Yine bize hüsran!

29 Haziran 2019

Avrupa Şampiyonası’ndaki ilk maçında İtalya’ya kaybeden Ay-yıldızlı ekibimiz, dün de eksik Slovenya karşısında inanılmaz hatalar yaptı, salondan boynu bükük ayrıldı. Macaristan da kazanınca millilerimizin gruptan çıkma şansı kalmadı.

Sırbistan’ın Niş şehrinde oynanan C Grubu maçlarının ikincisinde Slovenya karşısına çıkan A Milli Kadın Basketbol Takımımız yine galibiyetle tanışamadı, salondan 62-55 yenik ayrıldı.
Slovenya ilk maçta sakatlanan Lisec’ten yoksun sahaya çıktı. Bu aslında çok büyük bir fırsattı. Zaten uzun sıkıntısı olan takım, adeta sahaya pivotsuz çıktı. Ancak ne yazık ki millilerimiz bu avantajı 3. çeyrek dışında doğru dürüst kullanamadı. Stokes’a topu geçirmek başlıca görev olmalıydı. Ama ne yazık ki kısalarımız bir sağa bir sola giderken, hücumu 19. saniyede başlattı. Bu tempoda oynayacaksak, dışarıda Gülşahlar, Şaziyeler gibi şutörleriniz olmalıydı. Dünkü üç sayı isabetimiz 24’te 3, üçünü de Cansu attı. Stokes’a topu geçirdiğimiz, kısalarla potaya atak ettiğimiz anlarda hep öne fırladı millilerimiz ama devşirme oyuncumuz 3 çeyrek 10’da 7 isabetle 17 sayı atarken, son çeyrekte sadece 1 top kullandı! İşin kötüsü top kaybetme alışkanlığımız da sürdü, tam farkın çift hanelere geleceği anlarda gelen 20 top kaybı, yenilgiyi hazırladı. Stokes’a gelen yardımlarda bir türlü ceza kesecek ismi de bulamadı milliler, ne yazık ki hazırlık döneminin formda ismi Tuğçe hata üstüne hata yaparken, Bahar ve Tilbe de beklentilerin çok uzağında olmalılar ki, ikisi de doğru dürüst sahada kalamadı!
Milliler şaşırttı
Bir tek hücum değildi yenilgiyi getiren. Sadece üçlük ve orta mesafe atışlara kalmış rakipten, perde çıkışlarında yediğimiz sayının haddi hesabı, aynı oyuna, yardımı sürekli ters taraftan götürmenin ve defalarca aynı sayıyı yemenin açıklaması yok!
Sonuçta Olimpiyat hayaliyle gelinen Sırbistan’da daha 2 maç oynanmışken, elenmiş olduk. Jenerasyon değiştiriyoruz belki ama o da böyle bir sonucun bahanesi olamaz. Son iki olimpiyatta oynayan takım, bu kadar kolay havlu atamaz!

Yazının devamı...

Ne sezondu ama!

23 Haziran 2019

19 yıldır final four, 10 yıldır da lig şampiyonluğu göremeyen Anadolu Efes, müthiş sezonu iki hasretini de noktalayarak tamamladı.

Türk basketbolunun lokomotiflerinden lacivert-beyazlı takım nefes kesen final serisinde Fenerbahçe Beko’yu geçerek 10 yıldır hasret kaldığı lig şampiyonluğuna ulaştı. Tarihi bir performans sergileyen Anadolu Efes bunu hem de 9 yeni isimle başladığı sezonda başardı.

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde şampiyonluk ipini finaldeki rakibi Fenerbahçe Beko’yu 4-3’lük seriyle geçerek kucaklayan Anadolu Efes, uzun yıllardır hasret kaldığı başarıları aynı yıl içinde yaşayarak, eski günlerine dönüş sinyallerini verdi.
Aslında Efes’in işi hiç de kolay değildi. Bir sezon önce Euroleague’de son sırada yer alan lacivert-beyazlı ekip, 19 yıldır Final Four, 10 yıldır da lig şampiyonluğuna hasret kalmış, bunu sonlandırmak için kolları sıvamıştı. Bunun için de Efes’e ligdeki son lig şampiyonluğunu yaşatan Ergin Ataman, geçen yılın ortasında göreve getirilmiş ve eline de son yılların en yüksek bütçelerinden birisi verilmişti.

Sabrın sonu...
Ergin Ataman da takımı adeta yeniden kurdu. Kaptan Doğuş Balbay, Dunston ve Simon ile alt yapıdan yetişen gençler dışındaki kadronun tamamı değişti, 9 transfer ile sezona girildi. Özellikle Larkin transferinin son ana kadar beklenmesi, Beaubois ve Micic transferleri ile kısa rotasyonunu sağlama aldıktan sonra, riske girilerek Euroleague transfer piyasasının gözde isminin NBA’den kontrat alıp alamayacağının riskine girilmesi, belki de sezonun kaderini çizdi. Larkin NBA’den istediği kontratı alamayınca, onu isteyen takımlar arasında beklemeyi seçen bir tek Efes olunca lacivert-beyazlı formayı giydi, sezona damgasını vurarak, ne kadar önemli bir transfer olduğunu gösterdi.

Ergin Ataman farkı

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi’nde Anadolu Efes’i şampiyonluğa taşıyan başantrenör Ergin Ataman, elde ettiği başarılarla adından söz ettirmeyi sürdürüyor.

Yazının devamı...

Guardların Şanlı gecesi

22 Haziran 2019

Sadece saha içine baktığımızda gerçekten iki takımın da ayakta alkışı hak ettiği bir final serisine tanık olduk ve sonunda da mutlu sona Efes ulaştı.
Bu sezon başında 9 oyuncuyla kurulan yepyeni bir takımın Final Four’daki finalin ardından 9 yıl aranın ardından lig şampiyonluğunu kucaklaması, ortaya konan emeğin ne kadar büyük olduğunun kanıtı. Her ne kadar final serisindeki demeçleriyle birçok kesimin tepkisini çekse de, Ergin Ataman’ın saha içindeki performansını da kutlamalı. Saha avantajını yitirdikten sonra Efes’in, kazanılması en zor deplasmanlardan birisi olan Ülker Arena’da kazanacak mental güce ulaşması ve son maçta kupaya uzanması, yıllardır yaptığı yatırımların karşılığını Final Four motivasyonuyla alan Efes’e müthiş bir sevinç daha yaşattı. <#comment><#comment>
Bu sezon ne zaman ikisi aynı anda oynasa takımlarını zafere taşıyan Micic ile Larkin serinin 7. maçında da sahne aldı. İki yıldız isim de, Fenerbahçe’nin sakatlar nedeniyle zayıf karnı haline gelen boyalı alana sürekli atak yaptı, neredeyse 40 dakika bu ikilinin birebirleriyle şampiyonluğa ulaştı. Özellikle Larkin, ne kadar özel bir yetenek olduğunu, topu eline her alışında bir kez daha gösterdi, tartışmasız MVP’ydi. Sakat olan 5 numaralardan özellikle Vesely olsa Efes kısalarına o koridor muhtemelen bu kadar açılmazdı ama bu Efes’in Euroleague ve normal sezon maçlarında da rakibini devirdiği ve hücumdaki müthiş temposuyla hep bir çare ürettiği unutulmamalı. Yani bu sezon çok iyi kurulan bir kadroydu Efes, çok iyi yönetildi ve sonunda da istediğini aldı. Final serisinin neredeyse tamamını 5-6 kişiyle oynamasına rağmen inanılmaz enerjisini, sezonun 82, serinin 7. maçına taşımayı bilen Efes’te Sertaç Şanlı da gecenin özel isimlerinden biriydi. Sezonun en başarılı isimlerinden Dunston’ın ne kadar yorulduğunu daha önce yazmıştık, dün de bunu hissettirdi daha ilk çeyrekte 3 faul alıp kenara geldi. İşte o anda Sertaç sahne aldı, hem savunma, hem de hücumda çok önemli işler yaptı. Özellikle skorun koptuğu 2. yarının başındaki performansı, onu gecenin yıldızlarından yaptı.
Fenerbahçe Beko ise çok iyi geçirdiği sezonun sonunda art arda yaşadığı şanssızlıklar nedeniyle ritmini kaybetti, kader maçlarının hepsini en az 3-4 oyuncudan yoksun oynadı. Buna rağmen pes etmedi, son maça kadar savaştı. Artık nasıl nefes alabildiklerinin bile tartışıldığı ortamdaki bu savaşları, kaybetseler de takdirle karşılandı. Basketbolumuza kattığı renk için bu takımı herkes kutlamalı, arkalarındaki destek hiç azalmamalı.
Bir özel teşekkür de Obradovic’e. Neden bu kadar önemli bir efsane olduğunu, seri boyunca verdiği sağduyulu mesajlarla gösterirken, kaybedilen final sonrasında yine rakibe ve oyuna ne kadar saygı duyduğunu gösterdi. Takımını bir kez daha Efes kupayı kaldırmadan soyunma odasına yollamadı Obradovic, bu hareketleri öyle değerli ki!

Yazının devamı...

Ali’nin yüreği Marko’nun gelişi

20 Haziran 2019

Nefes kesen final serisinde birçok kişinin tahmini bu serinin 7. maça taşınacağı yönündeydi. Çünkü iki takımın da sezon boyunca sergiledikleri inanılmaz performans ve asla pes etmeyecek yapıları bunu işaret etmişti. Final öncesinde Fenerbahçe’de yaşanan sakatlıklar, Efes’te zaten rotasyonun az oyuncu üzerine kurulu oluşu bile iki takımın mücadelesini hiç düşürmedi. Dün sahaya çıkarken 80 maçın üzerinde oynamıştı iki takımın da ama oyuncuların yüzlerindeki görüntü hiç de öyle değildi. Fenerbahçe adına sahanın en yaşlısı olan Ali Muhammed’in parkeye yansıttığı hırs, takımını da sürekli motivasyon olarak hep yukarıda tutmayı bildi. Geçen maç son çeyrekte 7 üç sayı isabeti bulmuştu ama fark 22’ye çıktıktan sonra bunu başarmıştı Fenerbahçe ve bu işe yaramamıştı. Bu maçta da aynı sayıya ulaştı son çeyrekte, bu kez maçı koparıp aldı. Bu isabetlerin 3 tanesinin de Guduric’ten gelmesi, Sırp oyuncunun son 10 dakikaya 13 sayı sığdırarak serinin en iyi performansını göstermesi, Fenerbahçe’nin en önemli açığını da giderdi. Melih ile Melli’nin de ona eşlik etmesiyle yakalanan müthiş seri ve son çeyrekte bulunan 30 sayı, Fenerbahçe’yi galibiyete taşımaya yetti. <#comment><#comment>
Efes ilk yarıda Buğrahan’ın 3, 2. yarıda Simon’un art arda bulduğu 2 üçlükle hep geri dönmeye çalıştı, zaman zaman bunu da başardı ama kritik isimlerinin erken faul problemine girişiyle düzenden çıktı. Dunston insanüstü bir gayretle mücadele ediyor ve neredeyse tüm maçlarda sahada kalıyor. Ancak dün yine tepeye çıktığı yardımlarda dönüşünün gecikmesi ve Fenerbahçe’nin bu ikili oyunların kaymağını fazlasıyla yemesi, onun da enerjisinin azaldığını gösterdi. Bu açığı gören ve Ahmet’i kenardan oyuna dahil edip, uzun süre çift uzunla oynayan Obradovic, Efes’i yardıma zorlayarak, dışarıdaki isimlerin daha uygun pozisyonlar bulmasını da sağladı.
Sonuçta da iki takım için de kader, dışarıdan atılacak şutlardaki isabetlere kaldı. Efes’in bu alanda en güvendiği eller Micic, Larkin ve Moerman’dan 18’te 3 üç sayı katkısının gelişi de maçı ev sahibine kazandırdı.
Fenerbahçe’nin, tamam ya da devam maçında, enerji olarak bir adım daha önde olması belki beklenebilirdi ama özellikle tecrübeli isimlerin bu mücadeleleri takdire değerdi. Efes ise hem takımın liderlerinden istediği katkıyı alamaması, hem de ortamın gerildiği anlarda sakin kalamamasının sıkıntısını yaşadı. Tabii ki herkes, nefes kesen seride son maçı beklemeye başladı. Böyle bir finale de 7. maç yakışırdı. Şimdi yaşanan tatsızlıkları, gerginlikleri, sıkıntıları bir yana bırakarak, basketbolseverleri mest eden saha içine odaklanıp, son maçın tadını çıkarmalı.

Yazının devamı...

Efes’in düzeni

18 Haziran 2019

Nefis bir final serisi izlemeye, her maçta farklı hikayeler görmeye, iki takımı da mücadelelesi için takdir ederken, kazanan takımı da tebrik etmeye devam ediyoruz.
Maç maç gelen coach hamleleri, birbirlerinin sürprizlerine karşı hazır olduklarını gösteren önlemleri de sahadaki basketbolu daha keyifli hale getiriyor. <#comment><#comment>
Dün de bir önceki maçta yaşadığı, Kalinic’in sırtı dönük oyunlarını savunamama sıkıntısına karşı, serinin sadece ilk maçında oynayan Simon’u yeniden rotasyona sokan Ergin Ataman’ın hamlesiydi dikkatleri çeken. Simon da öyle bir ilk çeyrek oynadı ki, adeta oynamadığı maçların acısını çıkarttı rakibinden. Efes için belki de en kritik isim olan Moerman’ın da maça çok hızlı girişi ve bu ikilinin daha ilk periyotta toplam 23 sayı üretmesi, Fenerbahçe’nin düzenini bozdu.
Serinin genelinde şut sıkıntısı yaşayan Fenerbahçe, bu maça da aynı sıkıntı ile başladı, Dixon dışında yüzdeli atan isim çıkaramadı. 2. çeyrekte Melli’nin 5 numaraya geçişi ve baskının artırılması, Efes’i düzenden çıkardı, hücumda çok zorladı ve Fenerbahçe bu şekilde oyunda kaldı ama Larkin’in hiç sayı atmadığı maçta soyunma odasına galip girmek, Efes için önemli bir artıydı.
2. yarıda ise savunmaların yönü değişti. Bu kez Efes, inanılmaz bir hırsla sahadaydı, top kimdeyse hemen çok agresif yardımlar yaptı, Fenerbahçe yine şutu bulamayınca da arayı giderek açtı. Bu bölümde Dunston’ın tek başına boyalı alanda krallığını ilan etmesi, Vesely’nin ne kadar çok arandığını gösterirken, bir önceki maçın yıldızı Ahmet’in performansının önemini de ispatlayan detaydı.
Uzunlarından katkı alamayan ve potasını da savunamayan Fenerbahçe’de Obradovic, son çeyreği 5 guardla oynadı. Burada Ataman’ın verdiği karar kritikti, o düzenini bozmadı. Fenerbahçe son periyotta 6 üç sayı isabeti bulup, bu düzenin hücumdaki artısını sağladı ama iki uzunuyla sahada kalıp her topu boyalı alana sokan Efes, kazanacak kadar skor bulmayı başardı. Belki bu hamle fark 22’ye çıkmadan önce gelse Efes’in de düzeni değişebilirdi ama o farkların erimesi çok mümkün değildi.
Yarın müthiş bir heyecan daha bizi bekliyor. Bakalım Fenerbahçe Beko için tamam ya da devam maçında hikayeyi hangi taraf yazacak...

Yazının devamı...

Fener kendine geldi

16 Haziran 2019

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi play-off final serisinin 4. maçında Fenerbahçe Beko, Anadolu Efes’i 82-73 yendi, durumu 2-2’ye getirdi.

Sahasında kaybettiği bir önceki maçta yaşadığı tempo sıkıntısı nedeniyle maça çift guardla başlayan, Ahmet ile Dunston’ın kapattığı boyalı alanda alan yaratıp, oraya akın eden, özellikle ilk çeyrekte tüm hücumları Kalinic’in 3 guardla sahaya çıkan Efes’e karşı oynadığı sırtı dönük oyunlarla başlatan Fenerbahçe, kontrolü ele aldı. Efes’in ona karşı sahaya sürdüğü Metecan’ın hemen 2 faul yapması sonrası Ataman, Moerman’ı 3 numaraya çekmeyi de denedi ama ilk periyot 25-15 Fenerbahçe üstünlüğüyle bitti.

Bir söz de hakemlere

Aslında bu düzen maç boyunca Fenerbahçe’ye büyük artılar getirebilirdi ama Kalinic’in 3. faulü yaptıktan sonra itirazları uzatması ve bir de teknik faul alması, Efes’in maça tutunmasını sağladı, devre 42-37 tamamlandı.
İlk yarıda çizgi gerisinden çok düşük isabetle oynayan Efes, 2. devreye Larkin-Beaubois ikilisinin sayılarıyla başlayıp, 5 farklı öne geçti. Kalinic’i tekrar sahaya süren ve sırtı dönük oyunlara başvuran Fenerbahçe, Melli’yi devreye sokup, son çeyreğe de 62-57 galip girdi. Son periyodun hikayesini ise Melih yazdı. Son iki maçta 13’te 0 üçlük atsa da bu ülkenin en net şutörlerinden birisi olan Melih, şut atmadığı bir pozisyonun ardından Obra’dan yediği fırçayla kendine geldi, kısa sürede 2’si üç sayı, 8 sayı üreterek, skora denge getirip umutlanan Efes’te yelkenleri suya indirdi.


Maçların büyük bölümünü aynı beşlerle oynayan Efes’te, Beaubois ile Moerman’ın 5 faulle çıkması, Dunston’ın bir önceki görüntüsünden uzaklaşması kenar desteğinin önemini ortaya çıkardı. Fenerbahçe ise bu maçla birlikte Ahmet, Melih ve Sloukas’ı tekrar kazanıp, umutlarını artırdı.

Yazının devamı...

Efes'ten büyük vurgun

14 Haziran 2019

74 sayısının 69’unu 4 isminden bulan, savunmada inanılmaz işler yapan Dunston’la rakibe boyalı alanı kapatan Anadolu Efes karşısında 34’te 5 üç sayı isabetiyle oynayan Fenerbahçe Beko, sadece 57 sayıda kaldı, final serisinde 2-1 geri düşmekten kurtulamadı.<#comment><#comment>

Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi final serisinin 3. maçında Fenerbahçe Beko’yu deplasmanda 74-57 yenen Anadolu Efes, 2-1 öne geçti.
Lacivert-beyazlı ekip, 2. maçta kadroda bulunmayan Moerman’ı ikili oyunlarla sürekli potaya yollayarak oyuna başladı, Melli’nin 5 numara oynadığı sisteme karşı sürekli atak yaptı. İlk çeyrekte Ali Muhammed’in 3 üçlüğüyle oyuna tutunsa da, 2. çeyrekte bir türlü dışarıdan isabet bulamadı Fenerbahçe, kontrolü rakibine bıraktı. Fenerbahçe’nin 10’da 0 üç sayı ile oynadığı 2. çeyrekte Efes Beaubois-Larkin ikilisiyle etkili olup arayı da açmaya başladı. Özellikle ilk 4 dakika sayı bulamayan Efes’te 3 faullü olasına rağmen sahaya sürülen Beaubois en kritik anlarda sahne alıp, fark yarattı. Fenerbahçe’nin sadece 3 asistte kaldığı bir devre çok nadir görülebilir ama Efes adına bunu sağlayan da Dunston’ın inanılmaz savunma performansıydı. Her yardıma çıktı ABD’li oyuncu, rakiplerini potaya baktırmadı. Onun çabası giderek takımın da iştahını artırınca Fenerbahçe devre sonunda 26 sayıda kaldı.

İki kez risk aldı
Ergin Ataman, kontrolü bırakmamak için oyunda iki kez risk aldı, Dunston 4 faul alana kadar sahada tutarken, sonrasında da çok kısa süre dinlendirip, yeniden savunmayı ona bıraktı. Fenerbahçe’nin 5 kısaya dönüp Datome’yi 5 numaraya çektiği anlarda bile bu düzenden vazgeçmedi Efes, bu maçı kazanabileceği sistemden vazgeçmeden oyunu tamamladı. Son çeyreğin başındaki alan savunmasına karşı Efes’in yaptığı top kayıpları Fenerbahçe’nin farkı tek hanelere çekip umutlanmasını sağlasa da, Beaubois-Larkin ikilisinin liderliği, Moerman’ın enerjisi, maçı Efes’e kazandırdı.

Yazının devamı...