Enerjisi güzel takım

19 Ağustos 2019

Üstünlüğün sürekli el değiştirdiği maçın son periyoduna 13 farklı geride girse de benchten gelen Metecan’ın artırdığı enerji, hücumda turnuvanın suskun ismi Cedi’nin devreye girmesiyle 24-9’luk seriyi getirdi, 12 Dev Adam, Yunanistan’daki turnuvayı moralli bitirdi

Dünya Kupası hazırlıklarını sürdüren A Milli Basketbol Takımımız, Acropolis Turnuvası’nın son gününde İtalya’yı 72-70 yenmeyi başardı, moral kazandı.
Aslında birçok açıdan önemli notlar vardı İtalya maçında. Mesela Cedi’nin devreye girdiğinde takıma nasıl sınıf atlattıracağı. İlk iki maçta ortalıkta gözükmeyen yıldız oyuncu İtalya karşısında 20 sayıyla oynadı. Onu devreye sokmak için temponun artırılmasının gerekliliği de net biçimde ortaya çıktı. Millilerimiz’in İtalya karşısında hem ilk yarıda, hem son çeyrekteki dönüşlerinde sahada hep kısa beşler oldu. Özellikle son çeyrekte Metecan, Furkan, Cedi ve Ersan’ın bir guard ile birlikte sahada kaldığı anlarda artan baskı galibiyeti getiren etken oldu. Şutörlerimiz forma girmez, 5 numaradan skor katkısı alamazsak, Çin’de de bu kısa beşlerle rakipleri şaşırtmak, baskı ile tempoyu artırmak çok sık görebileceğimiz bir düzen gibi gözüküyor.
İtalya karşısında bir diğer kazanım da Metecan oldu. Son çeyrekteki dönüşün mimarlarındandı. Gentile karşısında dimdik kalışı, takımın koştuğu anlardaki uyumu ve skora katkısı çok fark yarattı. Bu ikiliyle birlikte ilk iki günün de iyileri Ersan ve Furkan’ı hesaba katarsak, hazır oyuncu sayımızın arttığını söyleyebiliriz. Ayrıca kısa beşlerle oynadığımızda Doğuş’un potaya gidişini de dün çok kullandık, yani alan açıldığında birçok seçeneğimiz var ama ne zaman rakip oyunu sete çevirse yine çok zorlandık.
İtalya’nın ilk çeyrekte 10’da 9 iki sayı ile başlaması, boyalı alan savunmamız hakkında çok bilgi veriyor. Ancak o savunma sadece uzunların işi değil kısaların da bu kadar kolay geçilmemesi gerekiyor.
13 sayı geriden gelip kazanmak moral oldu ama daha çok işimiz var. Bu takımın enerjisi gerçekten yüksek. Ancak kalan kısa sürede o enerjiyi baketbol aklıyla birleştirip, set oyunları üzerinden de skor bulmamız, bunun için de öncelikle dışarıdan şut sokmamız gerekiyor.

Yazının devamı...

Devler Komşu'da kayıp

18 Ağustos 2019

Yunanistan’da düzenlenen Acropolis turnuvasının 2. gününde ev sahibiyle karşılaşan Türkiye, rakibine 84-70 yenildi.
TOTAL’in sponsor olduğu A Milli Basketbol Takımımız’ın bir kez daha eksiklerini görme adına iyi bir sınav verdiğini söyleyebiliriz.
Ancak şunu başta belirtmek gerek ki, Furkan ve biraz da Ersan dışında henüz ritmini bulmuş ismimiz yok. Özellikle Cedi Osman, beklentilerin de etkisiyle hemen bir şeyler yapmak istemesi nedeniyle standardının çok altında oynuyor. Onun 4 numaraya geçtiği anlarda artan baskı savunmada koz olsa da, özellikle çizgi gerisinden ritmini bulması gerekiyor.
Farkın çift hanelere çıktığı bölümlerde hep Furkan sahne alıp, maçta tutmaya çalıştı temsilcimizi ama Sırbistan ve Yunanistan gibi ekipler karşısında çok daha fazlası gerekiyor. Ersan’ın dış atışlarda verdiği katkıyı mutlaka içeriden diğer uzunlarımızın da sağlaması lazım. Ayrıca kısalardan gelecek şutlar da kaderimizi belirleyecek, yüzde 25-30 atarak kazanmamız çok mümkün gözükmüyor.
Antetokounmpo’nun sahada olduğu anlarda ikili oyunları savunmak çok kolay değil, zaten o boyda ve çabuklukta bir ismi NBA’de de tutan olmuyor, ancak o kenardayken aynı hataların sürüyor olması da, takım savunmasını biraz daha sertleştirmemiz, özellikle uzunların geriye çabuk dönmesini zorunlu kılıyor.
Fark 15’lere çıktıktan sonra dönüş çabamız olumlu, şampiyonaya kadar vaktimiz de var ama başta Cedi, sonrasında da Wilbekin ve Semih’in mutlaka devreye girmesi gerekiyor. Tabii ki dün sahanın en skoreri olan Furkan’a da ‘maşallah’ diyelim, onun performansı umutlarımızı canlı tutuyor.

Yazının devamı...

Devlere ilk uyarı

17 Ağustos 2019

Çin’in ev sahipliğinde 31 Ağustos-15 Eylül tarihleri arasında düzenlenecek Dünya Kupası için hazırlıklarını sürdüren A Milli Basketbol Takımı, Yunanistan’da katıldığı Acropolis Turnuvası’nın ilk maçında Sırbistan’a 87-72 yenildi.
Sakatlıklar, kadroya geç katılanlar derken çok iyi bir hazırlık dönemi geçiremese de, özel maçlarda 4’te 4 yapan milliler, Fransa maçından sonra belki de en ciddi hazırlık maçına çıkmıştı. Rakip Dünya Kupası’nın en önemli şampiyonluk favorilerinden gösterilen Sırbistan’dı. Henüz tam kadro bir arada fazla oynama şansı bulamayan Ay-yıldızlı ekibimiz, Sırbistan gibi hazır bir ekip karşısında da özellikle hücumda organize olmakta zorlandı. En büyük silahı olan geçiş hücumları şansını da kısa periyotlarda bulabilen millilerimiz, dışarıdan da çok düşük yüzdeyle şut atınca, rakibine karşı koyamadı. İlk yarıda Bogdanovic’in üçlükleriyle farkı çift hanelere çıkaran, boyalı alanda NBA’in en iyi pivotlarından kabul edilen Jokic ile üstünlük kuran Sırbistan, oyunun genelini rahat oynadı. Sakatlıktan yeni çıkan Semih’in de fazla şans bulamadığı ve etkili olamadığı boyalı alan kaynaklı skorun artışı, Sırplar’ı dışarıda da rahatlattı, Micic’in organizasyon becerisi rakibin farkı 22 sayıya kadar çıkarmasını sağladı. Furkan Korkmaz’ın direnci sadece farkı azaltsa da, Sırbistan salondan farklı galip ayrıldı.
Henüz Cedi’nin ritmini bulamadığı millilerin 37’de 9 üç sayı isabeti ile kazanması zaten mümkün değil. Ancak ekibimiz öncelikle, savunma kaynaklı skorumuzu yükselterek çizgi gerisindeki yüzü hafifletmeli.

Bugün rakip Yunanistan

A Milli Basketbol Takımımız, Acropolis Turnuvası’nın 2. maçında bugün ev sahibi Yunanistan ile karşılaşacak. TSİ 20.30’da başlayacak mücadeleyi NTV yayınlayacak.

Yazının devamı...

Yine bize hüsran!

29 Haziran 2019

Avrupa Şampiyonası’ndaki ilk maçında İtalya’ya kaybeden Ay-yıldızlı ekibimiz, dün de eksik Slovenya karşısında inanılmaz hatalar yaptı, salondan boynu bükük ayrıldı. Macaristan da kazanınca millilerimizin gruptan çıkma şansı kalmadı.

Sırbistan’ın Niş şehrinde oynanan C Grubu maçlarının ikincisinde Slovenya karşısına çıkan A Milli Kadın Basketbol Takımımız yine galibiyetle tanışamadı, salondan 62-55 yenik ayrıldı.
Slovenya ilk maçta sakatlanan Lisec’ten yoksun sahaya çıktı. Bu aslında çok büyük bir fırsattı. Zaten uzun sıkıntısı olan takım, adeta sahaya pivotsuz çıktı. Ancak ne yazık ki millilerimiz bu avantajı 3. çeyrek dışında doğru dürüst kullanamadı. Stokes’a topu geçirmek başlıca görev olmalıydı. Ama ne yazık ki kısalarımız bir sağa bir sola giderken, hücumu 19. saniyede başlattı. Bu tempoda oynayacaksak, dışarıda Gülşahlar, Şaziyeler gibi şutörleriniz olmalıydı. Dünkü üç sayı isabetimiz 24’te 3, üçünü de Cansu attı. Stokes’a topu geçirdiğimiz, kısalarla potaya atak ettiğimiz anlarda hep öne fırladı millilerimiz ama devşirme oyuncumuz 3 çeyrek 10’da 7 isabetle 17 sayı atarken, son çeyrekte sadece 1 top kullandı! İşin kötüsü top kaybetme alışkanlığımız da sürdü, tam farkın çift hanelere geleceği anlarda gelen 20 top kaybı, yenilgiyi hazırladı. Stokes’a gelen yardımlarda bir türlü ceza kesecek ismi de bulamadı milliler, ne yazık ki hazırlık döneminin formda ismi Tuğçe hata üstüne hata yaparken, Bahar ve Tilbe de beklentilerin çok uzağında olmalılar ki, ikisi de doğru dürüst sahada kalamadı!
Milliler şaşırttı
Bir tek hücum değildi yenilgiyi getiren. Sadece üçlük ve orta mesafe atışlara kalmış rakipten, perde çıkışlarında yediğimiz sayının haddi hesabı, aynı oyuna, yardımı sürekli ters taraftan götürmenin ve defalarca aynı sayıyı yemenin açıklaması yok!
Sonuçta Olimpiyat hayaliyle gelinen Sırbistan’da daha 2 maç oynanmışken, elenmiş olduk. Jenerasyon değiştiriyoruz belki ama o da böyle bir sonucun bahanesi olamaz. Son iki olimpiyatta oynayan takım, bu kadar kolay havlu atamaz!

Yazının devamı...

Ne sezondu ama!

23 Haziran 2019

19 yıldır final four, 10 yıldır da lig şampiyonluğu göremeyen Anadolu Efes, müthiş sezonu iki hasretini de noktalayarak tamamladı.

Türk basketbolunun lokomotiflerinden lacivert-beyazlı takım nefes kesen final serisinde Fenerbahçe Beko’yu geçerek 10 yıldır hasret kaldığı lig şampiyonluğuna ulaştı. Tarihi bir performans sergileyen Anadolu Efes bunu hem de 9 yeni isimle başladığı sezonda başardı.

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde şampiyonluk ipini finaldeki rakibi Fenerbahçe Beko’yu 4-3’lük seriyle geçerek kucaklayan Anadolu Efes, uzun yıllardır hasret kaldığı başarıları aynı yıl içinde yaşayarak, eski günlerine dönüş sinyallerini verdi.
Aslında Efes’in işi hiç de kolay değildi. Bir sezon önce Euroleague’de son sırada yer alan lacivert-beyazlı ekip, 19 yıldır Final Four, 10 yıldır da lig şampiyonluğuna hasret kalmış, bunu sonlandırmak için kolları sıvamıştı. Bunun için de Efes’e ligdeki son lig şampiyonluğunu yaşatan Ergin Ataman, geçen yılın ortasında göreve getirilmiş ve eline de son yılların en yüksek bütçelerinden birisi verilmişti.

Sabrın sonu...
Ergin Ataman da takımı adeta yeniden kurdu. Kaptan Doğuş Balbay, Dunston ve Simon ile alt yapıdan yetişen gençler dışındaki kadronun tamamı değişti, 9 transfer ile sezona girildi. Özellikle Larkin transferinin son ana kadar beklenmesi, Beaubois ve Micic transferleri ile kısa rotasyonunu sağlama aldıktan sonra, riske girilerek Euroleague transfer piyasasının gözde isminin NBA’den kontrat alıp alamayacağının riskine girilmesi, belki de sezonun kaderini çizdi. Larkin NBA’den istediği kontratı alamayınca, onu isteyen takımlar arasında beklemeyi seçen bir tek Efes olunca lacivert-beyazlı formayı giydi, sezona damgasını vurarak, ne kadar önemli bir transfer olduğunu gösterdi.

Ergin Ataman farkı

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde Anadolu Efes’i şampiyonluğa taşıyan başantrenör Ergin Ataman, elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeyi sürdürüyor.

Yazının devamı...

Guardların Şanlı gecesi

22 Haziran 2019

Sadece saha içine baktığımızda gerçekten iki takımın da ayakta alkışı hak ettiği bir final serisine tanık olduk ve sonunda da mutlu sona Efes ulaştı.
Bu sezon başında 9 oyuncuyla kurulan yepyeni bir takımın Final Four’daki finalin ardından 9 yıl aranın ardından lig şampiyonluğunu kucaklaması, ortaya konan emeğin ne kadar büyük olduğunun kanıtı. Her ne kadar final serisindeki demeçleriyle birçok kesimin tepkisini çekse de, Ergin Ataman’ın saha içindeki performansını da kutlamalı. Saha avantajını yitirdikten sonra Efes’in, kazanılması en zor deplasmanlardan birisi olan Ülker Arena’da kazanacak mental güce ulaşması ve son maçta kupaya uzanması, yıllardır yaptığı yatırımların karşılığını Final Four motivasyonuyla alan Efes’e müthiş bir sevinç daha yaşattı.
Bu sezon ne zaman ikisi aynı anda oynasa takımlarını zafere taşıyan Micic ile Larkin serinin 7. maçında da sahne aldı. İki yıldız isim de, Fenerbahçe’nin sakatlar nedeniyle zayıf karnı haline gelen boyalı alana sürekli atak yaptı, neredeyse 40 dakika bu ikilinin birebirleriyle şampiyonluğa ulaştı. Özellikle Larkin, ne kadar özel bir yetenek olduğunu, topu eline her alışında bir kez daha gösterdi, tartışmasız MVP’ydi. Sakat olan 5 numaralardan özellikle Vesely olsa Efes kısalarına o koridor muhtemelen bu kadar açılmazdı ama bu Efes’in Euroleague ve normal sezon maçlarında da rakibini devirdiği ve hücumdaki müthiş temposuyla hep bir çare ürettiği unutulmamalı. Yani bu sezon çok iyi kurulan bir kadroydu Efes, çok iyi yönetildi ve sonunda da istediğini aldı. Final serisinin neredeyse tamamını 5-6 kişiyle oynamasına rağmen inanılmaz enerjisini, sezonun 82, serinin 7. maçına taşımayı bilen Efes’te Sertaç Şanlı da gecenin özel isimlerinden biriydi. Sezonun en başarılı isimlerinden Dunston’ın ne kadar yorulduğunu daha önce yazmıştık, dün de bunu hissettirdi daha ilk çeyrekte 3 faul alıp kenara geldi. İşte o anda Sertaç sahne aldı, hem savunma, hem de hücumda çok önemli işler yaptı. Özellikle skorun koptuğu 2. yarının başındaki performansı, onu gecenin yıldızlarından yaptı.
Fenerbahçe Beko ise çok iyi geçirdiği sezonun sonunda art arda yaşadığı şanssızlıklar nedeniyle ritmini kaybetti, kader maçlarının hepsini en az 3-4 oyuncudan yoksun oynadı. Buna rağmen pes etmedi, son maça kadar savaştı. Artık nasıl nefes alabildiklerinin bile tartışıldığı ortamdaki bu savaşları, kaybetseler de takdirle karşılandı. Basketbolumuza kattığı renk için bu takımı herkes kutlamalı, arkalarındaki destek hiç azalmamalı.
Bir özel teşekkür de Obradovic’e. Neden bu kadar önemli bir efsane olduğunu, seri boyunca verdiği sağduyulu mesajlarla gösterirken, kaybedilen final sonrasında yine rakibe ve oyuna ne kadar saygı duyduğunu gösterdi. Takımını bir kez daha Efes kupayı kaldırmadan soyunma odasına yollamadı Obradovic, bu hareketleri öyle değerli ki!

Yazının devamı...