Halı

24 Nisan 2018

‘’ YILLARCA İŞ EĞİTİMİ DERSİNDE BOŞUNA HALI DOKUTMAMIŞLAR BİZE.

SANKİ GELECEĞİN O SOĞUK YÜZÜNDEN HABERLERİ VARMIŞ.

HATIRLAYIN ÇOĞUMUZ ÇITALARDAN KÜÇÜK BİR TEZGÂH YAPARDIK.

ÇİVİLER ÇAKIP İPLERİ GEÇİRMEYE BAŞLARDIK. HEP ORTALARINDA HALININ

KENARLARI BÜZÜLSE DE SONUÇTA BİR HALIMIZ OLURDU…’’

Türk dil kurumu güncel sözlüğünde anlam olarak;
Yere veya mobilya üstüne serilmek, duvara gerilmek için, genellikle yünden dokunan, kısa ve sık tüylü, nakışlı, kalın yaygı olarak geçiyor..
TDK’nın güncel sözlüğüne baktık fakat bir de hep kullandığımız rüya tabirleri sözlüğümüz var değil mi? Genel olarak halı ile ilgili ortak yorum şöyle çıkıyor karşımıza. Rüyada görüldüğünde, zenginliğin ve bolluğun ayrıca zengin arkadaşlar edineceğiniz şeklinde yorumlanan nesnedir.
Bilimsel sözlükte anlam olarak değil de işlev olarak derki; ses emen nesne… Her zaman halı serili odada yapılan eylemler halı yokken yapıldığında (mesela en basitinden lambanın anahtarını kapatıp açmak) sesler arasında çok belirgin fark olduğu söylüyor.Ben ise şöyle yorumlamak istiyorum halı denen eşya kisvesi altındaki nesneyi; odanın dünya üzerindeki konumuna göre koordinatlarını 35 42 doğu meridyeni, 32 46 kuzey paraleli olarak belirlediğim halının her gelişimde farklı bir eksene geçmiş olması mı desem… Efenim halının üstünde, baştan sona kadar kaymadan yürüyenleri, Rus jimnastik takımına sorgusuz sualsiz alıyor olmaları mı desem… Hee bi de eskilerde zenginlik ve varlık göstergesiydi, şimdilerde de sanayileşme sonucunda önemi azalmış fakat toz, saç kılı ve çekirdek kabuğu toplama aparatı da desek yeridir sanki. Bir de fiskos sehpası başı sohbetlerde gördüm ki, İran halıları pek makbulmüş… Halı ile ilgili tanım bitmiyor maalesef.Bence oldukça pahalı olabilen günlük hayatın vazgeçilmezidir. Ancak, sade ve modern görünümlü Türk malı halı bulmak, Şam’da kayısı aramaya benzeyen bir eylemdir diyebiliriz. Genellikle ülkemizde üretilen halılar, Türk kadının halıya işlediği duygulardan oluşmaktadır ve bunlar genellikle karman çorman duygulardan oluşmaktadır.Halı ile o kadar içli dışlı bir toplumduk ki camiye gelen çocukların yaşlı amcaya yakalanana kadar hoplaya zıplaya üzerinde oynaması boşuna değilmiş. Yıllarca iş eğitimi dersinde boşuna halı dokutmamışlar bize. Sanki geleceğin o soğuk yüzünden haberleri varmış. Hatırlayın çoğumuz çıtalardan küçük bir tezgâh yapardık. Çiviler çakıp ipleri geçirmeye başlardık. Hep ortalarında halının kenarları büzülse de sonuçta bir halımız olurdu…O zamandan bu zamana tabii ki çok şey değişti. Evvela tüketim algımız değişti. Teknoloji ve sanayi ve en önemlisi tasarım faktörü ile birlikte halı kavramıma neredeyse baştan başa değişti gibi… Şimdiki halılar çok marjinal! Öyle basmakalıp, klasik desenleri yok. İri iri ve simetrik olmayan çiçekler. Kesilmiş birleştirilmiş ‘hakiki bilmem ne derisi’ diye bahsedilen bence çirkin soğuk halılar var. Eski halılar bilemedim kırgın olmalı… En azından halı desenine bakınca anılar gelirdi hemen…Özünde evin, ev gibi hissedilmesini sağlayan eşya. Yıkama vs. gibi sebeplerle evden uzaklaştığında kıymeti bilinir. Kışın ikamet ettiğimiz zeminin soğukluğunun odaya yayılmasını engellemek için yere serilen dokumada diyebiliriz. Veya toz koleksiyonu yapanlar için ideal cisim. Öğrenci evlerinde ne kadar büyükse o kadar makbule geçerdi. Özellikle kışların en büyük kurtarıcısıdır halı… Bir de tasarımcılar sağ olsun bunlara el attılar da o hipnoz eden karmaşık desenli halılardan pek kalmadı.Bir araba dolusu tanım yaptık halı ile ilgili fakat dekorasyonun bir parçası olması da önemli kanımca… Halı insanların rahat ve sıcak zemin arayışı sonucu ortaya çıkan ve ev dekorasyonunda önemli bir yer tutan bir malzemedir ve evet halılar estetik aksesuarlardır evlerde güncel hayatta ilk aklımıza gelen ama eskisi gibi ısınmak için ihtiyaç duyulmaz halılara, zeminler eskisi gibi taş değil ahşap zemin çoğu evde (parke, laminant parke vb.) şu halde halı resmen toz toplama araçlarıdır evlerde. Geldik zurnanın zırt dediği yere… Halı ile ilgili olarak seçimden, pazarlığa, temizliği vb. konularda yeni evlenecek ve halı seçmek zorunda kalacak olan çiftlere önemli bilgiler vermek isterim bu konuda;Öncelikle makine halısını es geçerek el dokuma halıdan bahsedelim.Halı kalitesi: Halının kalitesini arkasına baktığınızda anlaşılır. İlmekler ne kadar sık ise o kadar kalitelidir. Kaliteli halıda 10cmx10cm lik bir alandaki ilmek sayısı 60×60’tır. Yani yatayda 10cm içinde saydığında 60 ilmek, dikeyde saydığınızda 60 ilmek sayarsınız. Bir halıcı “abi bu biraz kaba bir halı dediği zaman üzerindeki desenlerden değil, ilmek sayısından bahsediyordur, ki kaba halı 30×40 ilmeğin altındadır.Halı çeşitleri: Bence herkesin hayatında bir kere Afgan halısını tecrübe etmesi gerekir. Bildiğim kadarı ile 4 çeşit kaliteye sahiptirler ve en kaliteli olanlarında Big Lebowski’ye bağlayabilirsiniz. Bunun dışında kalite denince akla Hereke, Uşak, Karadağ halıları gelir. İkinci seviyede ise Şırdan, Şal, Nepal gelir. “Patchwork” halı vardır bide..Halı fiyatları: Yukarıda bahsedilen hepsinin ortak noktası ise ithal olmalarıdır. Şu anda Türkiye’de kaliteli el dokuma halısı üretiliyor mu bilmiyorum ama halıcılara baktığımızda, kıytırık halılar dışında yerli malı bir şey görmek zor sanki… O sebeple halının fiyatını hem dolar kuru hem de gümrük fiyatı etkiler. 2 sene önce Afgan el dokuma halının m2 fiyatı x lira iken, sene başında % bilmem kaç gümrük vergisi ilavesi ile halının fiyatı fırlayabiliyor. Aslında bütçenize uygun olduğunu düşündüğünüz an da kaçırmasanız iyi olur çünkü ertesi sabah uyandığınızda altın ya da döviz gibi bir davranış ile karşı karşıya kalabilirsiniz. Benden demesi..Halı pazarlığı: Genel strateji fiyatı %40 düşürmek diyor uzmanlar. Ama unutmayın halıdan anlamıyorsanız fiyatı düşüreceğim diye halıcının sizi uyduruk bir halıya yönlendirmesine sebep olabilirsiniz. Bir de ipek halı diye bir şey var, dolarla satıyorlar, o yüzden buna pek fazla bir şey diyemiyorum çünkü konu uzun…Halı temizliği; Yeni aldığınız halıyı 6 hafta geçmeden elektrik süpürgesi ile temizlemeyin. Bu arada halı üzerindeki küçük tozları ıslak bir süngerle silerseniz daha kolay temizlenir. Eğer eski halınız yıkamak istiyorsanız; halıları kaldırmadan önce, sabunlu suyla bir güzel silin. Sonra da, içine amonyak kattığınız sıcak suyla bir daha silin. Kuruduktan sonra naftalinleyin.Halı ile ilgili tecrübe ile sabit minik bilgiler;‘’Üzeri bir dilim yağ sürülü ekmeğin yağlı tarafının halıya düşme oranı, halının değeri ile orantıdır’’ gibi “morphy” yasasına benzer çok önemli bilgiler bunlar. Neler mi?* Halıya yapışan sakızın üstüne buz koyarsanız hemen çıkar.* Ufak halı ve kilimlerin kaymasını önlemek için, serilen tarafın 4 ayrı köşesine, ince lastik veya köpük sünger parçası yerleştirmek yeterlidir.* Halı üzerinde uzun süre duran koltukların izlerini yok etmek için, ezilmiş yerlere tuz dökün. 6-7 saat sonra, ezik yerin kabardığını halıların normal hale geldiğini göreceksiniz* Halılara dökülen likör ve meyveli şuruplar kurumadan, sıcak suya batırılmış bir bezle anında müdahale edilip silinecek olursa hiç leke bırakmadan çıkar.* Halınızın yatmış tüylerini dikleştirmek için halının üzerine nemli ütü beziyle ütü sürün.* Halılar elektrik süpürgesi ile tozu alındıktan sonra, sabunlu suyla silerek veya üstlerine nemli talaş serpilip süpürülerek temizlenirse renkleri parlar.* Ayak paspasları çok tuzlu suya batırılmış fırçayla temizlenir.* Halının rengini canlandırmak için en son suyuna sirke konur.* Halıya mum döküldüğünde, önce mumu kazıyın, sonra lekenin üstüne 3-4 tabaka yağlı kağıt koyun orta sıcaklıktaki ütüyle bastırın. Mum kağıda geçecektir. kağıdı devamlı değiştirin. Geride kalan fakat fazla olmayan izleri terebentin ile çıkartabilirsiniz.Halı ile ilgili son olarak diyebilirim ki… Çook seneler evvel elde dokunmayla başlamış olan serüvenini, makineleşmeyle devam ettirmiş, artık pek değer verilmeyen, evlerin olmazsa olmazı.Hafta en güzel ve keyifli geçmesi dileğiyle :)Not: Yorumlarınız bizler için çok değerli, lütfen aklınızdakileri bizlerle paylaşmayı unutmayın.Herşey paylaştıkça çoğalıyor ;)

Yazının devamı...

90’ların Vertical Düzlemde Horizantel Mobilyası...

9 Nisan 2018

‘’ Kendisine bakılsın ister, devamlı tozu alınsın, iğne oyalı peçeteler serilsin, bu peçeteler camlı kapak kapatıldığında karşıdan bakan için tam ortada dursun, asla yamuk olmasın ister..’’

Bu hafta sizler için yine bir zamanlar yaşam alanlarımızda çok manidar olan ev eşyasını inceledim. Sıkı Durun!

Türk Dil Kurumunun güncel sözlüğünde arattığımızda ‘ İçine konan şeylerin görünmesi için yapılmış camlı dolap.’ Olarak karşımıza çıkar. Neyden mi bahsediyorum? Tabi ki efsane mobilya olan vitrin’den. Tek tükte olsa şimdi evlerimizde varmıdır bilemeyiz ancak 80-95 seneleri arasında hemen hemen her evin salonlarında bulunan olmazsa olmaz ana mobilya desek yanlış söylemiş olmayız. Tabi internet ve teknolojik ev cihazlarının yokluğundan fırsatla baş tacı ettiğimiz şey mobilyadır. Haydi hep beraber dönelim o yıllara ..

Efendim malumunuz pek çoklarımızın evlerinde bir yemek takımı vardı. Yemek masası, aynalı dolap ve vitrinden müteşekkil bu takımdı. Bizde dining roomlara pek rastlanmadığından salonun bir köşesinde öylecene dururdu. Pekala yemek masasını anlayabilirdik nedir diye? Pek çoğumuza göre misafir geldiğinde ikram için ideal olan bir mobilya idi… Aynalı dolap da yine aynı mantıkla bakıldığında o misafirlere çıkartılacak tabak çanağın günlük kullanılan solmuş tabaklar zinhar misafire çıkartılmazdı ve misafire kullanılan tabaklar kırk yılda bir misafir gelecek de kullanılacak diye dolapta bekler, tozlanırdı. Bir günlük olsun aile içine çıkmazdı, çıkamazdı! Es kaza takımın bir parçasını kıran çocuk kulağı çekilmek suretiyle cezalandırılırdı. Saklanması için vardı. Neden bir aynası olduğunu ise İsviçre’yle yapacağımız temaslar sonucu aydınlığa kavuşturacağımız kanaatinde idik..Bu bağlantılı girizgah ile dönelim asıl biz vitrin’e. Misafire koyduğumuz tabak çanağı aynalı dolaba gömdük, yemek masası da tamam,peki vitrin ne işe yarıyordu? Efendim vitrine tabak çanak konmaz, vitrine koleksiyonumuzun nadide parçaları konulurdu. Kristal bardaklar, altın yaldızlı çay bardakları, incecik porselenden kahve fincanları, anneannenin annesinden kalma pasta servisi tabakları, yerine göre bir kaç ufak süs. İşte vitrin buydu. Aslında “bakın biz nelere sahibiz”in çok derinden bir nevi imasıdır vitrin. Tabi bununla kalınsa iyi. Vitrin de memnundu halinden. Kendisine bakılsın ister, devamlı tozu alınsın, iğne oyalı peçeteler serilsin, bu peçeteler camlı kapak kapatıldığında karşıdan bakan için tam ortada dursun, asla yamuk olmasın ister. Aslında insanın eşyaya hizmetkâr oluşudur vitrin desem,

inanın insan olarak zoruma gitmiyor.

Bu devasa mobilya annelerin pek sevdiği bir dolap çeşidiydi. Vitrindeki eşyalar nadiren kullanılır veya hiç kullandırılmazdı.
İlk aklıma gelen bu vitrindeki örnek eşya listesi;
şampanya bardağı
likör takımı
viski takımı
biblo
şarap bardağı
bira bardağı açmanıza asla izin verilmeyen dolu kanyak şişesi bir de bu eşyaların altında vazgeçilmez olan dantelli örtüler bulunurdu.Vitrinin ebatları hiç abartısız bir salonun çok rahat bir cephesini kaplaya- biliyordu.(Düşünün eski evlerin m2’lerini) Bir nevi evin, facebook’ta ki status kısmıdır desek yeridir.
Bu kadarıyla da kalmaz, dev cüssesi ve değişmeyen rengi ile eve alınacak bütün mobilyaların kendisine uydurulmasını bekleyen bir iktidar gibi dekorasyon özgürlüğümüze kastederdi. Vitrine danışılmadan duvarımızı boyayacak rengi bile asla seçemezdik.Bir de öyle bir mobilya çeşidiydi ki… Bulduğu en ufak açıklıktan geçebilen tozlar yüzünden zaman zaman içindeki kadehler topluca mutfağa taşınarak yıkanılırdı.Temizlikleri genelde şöyle yapılırdı; iki günde temizlemesini, boşaltmasını ve geri yerleştirmesini zar zor halledilebiliyordu.Bu cümleyi sizlere biraz daha detaylı açamak istiyorum… Efendim senede iki kere (iki bayram) olmak üzere temizliği yapılırdı. İçindeki cam eşyalar nazikçe deterjanlı suyla yıkanır ve sonra tozu alınmış vitrin rafının üzerine dekoratif bir şekilde yerleştirilir.Temizlik sonrası düzenli yerleştirme ise apayrı bir sanat idi. Hatta Annede ileri düzey simetri hastalığı olunca yerleştirmesi bir çin işkencesine dönüyordu. Siz merdiven yada sandalyede allah’a emanet ayakta kalma mücadelesi verirken, valide hanımın 5 metre öteden verdiği komutları yerine getirmeye çalışırsınız; “azıcık daha sağa, yok biraz arkaya doğru, ay örtü kaydı onu düzelt önce.. evet azıcık sağa..” Tekrar tekrar dizer porselenleri, bardak, çanakları…Birde malum gazete kuponları ile aldığımız beklide hiç açıp da okumadığımız 32 cilt ansiklopediler olmazsa olmaz olarak vitrinin vip bölümünde özel olarak sergilenirlerdi.Bu arada siz benim dilime bakmayın… Esasen o kadar da gereksiz bir ev eşyası değildi. Kişi biraz kafa yorarsa aslında eve gelen konuklarıyla kendisiyle arasında sağlam bir köprü kurmasını sağlayacak güzel bir nesneye dönüşebiliyordu da. Fazla egoist yaklaşmadan güzelce kendinizi, fikirlerinizi sergileyebileceğiniz size ait bir köşe olarak bakarsanız bence şahane bir şey. Ama “sefam olsun” demek, tadında bir yaklaşım ile Vitrini misafire karşı paravan olarak kullanmak ve bunu nesilden nesile devam ettiren bir reflekse evirtmek…bilemedim..Takdir sizlerin.Şimdi ise yeni nesil tv ünitesine ve “obje”lere sardı da … siliniyor bu trend / akım.Güzel bir hafta sizinle olması dileğiyle sağlıcakla kalın. Bizi takip etmeye devam edin.

Yazının devamı...

Koltuk Taklidi Yapan Yatakgillerden Olma Çekyat

30 Mart 2018

TDK güncel sözlüğüne baktığımızda ; gerektiğinde açılıp yatak durumuna getirilebilen koltuk, kanepe olarak geçiyor.

Bir de olmazsa olmaz rüya tabirleri sözlüğümüz var. Bakın ne anlamaya geliyormuş rüyamızda çekyat görmek…”İş hayatında uzun bir süreden beri devam eden şanssızlığın yakın bir zaman içinde sona ereceğine, bu sayede ters giden işlerin normale döneceğine, uğranılan zararların telafi edileceğine, çok uzun bir zamandan beri beklenen hayırlı haberlerin en sonunda geleceğine, çok daha hayırlı ve güzel bir iş hayatına sahip olunacağına, atılan her adımda daha büyük başarılar kazanılacağına ve iş hayatı ile ilgili olarak çok daha deneyimli kişilerden fikirler alınarak adımlar atılacağına alamet eder..” diyor ortak yorumlar.

Efenim son olarak çekyat ile ilgili olarak birde bilimsel/teknik sözlüğümüze bakarsak eğer;

“Klik klak diye tabir edilen açılır-kapanır mekanizma üzeri yay, sünger ve kumaş döşenmesi ile birlikte kolçaklı veya kolçaksız oturma/yatma ünitesi.

Yataklı kanepelerle karıştırılmaması gereken bir mobilya cinsidir. özellikle 70’li yıllarda orta gelir düzeyindeki ailelerin tercih ettiği 2 parçadan oluşan bir şeydir.Parçalardan biri duvara dayalı kütüphane görüntüsü taşır, bundan bağımsız olan diğer parçanın bir kısmı bu kütüphane gibi bölümün altına sokulur, yatılacağı zaman çekilir. Daha çok yataklı kanepe gibi kanepe görüntüsünde değil de kütüphane önüne sedir konmuş görüntüsündedir.

Çekyatın familyasını incelediğimizde herhalde atası ‘Kütüphaneli Divan’ olsa gerek… Kanımca kütüphaneli divanın evirilmiş versiyonu çekyat desek de olur. Tabi baktılar kütüphanesi bakır, ibrik ve dantel dizmekten başka bi işe yaramıyor doğrudan koltuk/yatak fonksiyonlu birşeye dönüştürelim deyip bugünkü çekyat çıktı sanırım. Ve entellektüel kaygı da böylece tarihe gömüldü. Çekyata girmeden asıl malzeme olarak kütüphaneli divandan bahsedelim olur mu?
Efenim eskilerde döşekten,divan ve divandan çekyata geçişi aşamasında çok emeği geçmiş bir oturma-yatma mobilyası desek doğru olur. Bir nevi oturma mobilyasında ara akım gibi bişey aslında…

Karşıdan bakıldığında orta kısmına 32 ciltlik ana britannica ansiklopedisi sığacak genişlikte bir kitap bölmesi görülür. Fakat o bölmeye kitap koyan hiç kimse var mıdır bilemedim. Bölmeye genellikle danteller üzerine oturtulmuş bir vazo ve iki kenarında, alamancı dayının Almanya’lardan getirdiği iki adet cam kültablası,incik boncuk gibi bol tozlanan ve tozu iade etmeyen türde ıvır zıvırlar konurdu. O bölmenin iki yanında da ellişer santimlik iki dolap görülür. Bu dolaplar tam da aile fotoğraf albümlerinin konabileceği türden bir havaya sahip olup yanlarına da dikiş malzemeleri,misafir gelince çıkarılabilen iskambil kağıtları konursa tadından yenmezdi. Ayrıca atsan atılmaz satsan satılmaz, başlığında incelenebilecek bir sürü adı bilinmeyen eşya da bu dolaplara konurdu.Bu dolap ve kitap bölmesinin hemen altında iki adet daha büyük çekmecemsi dolap bulunur. Ve bu dolap kapaklarının kenarlarından onar santim boşluk bırakılmış orta kısmı kadife kaplı süngerle kapatılmıştır.Öyle bir kabartma desendi ki o yattığınızda yüzünüzde desenin şekli modern tatoo gibi çıkıveriyordu… Bu dolaplar nispeten daha büyük oldukları için içerlerine akşam yatarken kullanacağımız yorgan,battaniye,yastık gibi uyku gereçlerini koymak farzdı.

Yazının devamı...

Nedir Bu Halıflex?

14 Mart 2018

Üzerinde Barındırdığı BilumumKirleri ve Pürsülerini İade EtmeyenYeksan Halı çeşidi HALIFLEKS

Tdk güncel sözlüğüne baktığımızda ; halıfleks sözü bulunamadı sonucu çıkıyor. Çünkü ne Türkçeye evirilmiş nede yabancı anlamı olan bir kelimedir. Aslında bir firma ismidir. Ve ilk olduğu için hem sektör hem de ürünle adeta özleşmiştir. O zaman gelin bir anonim anlam çıkaralım bu kelimeye. Bence, yer döşemesinde kullanılan, sentetik iplikle dokunmuş halı desek doğru olabilir.

Rüya tabirleri sözlüğümüzde ise çok enteresan halıyı geçtik, halıfleks‘in bile anlamı çıkıyor.:) Neymiş bakalım… ”Karşılaşılan kötü bir olaydan ya da bir durumdan ötürü uğranılan zararın telafi edileceğine, sevinçli ve müjdeli haberler alınacağına, sıkıntıların yakın zaman içinde çok hayırlı ve sorunsuz bir şekilde ortadan kalkacağına, hayal edilen şeylere kavuşulacağına, büyük atılımlar yapılacağına ve mutlu olunacağına işaret eder. Aynı zamanda, yuva kurmaya, aile hayatında huzur bulmaya, güzel günler görmeye ve maddi anlamda huzur bulmaya rivayet eder.”

Bir de olmazsa olmaz Teknik Anlam olarak Halıflex anlamı ise; Keçe görünü­şünde, döşeme kaplaması olarak kullanılan makine dokumasına deniyormuş.

Halıfleks ile ilgili “soft” ortamda 100’den fazla kişiye sorduk (yani sizlere) en popüler cevapları aşağıda listeledik.. Bakın neler demişsiniz.. Efendim çok geriye gidersek… 70’li yıllarda çok popüler olmuş, evlenen hemen her genç kızın çeyizinde yer almış, özellikle de koridorlarda yolluk olarak popülaritesi tavan yapmış bir halı türü desek doğru olur. Zira, o yıllarda çocukluğumuzda gittiğimiz hemen hemen her evin koridorlarında, nadiren de odalarında görmüşlüğümüz vardır kendisini. Alkole toleransı düşük öğrencilerin hele ki evlerinde halıfelks varsa vay haline o canım döşemenin! Esaslı bir halı yıkama makineniz yoksa, kesinlikle tercih edilmemesi gereken döşeme türü. Zira yıllar içinde bunun içinde biriken toz, toprak, amip, godzilla falan bir süre sonra sizi maazallah hasta eder. Alerjik bir bünye haline getirir.

Ne kadar türlü konseptlerle temizleyeceğim diye kassanız da halı temizleme makinesiz bir yere varamazsınız, tozun toprağın yerini değiştirirsiniz o kadar. İngiltere’de banyo zeminine bile konulan, temizlikten nasibini alamamış ev dekorasyon ürünü. Bir de bunun üstüne, yetmiyormuş gibi, kilim vs atıldığı kombinasyonları mevcuttur ki tek denebilen…

Nasıl arıtıldığını bulanmaz ise söküp camdan atmaya yarayan halı çeşidi. Duvardan duvara hali olgusuna ismini vermiş firma. Genelde ucuz olması sebebiyle öğrenciler ve bekar kişiler tarafından tercih edilen evi sıcak tutmada faydalı olmasına rağmen temizliği düzgün yapılmadığı için koku, nem, pislik, toz gibi yan etkileri mevcut olan metrekare olarak en ucuz taban kaplama malzemesi. Üç yıldızlı otelin olmazsa olmazıdır. Bilumum öğretim kurumunda, beyaz yazı tahtalarında silgi olarak da kullanılabilen, müthiş icat. Bu buluş/icat sanırım Türklere özgü:) Pimapen pencere ile birlikte Türk ev yapılanma geleneğinin kabusu. Görsel bir şölenin yanında her türlü mayk ailesini ve püsürünü de içinde toplayarak özellikle çocukları hasta etmek konusunda uzman bir döşeme çeşidi. Bunu bir de parke bozulmasın diye yaptıranlar vardır ki ona hiç yorum yapamıyoruz… Alerjik bünyeli kişilerin özellikle yatak odalarına kesinlikle yanaştırmaması gereken dekorasyon türü. Hapşırtır.

Evettt! buluşa ilham veren, farklı kullanım senaryolarına olanak sağlayabilen ve daha bir çok şeye sebep olan bir çeşit halıymış meğersem… Neymiş bu halı çeşidi demeyin… :)

Yazının devamı...

Nedir Bu Halıfleks?

14 Mart 2018

Üzerinde Barındırdığı Bilumum

Kirleri ve Pürsülerini İade Etmeyen

Yeksan Halı çeşidi HALIFLEKS

Tdk güncel sözlüğüne baktığımızda ; halıfleks sözü bulunamadı sonucu çıkıyor. Çünkü ne Türkçeye evirilmiş nede yabancı anlamı olan bir kelimedir. Aslında bir firma ismidir. Ve ilk olduğu için hem sektör hem de ürünle adeta özleşmiştir. O zaman gelin bir anonim anlam çıkaralım bu kelimeye. Bence, yer döşemesinde kullanılan, sentetik iplikle dokunmuş halı desek doğru olabilir.

Rüya tabirleri sözlüğümüzde ise çok enteresan halıyı geçtik, halıfleks‘in bile anlamı çıkıyor.:) Neymiş bakalım… ”Karşılaşılan kötü bir olaydan ya da bir durumdan ötürü uğranılan zararın telafi edileceğine, sevinçli ve müjdeli haberler alınacağına, sıkıntıların yakın zaman içinde çok hayırlı ve sorunsuz bir şekilde ortadan kalkacağına, hayal edilen şeylere kavuşulacağına, büyük atılımlar yapılacağına ve mutlu olunacağına işaret eder. Aynı zamanda, yuva kurmaya, aile hayatında huzur bulmaya, güzel günler görmeye ve maddi anlamda huzur bulmaya rivayet eder.”

Bir de olmazsa olmaz Teknik Anlam olarak Halıflex anlamı ise; Keçe görünü­şünde, döşeme kaplaması olarak kullanılan makine dokumasına deniyormuş.

Halıfleks ile ilgili “soft” ortamda 100’den fazla kişiye sorduk (yani sizlere) en popüler cevapları aşağıda listeledik.. Bakın neler demişsiniz.. Efendim çok geriye gidersek… 70’li yıllarda çok popüler olmuş, evlenen hemen her genç kızın çeyizinde yer almış, özellikle de koridorlarda yolluk olarak popülaritesi tavan yapmış bir halı türü desek doğru olur. Zira, o yıllarda çocukluğumuzda gittiğimiz hemen hemen her evin koridorlarında, nadiren de odalarında görmüşlüğümüz vardır kendisini. Alkole toleransı düşük öğrencilerin hele ki evlerinde halıfelks varsa vay haline o canım döşemenin! Esaslı bir halı yıkama makineniz yoksa, kesinlikle tercih edilmemesi gereken döşeme türü. Zira yıllar içinde bunun içinde biriken toz, toprak, amip, godzilla falan bir süre sonra sizi maazallah hasta eder. Alerjik bir bünye haline getirir.

Ne kadar türlü konseptlerle temizleyeceğim diye kassanız da halı temizleme makinesiz bir yere varamazsınız, tozun toprağın yerini değiştirirsiniz o kadar. İngiltere’de banyo zeminine bile konulan, temizlikten nasibini alamamış ev dekorasyon ürünü. Bir de bunun üstüne, yetmiyormuş gibi, kilim vs atıldığı kombinasyonları mevcuttur ki tek denebilen…

Yazının devamı...