Tıp fakültelerine nasıl sızdılar

Tıp fakültelerine nasıl sızdılar


Tunca BENGİN

     Türkiye Cumhuriyetini yıkıp, şeriat düzeni amaçlayan sadece Hizbullah ya da İBDA - C değil. Adı - sanı duyulmamış daha pek çok köktendinci örgüt var. Bunlardan biri de İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde davası süren ve kafirlere karşı anlamına gelen TEKFİR...
       Tümünün çıkış noktası, yani bataklık Mısır'daki yasa dışı İhvan - ı Müslimin (Müslüman Kardeşler) örgütü. Ve Türkiye'ye yönelik iğrenç planlarındaki hedef noktaları tıp fakülteleri... Hizbullah'ın kasaplarını gördük, ne yazık ki; devletin hazırladığı raporda da doçent ve doktor ünvanlı çok sayıda şeriat özlemcisi var. Peki, bunlar tıp fakültelerine neden sızdılar? Zehirlerini nasıl akıttılar?
       Olayın temelinde 1980'li yılların başlarında öğrenim yapmak amacıyla Cezayir, Mısır, Suriye, Ürdün gibi ülkelerden, gelen öğrenciler yatıyor. İşte TEKFİR örgütü kurucusu Cemil Melaz Awwad'da bunlardan birisi. İstanbul'da altı yıl tıp okumuş, ardından doktorluk yapmış. Örgüt üyelerinin resmi nikahlı eşleri, kız kardeşlerine imam nikahıyla el koymuş. Eşleri arasında diş hekimliği öğrenimi gören kızlar var. Sonunda da zehirini kusup, imam - nikahlı 4 Türk eşiyle Lübnan'a tüymüş...

Zehirini kusuyor

     İDGM savcılığınca hazırlanan iddianamede, TEKFİR'i 1960 yılında Müslüman Kardeşler'den ayrılan Şükrü Mustafa'nın kurduğu belirtiliyor. İdam edilen Şükrü Mustafa, cezaevindeyken örgütüne Hicret ederek dağılmalarını, çok evlilik yaparak çoğalmalarını tebliğ ediyor. Bunun üzerine de örgüt üyeleri Ürdün, Libya, Polonya, Fransa, Almanya ve Türkiye'ye dağılıyor.
       Aslen Filistinli, Ürdün vatandaşı Cemil Melaz da İstanbul'da öğrenimini yaparken, örgütün temelini atıyor. İlk 1985 yılında Bursa - İnegöl'de deniyor, ancak gerçek kuruluş 1989 yılı ortalarında oluyor. Dr. Cemil Melaz, Genel Emir adıyla şura başkanı seçiliyor. Tıpkı Hizbullah'ın lideri Hüseyin Velioğlu gibi. Ve örgütün temel düşüncesi: 'Hizbullah benzeri gizlilik içinde genişlemek, günü geldiğinde bedeni ve silahlı mücadele etmek.'

İşkenceyle militan seçimi

     Fakülte çevresinde taraftar toplayan örgüt, 1990 başlarında Temizleyici Güç, Kadınlar Meclisi Şurası, İlmi Çalışmalar Grubu ve mali işleri yönetmek amacıyla da Beyt'ül Mal adıyla alt birimlerini oluşturuyor. Temizleyici Güç, örgüte alınacakların araştırmasını yapıyor, sınav hatta işkence yapıyor. Aynı tarihlerde de genel emirin talimatıyla silahlanıyor. Cezaları infaz ediyor. Bunlar yapılırken yine yayımcılık firmaları paravan olarak kullanılıyor.
       Örgüt 1994 yılında Maltepe - Büyükbakkalköy Maşatlık mevkiinde 28 dairelik apartman alıyor. Her kata bir militan yerleşiyor. Her evde megafonlarla toplu dersler veriliyor. İşte bunlardan bazıları:
     "Kurban derilerini satmak, genel ziynet serbest, dedikodu - ziyaret yasak, silah parası biriktirmek, açık - saçık gazeteleri okumamak, ders yapmayanlara ceza."
       Köktendinci diğer örgütlerde olduğu gibi, dönem içerisinde TEKFİR'de de görüş ayrılıkları çıkıyor. Üyeleri arasında kavgalar, silahlı çatışmalar yaşanıyor. Hatta Ekim 1995'de toplu namaz kılarken yapılan silahlı saldırı bile var.


Ecevit'e açık mektup

     SSK emeklileri yüzde 5.9'luk zamma ateş püskürüyor. Başbakan Bülent Ecevit'e seslenen okurumuz Güner Dikmen, şöyle diyor:
     "Biz emeklilere layık gördüğünüz bu zamla, ne yapacağımızı şaşırmış bulunmaktayız. Sayın Ecevit, bu kadar para verdiğiniz SSK emeklilerinin bir de bu parayı nereye harcayacaklarına ilişkin prospektüse ihtiyaçları vardır. Fazla parayı bulan biz emekliler, yurt dışına çıkmaya kalkarsak, hele de bir de Uzakdoğu'ya gidersek; bu durumu Avrupa Birliği, IMF ve ortaklarınıza nasıl izah edersiniz. Bizlerin refahı uğruna sizin ikbal ve iktidarınızın yıkılmasını istemediğimden bu zammın geri alınmasını, ailem, devletim ve şahsımın menfaati adına istirham ederim. İkbal ve iktidarınızın daim olması dileğimle. Ak günleriniz bol olsun."


Dayakçı öğretmen

     Çocuklara yönelik Alo İmdat hattı kurulduğunu yazdık. Henüz devreye girmedi ama; (Şubat ayı içinde hizmette) şikayetler başladı. Deprem bölgesi Adapazarı'ndan arayan bir öğrenci (ilköğretim 8. sınıf) bilgisayar öğretmeninin (erkek), kız arkadaşlarını yumrukladığını anlattı. Kızcağızın gözüne kan oturmuş. Dayaktan nasibini alan sadece o da değil, dört öğrenci daha sıradan geçmiş.
       Olayın savunulacak yanı yok. Deprem bölgesinde çalışan bir öğretmenin elbette ki; sıkıntıları olabilir. Ama o; çocuklar da orada yaşıyor. Şefkate daha fazla ihtiyaçları var. Okulun adı, dayakçı öğretmenin kimliği ve dövülen öğrencinin adını vermiyorum. Ancak şimdilik... Olaya okul müdürünün el koyduğunu biliyorum ve sonucunu bekliyorum.



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr