Trump, SDG-PKK bağının farkında! So what?

ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi James Jeffrey, Kongre’de katıldığı oturumda, Trump’un SDG-PKK bağının farkında olduğunu söyledi. Bunu nihayet kabullenmesi ya da dillendirmesi güzel de ne yani, ne olacak? Yani Trump’ın anlayacağı dille So what? Bugüne dek PKK’yla bağlantıları yok yalanıyla YPG/PYD’lileri silahlandıran, eğiten ve sonrasında da yine bir harf değişikliyle SDG (Suriye Demokratik Güçleri) yutturmacasını ortaya atan ABD “Hata ettik” deyip tornistan mı yapacak? Teröristlere “Bundan böyle silah milah yok, elinizdekileri de geri verin” mi diyecek? Veya Trump, Fırat’ın doğusu için gündeme getirdiği güvenli bölge konusunda Türkiye’nin baştan beri önerdiği, TSK’nın kontrolünde 30-40 kilometre derinlik formülüne yeşil ışık mı yakacak? Dün bu durumu emekli tuğgeneral, Dr. Naim Babüroğlu’na sordum. Öncelikle de Jeffrey’in “Başkan Trump SDG ile PKK arasında siyasi bağın farkında” sözlerini. Yanıtı şuydu:

“SDG ile PKK arasında sadece siyasi bir bağ değil, organik bağ vardır. SDG’nin omurgasını, ana eksenini kim oluşturuyor? YPG/PYD terör örgütü. YPG nedir? KCK (Kürdistan Topluluklar Birliği) sözleşmesine göre, PKK’nın Suriye’deki kolu. Yani o da KCK’ya bağlı. KCK kime bağlı? İmralı’daki terörist başına... Dolayısıyla, bunu göz ardı ediyor Jeffrey, YPG/PKK terör örgütü demiyor.”

Jeffrey’in sözleri ABD’nin teröristleri koruyup kollama politikasında değişiklik sinyali anlamına gelmez o halde?

“Yok öyle bir şey. YPG/PYD’yi terör örgütü listesine almadığı sürece hiçbir geri adım atmaz ABD. Atmaz da zaten çünkü onlarla çok işi var. İsrail’le yapılacak işi var, Fırat’ın doğusunda işi var, İran’a operasyon durumu var. YPG/PKK’yı özellikle de İran’ın Lübnan ve Suriye’yle bağlantısını kesmek için kullanmak istiyor. Asıl amacı bu.”

Silah desteğini kesmek ya da toplamak falan söz konusu değil yani?

“Hayır. Niyeti silahları toplama olsaydı Türkiye her zaman, her platformda başvuruyor. Bırakın silahları toplamayı, daha modern silahlarla donattı. Daha da verecek. Gelelim Menbiç’e.... Eğer PYD/PKK’yı bir terör örgütü gibi görüyorsa, o zaman sözünde durur, orayı boşalttırırdı. Menbiç’te Haziran 2018’de yapılın anlaşma var. Hiçbir şey yapmadılar. Dolayısıyla, bu sözlerin hiçbir hükmü yok. Kaldı ki Jeffrey’in sözlerinden şu da anlaşılıyor: Türkiye’nin istediği, arzu ettiği bir güvenli bölgeyi ABD istemiyor, TSK’nın Fırat’ın doğusuna veya Menbiç’e operasyon yapmasına ve buradaki YPG/PKK’ya zarar vermesine de karşı. Güvenli bölge kendi istediği güçlerin kontrolünde olsun istiyor. Türkiye ve ABD burada gözlemci statüsünde dolaşsın, baksın diyor. Yani TSK ABD askeriyle beraber devriye yapacak, bazı yerlerde kontrol noktaları oluşturacak, dolaşacak ama hiçbir yetkisi, ağırlığı olmayacak...”

SDG ile PKK arasındaki bağın fark edilmemesinin zaten mümkün olmadığını belirten Babüroğlu devam ediyor:

“CIA’nın ve orada görev yapan ABD ordusu mensuplarının, subaylarının veya özel kuvvet elemanlarının, oradaki YPG’nin bütün ofislerinde terörist başının resimleri var. Bilmemeleri mümkün mü? SDG siyasi bir yapı olarak duruyor ABD’nin gözünde. Suriye’de anayasa komitesi oluşturulup, siyasi safhaya geçilince, orada SDG’ye özel bir yapı verecekler. Bu da muhtemelen özerk yapı olacak.”

O zaman farkında vurgulamasının anlamı ne?

“Öylesine, ‘Biz farkındayız, Türkiye’nin bazı taleplerine sıcak bakıyoruz’ gibi. Sanki ortada duran bir aktör rolünü üstleniyor. Bir anlamı yok, bu sözün hiçbir geçerliliği yok...”