İZBAN’I kim yaptı?

15 Ekim 2012

İZBAN, rahmetli Başkan Ahmet Piriştina‘nın DSP’nin iktidarda olduğu dönemlerde hazırladığı, TCDD-Belediye işbirliğinin temellerini de attığı bir proje. Yerine gelen Başkan Kocaoğlu ve DSP’den sonra iktidarı alan AK Parti de bu işbirliğini geliştirerek sürdürdü.
Sonuçta, 2010 yılının Ağustos ayından itibaren ilk seferlerine başlayan İZBAN günde 160 bin İzmirliye hizmet eden, kapasitesini 500 bine kadar çıkarma potansiyeli bulunan önemli bir kuruluş haline geldi.
Birlikte açmışlardı
Yerel yönetimle, merkezi hükümete bağlı TCDD gibi köklü bir kuruluşun işbirliğiyle hayata geçirdiği ilk proje olan İZBAN’ın başarıyla yürütülmesi de Türkiye’ye örnek oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nun birlikte hizmete açması da o ana kadar görülmemiş ilklerden biriydi.
Ancak bu işbirliğinin, dostluğun ortasına, siyaset ve bir yıl sonraki yerel seçimlere yönelik hesaplar bir kara kedi gibi gelip oturmuş durumda. Kılıçdaroğlu ve Erdoğan arasında, büyük kentlerdeki metro projeleri ve maliyet hesapları üzerinden başlayan tartışma ister istemez İzmir’i odak noktasına oturttu.
CHP tarafı, İZBAN’da yüzde 50 ortak TCDD’nin zaten var olan demiryolunu tahsis etmekten öte katkısı olmadığını, Büyükşehir’in ise hat üzerinde bulunan, geçit, istasyon, tünel gibi tüm inşaat işlerini yapan taraf olduğunu savunarak projeyi sahipleniyordu.
AK Parti’nin buna karşılığı, Ulaştırma Bakanlığı ve TCDD tarafından ortaya konan bir bilanço oldu. AK Parti İzmir İl Başkanı Ömer Cihat Akay, geçen hafta Ben TV‘de Hamdi Türkmen, Erol Yaraş ve Osman Gençer‘in hazırladığı Üç Gazeteci Bir Konuk programında ipuçlarını verdiği İZBAN yatırımlarıyla ilgili bilançonun ayrıntıları elime geçti.

Yazının devamı...

İzmir ve baz istasyonları

8 Ekim 2012


Geçen hafta sonunda, İzmir’den bir grup gazeteci ile Turkcell’in İstanbul’daki Şebeke Kontrol Merkezi‘ndeydik. Türkiye’nin dört bir yanındaki vericiler, aktarıcıların, baz istasyonlarının durumunun gözlenebildiği ve bir aksaklık durumunda müdahale edilebildiği merkezi, NASA’nın uzay uçuşlarını kontrol ettiği yere benzettim ben.
Turkcell, İzmir’den Van’a uzanan bir çizgiyle Türkiye’yi kuzey ve güney olmak üzere iki sorumluluk bölgesine ayırmış. İzmir’in de dahil olduğu güneyin Başkanı Bahadır Üçer bize bu merkezi tanıtan kişiydi. Bolca soru sorarak kendisini terlettik ama içtenlikle cevaplar verdi. Saklayacak, gizleyecek hiçbir şeyi olmayan, açık ve kendinden emin bir kurumun yöneticisi olduğunu gösterdi.
Hatta, İzmir’in baz istasyonları konusunda Türkiye’de en fazla dava ile karşılaştıkları yer olduğu bilgisini de veren Üçer; “Bize 498 dava açılmış durumda. Onların dava sayılarını vermek bana düşmez ama diğer iki operatör de en çok İzmir’deki davalarla uğraşıyor” dedi.
Anlaşılan o ki, cep telefonunu herkes kullanıyor ve seviyor ama “Baz istasyonu benim yakınımda durmasın. Karşı mahallede dursun” diyor.
Bahadır Üçer, Avrupa ülkelerinde de Türkiye’deki gibi sokaklarda, apartman tepelerinde baz istasyonları olduğunu, hatta Türkiye’deki ışınım yayma üst sınırının Avrupa’nın dörtte biri kadar olduğunu söylüyor.
Ortaya koydukları bilimsel araştırmalar, baz istasyonlarının ışınım yayma konusunda evimizdeki buzdolabından düşük, televizyonla neredeyse eşit olduğunu söylüyor. Bunları neden etkili biçimde anlatmadıklarını sorduğumuzda ise bu konuda yeterince etkili olamadıklarını kabul ediyor.

Yazının devamı...