Terörün ortak taktiği

Terörün ortak taktiği


Tunca BENGİN

     Herkes dedektif oldu. En başta da bazı politikacılar. Diyorlar ki; 'Hizbullah gibi bir örgüt militanların listesini arşivleyip diskette tutar mı?..' Ya da Hizbullah, diğer örgütlerden daha gizliydi.
       OHAL eski Valisi Ünal Erkan ise yasa dışı tüm örgütlerin (sağ - sol) birbirine benzediğini söylüyor. Ve tümü arşiv tutuyor. Hizbullah'ta farklı olan disket (diğerlerinde kartoteksti) sistemi. O da bilgisayar çağından kaynaklanıyor. Hizbullah'ı ya da köktendincileri diğerlerinden ayıran bir başka özellik de kadın militan olmaması. Onlar kadını sadece kamuflaj unsuru olarak kullanıyor. Örneğin, ölümevlerindeki aile görüntüsü. Ünal Erkan, şöyle diyor:
     "Örgütün başındaki lider ya da imam ne fark eder. Birinin merkez komitesi var, diğerinin şurası. Birinde cephe, diğerinde ordu var. Hepsinin şehir birimleri, semt teşkilatlanmaları, lojistik hizmetleri mevcut. Eylem hazırlıkları, türleri aynı. Arşiv sistemi de ilk kez raslanan bir olay değil. Eskiden de arşiv sorumlusu yakalandı mı, arkası çorap söküğü gibi gelirdi. Bir başka farlılık da talimatların yerine getirilip getirilmediğini kanıtlayan infaz görüntüleri. Eskiden tetikçi, bağlı bulunduğu birime raporla bildirirdi."
       Hizbullah'ın da gençleri ve çocukları hedef kitle seçtiğini anımsatan Erkan, '1991 - 92 yılları arasında okullardaki satırlı eylemler, Hizbullah'ın deşifre olmasındaki en büyük etkendi' şeklinde konuşuyor. Ardından da 1992 - 1995 arasında 800 Hizbullah militanı yakalandığını ekliyor.
       Yani, devlet üzerine gidiyordu?
     "Elbette, Hizbullah terörü o dönemde yetkili her yerde konuşuldu. Özellikle bölge valileri toplantısında konu detaylarıyla ele alındı. İllerdeki bağlantıları, alınacak önlemler üzerinde duruldu. Örgüte yönelik operasyonlar genişledikçe propaganda yaptıkları camiler belirlendi. Durum Diyanet İşleri Başkanlığı'na bildirildi, il valilik (özellikle Batman) ve müftülükleri uyarıldı. O dönemde Hizbullah'ın 355 eylemi çözüldü."
       Hizbullah bitti diyebilir miyiz?
     "Yeniden toparlanması zor ama; imkansız demiyorum."

İstanbul delik deşik

     İki gün kar yağdı, İstanbul'da asfalt kalmadı. Cadde ve sokaklar çukurdan geçilmiyor. Hoş kara da gerek yok. Çünkü belediyeler çalışmıyor. Çöp Vergisi diye vatandaşın gırtlağına sarılıyor, bağış adı altında milyarlar topluyor; ancak iş hizmete gelince, laf üretiyor. Yüksek siyaset yapıyor. Oysa, görevleri belli. Yapacakları tek şey vatandaşı rahat ettirmek. Kuduz tehlikesi bir parladı, saman alevi gibi sönüp gitti. Sözüm ona, ilçe belediyeleri başıboş hayvanlarla mücadele edecekti.
       Bir örnek de Eminönü Belediyesi'nde yaşananlar. Kapalıçarşı esnafı uzunca süredir rahatsız. İddialarına göre; belediye tehditle para topluyor. Ercan May, Nejat Can, Tuncay May, Osman Karyüz, Hidayet Genç, Erdal Topraklı, Mesü Önen, İsmail Donerler, Mustafa Dehmen, Ercan Uslan, Rıfat Bayrak ve isimlerini yazamadığım toplam 70 kişi ortak imzalı yolladıkları e - mail'de şöyle diyor:
     "Eminönü Belediyesi bir önceki yönetimden mali açıklar devraldığını iddia ederek, esnafın zoraki bağışlarıyla kapatmak istiyor. Kapalıçarşı pilot bölge ilan edildi. Bazı esnaftan 73, bazılarından da 283'er milyon lira para toplanıyor. Vermeyenin dükkanı kapatılıyor. Ruhsatsız işyerlerine gereği uygulansın ama zorla bağış kanunsuzluk değil mi?"

Soruşturma fırtınası

     Cezaevleri ünlü konukları ve isyanlarıyla gündemden düşmüyor. Gelişmelerden Adalet Bakanlığı da bunalmış durumda. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürü Ali Suat Ertosun, 'Elimizde yüzlerce soruşturma dosyası var' diyor. Peki ne değişiyor? Ya da ne oluyor?
       Ertosun'un verdiği bilgiye göre; sadece 1999 yılında açığa alınan ve işine son verilen cezaevi görevli sayısı rekor düzeyde. Dağılımı ise şöyle:
     "Açığa alınan; 82 kişi (17'si merkez, 65'i taşra), Görevine son verilen; 45 kişi (9'u merkez, 36'sı taşra), Hizmet gereği tayin edilen; 229 kişi (80'i merkez, 149'u taşra)"



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr

DİĞER YENİ YAZILAR