Yasa olsaydı...

Yasa olsaydı...


Tunca BENGİN

TBMM gündemindeki Hayvanları Koruma Yasa Tasarısı yeniden gözden geçirilmeli. Hayvana eziyet eden, işkence yapan, acımasızca öldürene verilecek cezalar daha da artırılmalı. Hatta hapis cezalarına ağırlık verilmeli...
Antalya'daki vahşeti gördük. Beş aylık ayı yavrusu işkenceyle öldürülüyor. Gerekçesi de hayvancığın dans etmemekte direnmesi. Bunu yapan insan olamaz. Hasta ruhlu da olsa affedilemez.
Dün bu duygularla hayvanlara yaşam hakkı tanıyan ve onların korunmasını öngeren tasarıyı inceledim. Sonuç: Hayal kırıklığı...
Çünkü yasa yürürlükte de olsa pek bir şey değişmeyecekti. Ayıcık öldüğüyle kalacak, katiller üç - beş milyon ödeyip paçayı kurtaracaktı. Şöyle ki;
Madde 13 - Hiçbir hayvan acı, ızdırap ya da zarara maruz kalacak şekilde film çekimi, gösteri, reklam veya benzeri işlerde kullanılamaz. Cezası; yüz milyon lira.
Madde 14 - Hiçbir hayvan, acı çekmesine veya bunalıma girmesine neden olacak yöntemlerle eğitilemez. Cezası; 50 milyon lira.
Madde 15 - Kanuni istisnalar dışında, hayvanların öldürülmesi yasaktır. Cezası; hayvan başına 10 milyon lira.
Madde 19 - Bir hayvana kötü davranmak, acımasız ve zalimce işlem yapmak, dövmek, ona işkence yapmak yasaktır. Cezası; yüz milyon lira, 2 yıl hapis.
Ha, bir de 17. Madde var. O da yasak olan öldürme metodlarını kapsıyor. Buna göre de ticari su ürünleri dışında hayvanları haşlayarak ya da yakarak öldürmek, boğmak, zehirlemek, elektrik vermek de suç. Cezası da 25 milyon lira..
Bakıyoruz Ayıcık'a... Darp sonucu çenesi parçalanmış. Ayaklarında kurşun yaraları. Gövdesinde kırıklar.
Buyrun katillerin hak ettiği cezayı siz seçin...

100 bin mektup

ANAP'lı Bülent Akarcalı'nın Avrupa'ya karşı onların diliyle mücadele çağrısını aktarmıştım. Teröre destek veren ülkelere suskun kalmamamız gerektiğini, hatta dava açmamızı öneriyordu.
Okurlarımızdan olumlu yanıtlar geldi. "Bu görev milletvekillerine düşer" diyenler de oldu. Bu görüşü Akarcalı'ya da sordum. İşte yanıtı:
"Son dört yıl içerisinde Avrupa parlamentoları, ABD Kongresi olmak üzere 100 bine yakın mektup gönderdim. Konuya göre hazırladığım metinler beş ayrı dile çevriliyor (İngilizce, Fransızca, Almanca, İspanyolca, İtalyanca). Benim yaptığımı ne devlet ne de üniversitelerin tamamı yapmadı. Bundan üç dört ay önce de Norveç Parlementosu, Kosova ile Kürt konusunu eşdeğerde tutmak istedi. Büyükelçi Osman Korutürk haber verdi. O bir taraftan ben bir taraftan Norveç Parlementosu'na açıklayıcı bilgi gönderip protesto ettik."
Yararı oldu mu?
"Mektuplarımıza nezaketen dahi yanıt gelmedi... Ama yılmak yok..."



Yazara E-Posta: tbengin@milliyet.com.tr