RIZA BAYÇALIM

30 Ekim 2017

2010’dan beri Galatasaray’a karşı yüzü gülmeyen Rıza hoca sonunda başardı. Tudor’un hesaplayamadığı bir şey vardı ki o da Rıza hocanın aynı dönem içerisinde ikinci kez ev sahibi konumunda Galatasaray ile karşılaşıcak olmasıydı. Deneyimli teknik adam Antalya’da elinden kaçırdığı Aslan’ı bu kez avlamayı başardı. Akdeniz’de edindiği tecrübe ile rakibini Karadeniz’de ekarte etti. Çalımın kralını attı. Galatasaray’ın resmen belini kırdı ve Bakkal’a yolladı. Bakkal’dan kastımı anladınız. Tebrikler Rıza hoca. Tebrikler Trabzonspor.

GERİLEME DÖNEMİ

Tudor Bey’in takımı mental anlamda maçlara odaklamaması Galatasaray’ın sonunu hazırlıyor. Mesele çıkmayan kırmızı kart ya da çıkan kırmızının haklı-haksız olması meselesi değil. Belli ki bizim Hırvat, hafta boyunca “Trabzonspor’u dağıtırız” diyip oturmuş. Galatasaray maçın başından sonuna kadar 2, bilemedin 3 pozisyona girdi. Hâl böyle olunca insan
Tudor’un büyük takım hocası olmadığını düşünüyor. Bir tane taktikle bir sezonu götüremezsin. Önde baskı yap ceza sahasında en çok topla oynayan sen ol, eee sonra? Bu takımın depreme karşı önlemi, yangına karşı merdiveni, kırılmaya ve çizilmeye karşı bir koruyucu kılıfı yok! Bir B planı yok. Geçtiğimiz hafta ve bu hafta oynanan büyük maçlar ise neyin ne olduğunu gayet açık gösteriyor. Galatasaray geriliyor.

Tudor’un oyunu okuma yeteneği de yok. Türkiye liginin en çok gol atan adamlarından birini 1-0 gerideyken eğer yerine Antoine Griezmann’ı alamayacaksan çıkartmak ne demek? Dün gece sırf bu yüzden sinir krizi geçiren Galatasaray taraftarını toplasan bir ordu kurarsın. Mesut Bakkal Rıza Hoca’nın gönderdiği Galatasaray’ı rahat yener.

YUSUF TARİH YAZICI

Memleketten çıkan her yetenek çok değerli tabi ama Yusuf çok özel. Topu ayağına aldığında gösterdiği zerafet takdire şayan. Mücadelesi sonuna kadar saygıyı hak ediyor. Abdülkadir’in takımda örnek alması gereken oyuncuların başında geliyor. Büyüklerimiz maçların çürük yanlarından kaos yaratıp bunu saatlerce konuşurken, onlara karşı güzel şeylerden bahsetmek futbolumuzu iyi yerlere taşıyacaktır. Yusuf sadece kendi için değil, yeni nesil için de tarih yazıyor. Devamını diliyorum. Başarılar güzel kardeşim.

Yazının devamı...

BELHANDA GEREKSİZLİĞİ

23 Ekim 2017

10 numaranın sorumluluğu ağırdır. Yoğunlaşması gereken şey, duyguları değil mantığıdır. Daha büyük ve daha önemli maçlarda (bunun derbi olması gerekmez bir final maçı da olabilir) büyük takımın 10 numarası böyle oynamaz. Çünkü O bilir ki sinirlenip topu ye çarparsa ve kendini yere atarsa sarı kart görecek. İki sarı kart görürse de oyundan atılılacak. Takımından biri kırmızı görürse var oşan tempo düşecek. 2018 model Galatasaray’da bunu konuştuğumuza inanamıyorum!

Bay Younes, futbolu ve fikirleri yetersiz olduğu yetmiyormuş gibi bu maçta takımına ekstra zarar da verdi. Kendini yere atmak, hakemi kandırmaya çalışmak gibi basitlikler mümkün olduğunca adap dışı bir davranış. Bu konuda kimsenin itirazı yok. Tamam ama olaya bir de şöyle bakalım. Belhanda, “Bari bu 10 numarayı taşımama rağmen futbolumla takımımı kurtaramıyorum, belki hakem bunu yer” dedi ve kendini yere attı ya? Ben de şunları sorarım. Sen bu güne kadar kaç kere böyle bir aldatmayı becerdin de bu yolu tercih ediyorsun? Neyi başardın da bunda başarılı olabileceğini umuyorsun? Gerçek bir özgüven eksikliğinden başka bir şey değil!

Bir sorum da size. Belhanda Galatasaray’da neden var? Umarım Hagi’nin derbi saatinde çok önemli bir işi çıkmış, Alex de maç saati gelmeden uyuyakalmıştır da Belhanda’yı izleyememişlerdir. Ayıp!


KOCAMAN BECERİKSİZLİK

Galatasaray 10 kişi. Ne baskı kalmış ne özgüven. Taraftar suspus. Stadyumda fısıltıların gürültüsü kulakları tırmalıyor. “Eyvah Fenerbahçe bizi mahvedecek...” Her şey tamam yani. Geriye bir tek durumun farkına varıp maçı almak kalıyor. Üstelik daha 20 dakika var ve sen Fenerbahçe’sin, yaparsın ama sonuç 0-0. Neden?

Maç sonunda F.Bahçe’li bir oyuncudan “Rakip baskı yaparken yorulduk, onlar 10 kişi kalınca da baskı kuramadık” cümlesini duydum. Rezillik! Aykut Kocaman’ın antrenmanlarda bilimden yararlandığı haberlerini okuduk. Bilgisayarlar, tabletler, elektronik atletler... Performanslar ölçülüyor, sarf edilen eforlar not alınıyor. Oyuncuların fiziksel kapasitelerini arttırmak için en üst düzey teknoloji kullanılıyor diye biliyoruz. Peki bu kadaş önemli bir maçta sahada bunu neden göremiyoruz? Göremeyiz çünkü kafada hırs yok, istek yok. 8 olan puan farkı şöyle dursun, aralarında 8 ışık yılı zaman farkı bile olsa F.Bahçe’nin makası daraltması lazımdı. Hani gerekirse öl ama o G.Saray’ı yen. Kaldı ki ölmeye de gerek yoktu. Kocaman’ın tecrübesi, ayağına gelen fırsatı değerlendirmeye yetmedi. Bu konuda kurduğum ilk 6 cümle hayal ürünüm değil, gerçeklerdir. Çok temiz bir fırsat kaçtı. Çok...

Yazının devamı...

Gelsin artık derbi

16 Ekim 2017

GÖZDAĞI PROJESİ

Fenerbahçe mücadeleye ne yapacağını bilerek çıktı. Sarı lacivertliler bu maça belli ki büyük bir özveriyle hazırlanmış. Kadıköy efendisinin üç puan amacından ziyade, derbi öncesi Galatasaray’a karşı tasarladığı gözdağı projesi de hayata geçti. Arka arkaya gelen iki gol, Evkur Yeni Malatyaspor adına büyük bir yıkım oldu ve sonrası çorap söküğü gibi geldi. Dev maçlar arifesinde son girilen sınavlarda geçer not almak çok önemlidir. Galatasaray’ın Konya’dan 3 puanla dönmesinin ardından Kadıköy’de puan kaybı düşünülemezdi. Bu durumun farkında olan Aykut Kocaman, rakibini etkili oyunla durdurarak kötü bir sürprize fırsat tanımadı.

AŞIK TUFAN DER Kİ

Sarı Kanarya, Beşiktaş derbisiyle performansını yükselten futbolcuyu bu maçla resmen geri aldı. Gerçek bir yıldız olabilecek potansiyeli varken nedense düşüş yaşayan 8 numara, ölü toprağını üzerinden iyice attı. Bursa il sınırından Fenerbahçe için çıktığı andan itibaren ilk defa bu kadar etkili top oynayan Ozan, kalitesini daha da yükseltmenin yollarını bulmalı diye düşünüyorum. Gelişme büyük. Tabi onun yükselen grafiğinde Aykut Hoca’nın da kararları çok etkili. Aşık Tufan der ki: Kendime geliyorum.

DERBİ SAATİ

Çoğu kesim derbiyi Galatasaray’ın rahat kazanacağını düşünüyor ama bu iş o kadar kolay olmayacak. Hatta Fenerbahçe galip gelebilir. Aslanın hücum silahları etkili ama Fenerbahçe’nin savunması iyi durumda. Tek sorun orta alandaki Mehmet Ekici’nin olmaması olacak. Bu büyük bir sorun; çünkü Fenerbahçe’de topu alıp ileriye taşıyan tek oyuncu o. Buna rağmen Aykut Hoca konuya ölçeği arttırıp biraz daha genelden bakarsa Galatasaray’a karşı çok zorlanmaz. Yine de hislerimi soracak olursanız Galatasaray kazanacak gibi. Hissediyorum çünkü birileri şu ana kadar bir şeyleri daha fazla kanıtladıysa o da Galatasaray. Bir hafta nasıl geçecek bilmiyorum. Gelsin artık derbi saati.

Yazının devamı...

Rot ayarı

1 Ekim 2017

Galatasaray yeni bir takım. Coşkusu, isteği, hırsı ve azmi tam da taraftarın istediği düzeyde. Buraya kadar sorun yok. Sorun şurada başlıyor. Bu takımın her maç öncesi rot ayarının yapılması lazım. Tudor direksiyonu hücum yönüne çevirdikçe, futbolcuların da o yönde uyumlu bir şekilde ilerlemesi gerekiyor. Genelde orta alanda baskı yaparak kaptığı toplarla hücuma çıkan sarı kırmızılılarda, o an top kimdeyse bir anda yalnız kalıyor. Genelde bu yalnızlıkla yüzleşen N’diaye oluyor. Tolga varken de bu sorun var. Bunun sebebi diğer oyuncuların sistemsizce gol düşünerek ileriye koşmaları. İşte bu koşuların uyum içinde ve o an topla oynayan Galatasaraylı'dan çok uzaklaşmadan yapılması gerekiyor. Bu ayarı yapmanın iki yolu var. Birincisi, antrenmanlarda koordinasyon bilinci yükleyen çalışmalar yapmak, ikincisi de beklemek. Takımın zamanla rot ayrı oturacak ve Tudor bu sorunla daha az karşılaşacaktır.

KARAKTER MESELESİ

Türk Telekom Stadı sakinleri dün akşam Belhanda’dan içten içe şikayetçi oldu. Bunun sebebi, futbolcunun rahat tavırları ve insiyatif almaması. Feghouli gelmeden önce de on numara pozisyonu için uygun olmadığı konuşulan Faslı yıldız, Feghouli’nin katılmasıyla iyice saldı denebilir. On numaranın bir anlamı, bir ağırlığı vardır. Hele ki Galatasaray gibi büyük bir kulüpte oynuyorsanız bunun baskısını hissetmeniz ve ona göre davranmanız gerekir. Belhanda hiç işe yaramıyor demiyorum da, bir zelzele anında binadan ilk o kaçar! Kritik bir çalımı, kilidi açan bir pası, tünelin ucundaki ışığı gösterecek bir şutu yok. Üstelik takımın tam da bunlardan birine ihtiyacı varken. Şunu da unutmamak lazım tabii ki. Belhanda zaten böyleydi. Bu iş oyun karakteri meselesi. Yine de takımın yakaladığı havayla üstüne biraz daha katabilir diye düşünüyorum.

MESSİ’DEN HİSSE

Şimdi ne iş yapıyorsan bırak. Seni 07.03.2012’ye götüreceğim. Yer İspanya, stadyum Nou Camp. Barcelona ve Bayer Leverkusen Şampiyonlar Ligi 2.tur rövanş maçında karşı karşıya geliyorlar. Hatırlarsın o maçı. Messi’nin bir maçta 5 gol birden atıp Şampiyonlar Ligi tarihine geçtiği mücadele. O akşam Barcelona ne bulduysa attı. Ciddiyetinden taviz vermeden devam etti. Elbette 7 gol atmak da bunu gerektirirdi. Ancak o maçta bir detay vardı ki yıllardır gözümün önünde. Arjantinli yıldızın kendisinin 4. takımının 5. golünü attığı o an. Bu nasıl bir refleks, bu nasıl bir top takibi?

Futbol topla oynanıyorsa top senin her şeyin olmalı. Disiplinden düşmek ya da rehavete kapılmak hiçbir zaman işe yaramaz. Skor 4-0 olsa bile. Haftalardır kazanıyor ve ligin o an için zirvesinde olsan bile. Galatasaray, Karabükspor maçında takım halinde bir rehavet içindeydi. Basit top kayıplarının gelmesinin bir sebebi de yağıştı ama sarı kırmızılıların dikkati de dağınıktı. Galatasaray iyi ama en iyisi değil. Süper Lig gibi ne olacağı hiç belli olmayan bu turnuvada topa da duruma da çok hakim olmak gerekir. Tıpkı Messi’nin dediğim gol esnasında yaptığı gibi. Dur canım çekti. Şu golü bir daha izleyeyim.

Yazının devamı...

Talisca'nın bonservisi

27 Eylül 2017

“İşte bu” dediğimiz bir gece daha. Bence Şenol Hoca ve öğrencileri konuyu iyi anladı. Modern futbol bunu gerektiriyor. İyi odaklan, rakibi dinle, çözümü üret ve galip gel. Beşiktaş geçen sezon ne odaklanıyor ne dinliyordu. Dolayısıyla çözüm de üretemiyordu. Her iş tecrübe gerektiriyor. Yönetim, futbolcu, taraftar.. Herkes bu sezon daha deneyimli. Siyah beyazlılar, odaklanmayı da öğrendi, dinlemeyi de. Bulunan çözüm de tabelaya yansıyor. Beşiktaş geçen sezon dinlemiyordu. Kiev ne diyor? Benfica ne istiyor? Lyon ne anlatıyor? Kazandığı bazı maçlar oldu tabi ama bu sezon çok fark var. Bunu gruptaki ilk iki maça bakınca daha net anlıyoruz. Beşiktaş böyle devam ederse (inşallah) samanlık seyran olur.

TALISCA'NIN BONSERVİSİ ALINSIN

Boşa koysan dolmuyor, doluya koysan almıyor. Talisca, maç sonunda yaptığı açıklamarıyla yeterince net konuştu. Burada kalmak istiyor. Ancak, özellikle de böyle büyük şampiyonlarda 3'er 5'er gol atmaya devam ederse İstanbul'da kalması çok zor. Ya Beşiktaş onun golleriyle aldığı galibiyet primlerini bonservisine yatıracak ya da Talisca yuvadan uçacak. Bence Fikret Orman ve ekibi şu ana kadar, al-sat konularında kulübe ve taraftara karşı çok güçlü bir güven sağladı. Bu iş çok kafa karıştırıyor olsa da yönetimin Talisca'nın bonservisini almaması durumunda çok tepki göreceğini sanmıyorum. İşin bu kısmında sorun yok ama gel de bu adamdan vazgeç! Frikik, asist, gol...Daha ne yapsın. Talisca'nın maç sonu dilekleri gerçek olur da Beşiktaş yıldız futbolcusunun bonservisini alır mı bilemem. Bildiğim Anderson Talisca'yı Beşiktaş'a öneren adamın yedi ceddine dua edildiği.

EN BÜYÜK MONACO!

Maçtan önce Leipzigli çocukları çok heyecanlandırdılar. Bahis sitelerinin “Favori Leipzig” demesi bize büyük avantaj sağladı. Sahadaki 25’lik gençler, Beşiktaşlı ağabeylerini ciddiye almadı. Bırakın almasınlar. Portekiz tensilcisi de maçtan önce çok şişirilmişti. Umarım bizi Fransa’da da önemsemezler. Beşiktaş, rakipleri tarafından önemsenmiyor diye galip geliyor demiyorum. Aksine rakiplerini kendi disiplini sayesinde yeniyor. Yenmeye de devam eder. Aman biz ses etmeyelim de avazları çıktığı kadar “En büyük Monaco” diye bağırsınlar. Bağırsınlar ki...

Yazının devamı...

Yeni Sneijder hayırlı olsun

25 Eylül 2017

Sarı kırmızılılar en çok merak edilen iki soruya cevap verdi. Zorlu bir deplasmanda ve geriye düştüğü maçta ne yapacağı soruları. Tudor, oyuncularının yeteneğine, cesaretini de ekleyip cüretkâr oynadı. 1-0’dan sonra planları sarsılmış görünse de rakibinin üstüne gitti. Oyuncu değişiklikleriyle “Ben bu maçı alacağım kardeşim.” dedi ve aldı. Zaten kurduğu sistemde Galatasaray’ın yapısı geriye yaslanmayı, beklemeyi kaldırmıyor. Antalyaspor maçı bunun en güzel örneği. Doğru hamleler ve tercihlerinden ziyade, koyduğu doğru karakterden ötürü Tudor’u kutlamak gerek. Eğer kestane şekeri yemediyse eve dönüp yastığa başını koyduğunda tek pişmanlığı bu olacak.

ENİNE BOYUNA HATA!

Bir futbol müsabakasında rakibinden baskı gören takımın enine ve dikine uzun menzilli pasla oynamaya çalışması da ne demek? Sadece Galatasaray ya da Bursaspor özelinde söylemiyorum. Bu her takım için harakiri niteliğinde. Bursa’daki maçta bahsettiğim tercihin iki takım için de ne kadar tehlikeli olduğunu gördük. Hele ki atağa çıkarken. Bunların sebebi acele etmek. Çabuk oynamak başka, acele etmek başka bir şey. İkisini karıştırdığınızda bayat balığın arkasından köy yoğurdu yemiş gibi oluyorsunuz. Enine ve dikine oynanmamalı demiyorum. Doğru zamanda ve doğru pozisyonda tercih edilmeliydi. Bu konuda her iki takım da sınıfta kaldı.

SNEIJDER GERİ GELDİ!

Hollandalı yıldızın gönderilmesi tepkilere sebep olmuştu. Yerinin doldurulup doldurulamayacağı konusu merak edilirken, sahnede Feghouli’yi izliyoruz. Mevkileri aynı değil, ikisi kıyaslanır mı dediğinizi duyar gibiyim. Merak etmeyin zaten bu bir kıyaslama değil. Kaldı ki Valencia’da 10 numara pozisyonunda oynadığını da hatırlatmalıyım. Feghouli, tecrübesi ve sakinliğiyle ayağındaki topu çok estetik kullanıyor. En önemli dakikalarda en büyük sorumlulukları da alabilmesiyle yeni Sneijder oldu bence. Galatasaray’a hayırlı olsun.

Yazının devamı...