmıyor. Hangi amaç telkin edildiyse o amaç uğruna kendini feda edebiliyor. Çünkü bu uğurda yapılanın cihat ve bunun Allah’ı kendinden memnun etmeye en uygun mücadele olduğuna, öldüğünde de cennete ulaşacağına kesin olarak inanmıştır. Böyle olunca hayatını feda etmesi onun için kayıp değil bir kazançtır. Mantığı böyle çalışan bir insanı önümüze alıp da ‘evladım sen öyle diyorsun ama Kuranı Kerim’de şöyle buyuruluyor,senin bu yaptığınla cennete gitmen mümkün değil’ gibi telkinde bulunsak, hiçbir etkisi olmaz. Onun için IŞİD ve benzeri örgütlere karşı yaptıklarınız meşru değildir, dine aykırıdır gibi bir dili yararlı görmüyorum. Bu dil doğru olabilir ama yararlı değildir, hiçbir olumlu dönüşü olmaz. Bunu demeyecekmiyiz elbette dyeceğiz ama bunu teröriste değil tereddütler yaşayan insanlara diyeceğiz.

Cennete gitme inancı

Tabiki cennette yerleri yok. O tür zihniyet uğruna intihar eden insan elbetteki bizim inandığımız din bakımından düşünecek olursak Allah’ın huzurunda asla bir kıymeti olmadığı gibi çok büyük bir suçludur. Çünkü Allah, Kuranı Kerim’de eski kitaplarda da böyle yazdık, yani evrensel bir ilkedir bu diyor. Bugünlerde hep tekrar ediliyor ya ‘Bir insan öldüren bütün insanlığı öldürmüş olur.’ Onun devamında da ‘bir insan hayatını kurtaran bütün insanlığı kurtarmış gibi olur” diyor. Sağlıklı düşünen insanlar olarak biz tamam başka yerlerde savaşı emreden ayetler hadislerde var ama onlar tarihsel ve konjonktürel buyruklar biz bugün onları yaşamıyoruz diyoruz. Üstelik Hz.Peygamber hiçbir masum insana zarar verilmemesi konsunda bugün bile insan haklarının savaş ahlakının hala ulaşamadığı buyruklar, ilkeler koymuştur. Kuranı Kerim’de ve Hz. Peygamber’in hadislerinde savaşın kaçınılmaz olduğu durumlarda bile en az cana bedel bir savaşı nasıl gerçekleştirebilirim mantığı varken canlı bomba eyleminde en çok canı nasıl yok ederim gibi bir mantık söz konusu. Böyle bir zihin yapısının, en çok insanı nasıl öldürebilirim diye kendini havaya uçuran insanın cenneti kazanması mümkün değil..

FETÖ hasta zihin

FETÖ siyasal İslamcı bir harekettir ve FETÖ’cüler de IŞİD, El Kaide gibi hasta zihinlerdir. Adam ya açıktan ya dolaylı mesihim, mehdiyim diyor.Bu ne demek? Bütün dünyayı kirlerden, kirlenmişlikten kurtaran adam. Ona inananda diyor ki benim şeyhim, hocaefendi böyle bir görevle bu dünyaya gönderildi. Dini hedef var mı var, bunun için siyaseti kullanmayı da projesinin içine koymuş mu koymuş. Darbe girişimiyle Türkiye’nin yönetimini ele geçirmek istedi. Bu bir siyasal İslamcılıktır. Referansı İslamdır, kullandığı araç siyasettir.IŞİD ve El Kaide’de aynısını yapıyor.FETÖ’nün arkasında Amerika vardır,İsrail vardır,şu vardır,bu vardır, Olabilirde aynası IŞİD, El Kaide içinde söyleniyor.Arkasında bir takım devletlerin ya da derin güçlerin olması bu harektlerin siyasal İslamcı olmadığını göstermez. O derin güçlerin buradaki siyasal İslamcı bir hareketi kendi amaçları için kullandıklarını gösterir.

Çözüm ne olmalı?

IŞİD ve benzeri yapıların Türkiye’de diğer İslam ülkeleri kadar taban bulamalarının en önemli nedeni Türkiye’nin din eğitimi ve öğretimi arasındaki farkıdır. Cumhuriyet döneminden gelen diğer İslam ülkeleriyle oldukça farklı bir din eğitimi ve öğretimimiz var.

Ancak, Gaziantep vs gibi sınır illerinde kısmen etkili oldukları azda olsa bir taban ürettikleri anlaşılıyor. Dolayısıyla genel olarak ülke çapında ve özellikle de o yörelerde doğru sağlıklı bir din eğitimi yani IŞİD gibi kafa üretmeyecek din bilgisi konusuna daha da özen göstermek gerekiyor. Dini söylemle izah edecek olursak fıtratı bozulmamış, kirlenmemiş çocuklarımıza doğru bir din eğitimi öğretimi verirsek IŞİD ve benzeri oluşumların taban bulmasına imkan vermemiş oluruz.
***
Her gününüzün kan ve gözyaşı olmaksızın barış içinde bayram gibi olması dileğiyle...

DİĞER YENİ YAZILAR