Vekillik genetik mi emek işi mi?..

Yeni oluşacak parla-mentodaki 600 koltuk için her partiden aday adayı olanların toplam sayısı 10 binin üstünde. Bunların arasında da her seçimde olduğu gibi çok sayıda ünlü ismin yanı sıra eski politikacıların oğlu, kızı, torunu ya da kan bağı olanlar da var. Yani bir tarafta uzun yıllar parti teşkilatları içinde görev alan, Türkiye’ye söyleyecek sözü olduğuna inanan ve gerçekten politika yapmak isteyen idealistler; diğer tarafta sadece isimleri ya da soyadlarının referansıyla koltuğa oturmak isteyenler... Dolayısıyla da akla gelen soru şu:

Milletvekilliği yetenek ve emek işi mi yoksa sadece genetik bağ veya ünlü olmak yeterli mi? Dün bu konuyu farklı partilerden eski siyasilerle konuştum. Tabii öncelikle de milletvekili olabilmek için yasalarda öngörülen “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olmak,18 yaşını doldurmak, en az ilkokul mezunu olmak, kısıtlı-kamu hizmetlerinden yasaklı olmamak, askerliğini yapmak” dışında ne gibi özelliklerin bulunması gerektiğini. Anlattıkları şunlardı:

“Sözünün eri olmalı. Ülke gerçeklerini iyi bilmeli ve yaşamalı. Yani bir eli yağda, bir eli balda ülkede vatandaşın çektiğini, ülkenin zorluklarını anlamaz, anlayamaz, kavrayamaz da. Yaşamış olacak, fiilen görecek. Ve en önemlisi rabbena hep bana demeyecek. Kendisinin, ailesinin ikbali için kamu imkanlarını kullanmayacak.

Tercih ettiği siyasi kavrama uygun olan partiyi seçecek, o partinin alt kademelerinden üste doğru yürüyecek. Bu piramidin orta yeri milletvekilliğidir. Yani partinin gençlik kollarında, ilçe-il yönetimlerinde bulunacak falan ondan sonra milletvekilliğini düşünmesi lazım. Yaşamında ortaya çıkan engeller onu siyasete taşımamalı. Taşırsa da bu bir dönemlik olmalı.”

Bunlar doğru ama bir de vitrin adayı gerçeği yok mu?

“Her parti iktidara adaydır. Yoksa partinin anlamı kalmaz o nedenle de ekonomi, dış siyaset, yatırımlar gibi ciddi konularda daha evvel kamuda veya özel sektörde yeterli birikim kazanmış kişilerin bilgilerinden yararlanmak için vitrin aday konur. Ancak bu çok uzun bir süredir sulandırılmış durumda. Vitrin adaylarının büyük çoğunluğu genel başkanın eşine, ailesine, yakın kişilerden oluşuyor. Akrabalık, okul, iş ve sosyal çevre arkadaşlıkları ön plana çıkıyor.”

Peki ya babadan oğula ya da kızına geçme gibi genetik adaylıkların durumu?

“Bazı aileler vardır siyasette, ticarette, dışişlerinde bir silsile oluşturabilir ama burada toplumsal talebe de dikkat etmek lazım. Emekleriyle, kendi çabalarıyla insanın bir başarı hikayesi de olması gerekir. Oysa şimdilerde hiçbir başarı hikayesi, toplumsal talep olmadan sadece babasının oğlu ya da kızı olmak ya da bilmem ne soyundan gelmek, falancanın soyadını taşımak da yeter hale geldi. Herkes etiket sarhoşu olmanın getirdiği avantajı kullanmak istiyor, bilgiyi, yeteneği hiç kimse dikkate almıyor. Bunun da partilere hiçbir getirisi yok.”

Bakalım milletvekili aday listeleri bu kez nasıl oluşacak? Siyasi partiler tercihlerini eskilerin dediği gibi emek ve yetenekten yana mı kullanacak yoksa falanca politikacının oğlu, kızı mı ön plana çıkacak? Ya da ünlüler aranjmanı bir durum mu söz konusu olacak?