Trump küstahlaştıkça ABD yalnızlaşıyor

Trump’ın küstahça tavrı ve ABD Doları’nda yaşanan spekülatif dalgalanmalar iktidarı, muhalefetiyle Türk halkını birleştirdi. Tıpkı FETÖ’nün 15 Temmuz’daki hain darbe girişiminde olduğu gibi. Dolayısıyla da ABD’ye karşı tepki ve öfke had safhada. Dahası, Doğu’su, Batı’sıyla dünya ülkeleri de Türkiye’nin yanında. Yani Trump bu pervasızlığıyla hepten duvara toslamış durumda. Çünkü dünyada son yıllarda en çok düşman kazanan ülke sıralaması yapılsa, Trump’ın izlediği dış politika nedeniyle ABD birinci çıkar. Evet, öncesinde de durum pek farksız değildi ama Trump’la birlikte bu hepten ivme kazandı. Özellikle de adamın dost, müttefik demeden herkese tehdit sallaması ve yaptırımlar uygulaması nedeniyle. Dün bu durumu ve yaptırımlar açısından Türkiye’deki olası gelişmeleri eski başbakan yardımcısı ve dışişleri bakanı Murat Karayalçın ile konuştum. Öncelikle söylediği şuydu:

“Yaptırımların devreye girmesi tabii ki vahim ama dostlar, müttefikler hatta stratejik ülke olarak birbirlerini adlandıran ülkeler arasında bu sözcüğün kullanılması bile çok vahim. Şu an karşı karşıya olduğumuz sorunun bugüne kadar izlenen iktisat ve dış siyasetten kaynaklanan yönleri var ama bu bugünün işi değil. Bugünün işi dayanışmayı, bir arada olmayı gerektiriyor. Çünkü söz konusu olan, ulusal onurumuz. Gerçekten Türkiye’ye yaptırımla, yaptırım tehdidiyle şantajla bir şeyi yaptırmanın mümkün olmadığını herkese göstermek zorundayız, iktidarı, muhalefeti hep birlikte. Türkiye bunu kabul etmeyecektir, kabul edemez...”

Trump’ın bu tavrının uzun dönemde ABD’yi sıkıntıya sokacağını belirten Karayalçın devam ediyor:

“Sığ bir siyasetçinin tavırları kısa dönemde sonuç alıcı gözükse bile, uzun dönemde ülkesine neler kaybettirebileceği bir süre sonra görülecek. Trump bu siyasetiyle, tavrıyla ABD’ye bazı kazanımlar sağladığını ileri sürüyor. Büyüme, işsizlik oranlarına ve ihracat düzeyi itibarıyla baktığınızda bunlar gözüküyor ama ABD konumundaki bir ülkenin böyle bir siyaset izlemeye hakkı yok. Nitekim çok kısa bir süre sonra ABD yeni gelişmelerin ışığında çok zorda kalacağını görecektir.”

Ne olabilir?

“Dış siyasette iki şey çok önemli: Biri yalnızlaşma, bir ülkenin yalnızlaşması; ikincisi de güven yitirmeye başlaması. Böyle bir görüntüyle karşı karşıya kalacağı düşüncesindeyim. ABD’nin faturası budur; güvenilmeyen, ahde vefası olmayan bir ülke konumuna düşmek. İran’la ilgili almış olduğu kararlar da bunun bir göstergesi değil mi? Anlaşma imzalıyorsunuz, vazgeçiyor. Pasifik ve Atlantik okyanusları çevresindeki ülkeler için ticaret ve yatırım anlaşmaları imzalamıştı, bunlardan da çıkıyor. Müttefikine yaptırım uyguluyor. Dış siyasette süreklilik denen bir şey var, onu ihlal ediyor. Böyle bir ülkenin güvenilir olması söz konusu değil. ABD insanların güvenini yitiriyor. Bunun sonuçları olacak, ABD yalnızlaşacak.”

Karayalçın’ın bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin yapması gerekenlere dönük öngörüsü de şöyleydi:

“Siyasette yeni bir süreç şekillenmekte. Türkiye Avrupa’nın, AB’nin bir parçası, bunu görebilmelidir. Türkiye bir an önce Suriye ile ilişkilerini de iyileştirmelidir. Türkiye, Rusya ve İran üçlüsüyle güneyimizdeki yangını söndürmemiz mümkün değil. Böyle bir anlayış sergilenebilirse, ABD’nin asla kabul edemeyeceğimiz bu hasmane tavrı çok kolaylıkla def edilebilecektir...”