Çocuklarda Ödev Sorumluluğunu Geliştirmek için 9 Öneri

30 Ekim 2016

Çocuklar ödev sorumlulukların kendilerinin alması önemlidir.
Ancak ebeveynlerin belli bir yaşa ve olgunluğa kadar ödev takibinde aktif rol alarak, çocuğuna organizasyon becerilerini öğretmede, çalışma düzenini kurmada ve sürdürmede, zorlandıkları bir alanda destek olmaları yararlıdır.

Çocuğunuzun öğretmenlerini iyi tanıyın. Öğretmenlerinin ödevlerden beklentilerini, tarzlarını bilmek kolaylaştırıcı bir etkendir.Öğretmenlerine de ödev konusunda ne kadar aktif olmanız gerektiği hakkında da bilgi alabilirsiniz.

Çalışma alanını düzenleyin. Çocuğunuza uygun bir çalışma alanı hazırlamanız hem dikkatini yoğunlaşırmada hem de planlama becerileri açısından önemlidir.Çalışma masası mümkünse boş bir duvara baksın, yeterli ışığının olması ve kalem, makas gibi kullanacağı malzemelerinin ulaşılabilirliği önemli ve ihtiyacı dışındaki malzemeleri çalışma sırasında çekemecesine kaldırın.

Çalışma sırasında dikkatini dağıtacak uyarınları en aza indirmeye çalışın.Televizyonun açık olmaması, kullanıyor ise cep telefonunun yanında olmaması, bilgisayarın kapalı olmaması gibi.

Belirli çalışma saatleri düzenleyin.Çocuğunuzun ne zaman çalışmaya daha yatkın olduğunu gözlemleyin ( eve gelir gelmez mi, bir şeyler atıştırıp dinlendikten sonra mı, akşam yemeğinden sonramı vb.), belirlediğiniz bu zaman diliminde tutarlı olarak her gün çalışma masasında olsun.

Yazının devamı...

Faydalı bir oyuncak üstelik çevre dostu: Karton oyuncak

28 Ağustos 2016

Son dönemlerde ön plana çıkan karton oyuncaklar çevre dostu olmaları çocukta yaratıcılığı desteklemeleri ve çok amaçlı kullanımı açısından bilinçli ebeveynlerin ilgisini çekmeye başladı. Kartondan oyuncakların çocuğun eğlenmesinin yanı sıra çocuk gelişimine olan birçok katkısı da vardır.

Karton oyuncaklar aslında hazır alınan birçok oyuncağa göre daha sade, çok yönlü. Karton oyuncakları saklamak, tekrar kurmak oldukça pratik oluyor. Aynı zamanda çocuklar karton oyuncaklarla kendi oyunları kurgulayıp uygulayabildikleri için daha uzun süre konsantre oluyor ve emeğinin karşılığını görebiliyor.

Bu nedenle çocuğu kısa süreli meşgul edecek sonra sıkılıp kenara koyacağı bir hazır oyuncak yerine yerine tüm hayal gücünü kullanarak yaratıcılığı ile karton oyuncağı her gün farklı bir şeye dönüştürebilir, zihnindekini yansıtmakta özgür kalabilir.

Küçük yaş çocuklar, karton kutular/ karton oyuncaklar ile saklambaç oynamayı, karton kutuların etrafında emeklemeyi ve tünelmiş gibi içinden geçme oyunlarını özellikle çok severler. Bu sayede çocuk kendi bedeninin sınırlarını tanıyabilir, öz farkındalığı artar. Aynı zamanda çocuğun karton oyuncakları istediği manipüle edebilmesi de (yerini, şeklini, işlevini değiştirmesi) otonom hareket edebildiğini fark ettirir ve keyif verir.

Büyükçe olan karton oyuncaklar ile oynayan çocukların kaba motor becerileri de gelişir. Kutunun etrafında koşma, içine zıplama, üstünden zıplama, kutuyu taşıma gibi birçok etkinlik çocuğun gelişimine katkıda bulunur.

Güvenli alanları olabilecek karton kutu ve oyuncakların içine saklanarak güvende hissedebilirler. Sakinleşmeye ihtiyaç duyduklarında, biraz yalnız zaman geçirmek istediklerinde çocuğunuzu karton oyuncağının içinde kıvrılmış yatarken bulabilirsiniz. Çocuklar günlük hayatlarında yaşadıklarını oyunlar ile işler. Çocuğunuz yaşadığı hangi durumu işlemeye anlamaya ihtiyacı varsa karton kutu ve karton oyuncaklarını ona göre kullanabilir, şekillendirebilir. Örneğin, doktor ziyaretinden sonra eve geldiğinizde karton kutu bir hastane olabilir veya uzun bir yolcuğa çıkmadan önce bir uçağa dönüşebilir.

Karton oyuncaklar ile çocuklar yaratıcılıkları ve hayal güçlerini kullanarak birçok farklı maceraya atılabilir. Yapılandırılmamış oyun ile tüm kontrol çocuktadır; karton oyuncağı nasıl kullanacağına, oyunun kurallarına, oyunun sürecine tamamen kendi karar verir. Çocuğunuza ‘ Bu karton kutu/ karton oyuncak ile ne yapabiliriz acaba?’ diye sorun ve onu düşüncelerinde serbestçe dolaşmasına bir şeyler yaratmasına fırsat tanıyın.

Ayrıca karton kutular ve karton oyuncakların oldukça dayanıklı olduğunu ve çevre dostu olduğunu unutmamak lazım.

Yazının devamı...

Yaz aylarında bebek arabalarındaki tehlike

28 Ağustos 2016

Sıcaklarda bebeğinizi korumak için bebek arabasının üstünü bir örtü ile örtmenizin tehlikeli bir sonucu olabileceğini biliyor muydunuz?

Neredeyse tüm ebeveynler çocuklarını bir kaç dakika bile olsa sıcakta arabada bırakmamaları gerektiğinin bilincindedir. Ancak farkında olmadığımız ve sıklıkla yapılan bir hata ise bebek arabaları ile ilgilidir. Ebeveynlerin bebek arabasında uyuyan çocuklarını güneş gibi dış etkenlerden korumak için çok ince de olsa bir örtü ile örttüklerini görüyoruz. Ancak İsveçli araştırmacılarca hava akımı olmadığı için örtülü iç alanın ısısının bir anda çok yükselerek çocuk için tehlikeli olacağı belirtildi. Buna ek olarak örtülü olduğu anlarda bebeğin sıkıntıda olduğunu görmek ve müdahalede bulunmak daha güç oluyor.

Küçük çocuklar, büyük çocuklara göre sıcağa daha hassas olduğu gibi vücut ısıları 3-5 kat daha hızlı yükselebiliyor. Bu durum ise bebeklerde ve küçük çocuklarda sıcak çarpması, ani bebek ölümü sendromu gibi ciddi sağlık sorunlarına neden olabiliyor.

İsveçli araştırmacılar bebek arabasını ılık bir günde 11.30 ve 13.00 arasında güneşte bırakarak bir araştırma yapıyorlar. İlk olarak araştırmada sıcak havada üstü açık pusetin içinin 22 derece olduğu ölçülmüştür. İnce bir örtü ile 30 dakikada bebek arabasının iç ısısı 34 dereceye çıkmıştır, 1 saat sonra ise iç ısısı 37 derece olmuştur. Bu ısılarda çocuk hızla sıcak çarpması geçirebilir, 40 derecede ciddi böbrek ve beyin hasarları oluşabiliyor.

Çocuklarda sıcak çarpması belirtileri:

Çok sıcak havalar bebeğinizin veya çocuğunuzun fiziksel sağlığını etkiler çünkü bedenleri yetişkinler gibi ısıya kolay adapte olamaz. Bebekler ve çocuklar etkinlikler sırasında yetişkinlere göre daha az terledikleri için bedenlerini kolayca soğutamazlar. Bu nedenle sıcak havalarda sıcak çarpması veya kalp sorunları yaşayabilirler.

Böyle üzücü bir olayın bebeğinizin başına gelmemesi için sıcak havalarda çocuğunuza hafif, bol ve pamuklu giysiler giydirin. Çocuğunuzu özellikle gölgede gezdirin. Arabada iseniz çocuğunuzun aşırı ısınmadığını sık sık kontrol edin. Çocuğunuzun sıcak günlerde normal günlere göre daha fazla sıvı tüketmesine özen gösterin.

Ayşe Başak Erk/ Uzm. Gelişim Psikoloğu

Yazının devamı...

Çocuklarda tuvalet eğitimi için ipuçları

9 Ağustos 2016

Çocuğun tuvalet eğitimine hazır oluş becerilerinin kazanmış olması ile başlar. Çocuğunuzun fiziksel, davranışsal ve bilişsel olarak tuvalet eğitimine hazır olduğunu aşağıdaki maddelerden anlayabilirsiniz. Eğer çocuğunuz tuvalet eğitimine başlamaya hazır ise;

Ebeveynlerin ise tuvalet eğitimine ne zaman, nasıl başlanacağına dair ortak ve tutarlı fikirlerinin olması bu süreci kolaylaştıracaktır. Ebeveynlerin yapıcı, olumlu, anlayışlı ve sabırlı olmaları çok önemlidir.

Çocuğun hayatında büyük değişikliklerin olduğu bir dönem ise (kardeş doğumu, ev taşınma, ölüm vb.), tuvalet eğitimini verecek ebeveyn yeterli zaman ayıramayacaksa veya eğitim süreci kesintiye uğrama riski var ise eğitime başlanmamalı ve daha uygun bir zaman beklenmelidir.

Öncelikle çocuğun tuvalet eğitimine başlanırken çocuğun tuvalet kullanımı hakkında bilgilendirilmesi önemlidir. Ona ‘’ Sen artık büyüdün, büyükler gibi külot giyebilirsin. Bez yerine bundan sonra bizim gibi tuvalete gidebilirsin. Tuvalete kolay ulaşabilmen için basamak koyduk. Rahat oturabilmen için üstünde küçük çocuk adaptörü var. Onu kullanarak sende bizim gibi tuvaletini yapabileceksin.’’ gibi bir açıklama yapabilirsiniz. Daha sonra bezleri ortadan kaldırın ve deneme külotuna geçiş yapın. Çocuğunuz ile birlikte alışverişe çıkarak onunda beğendiği külotları almanız onun motivasyonunun yükseltecektir. Bu süreçte çocuğunuzun üzerine kolay çıkarılabilir kıyafetler seçin.

Çocuğunuzun kullanacağı adaptörü ve basamağı yerleştirin ve her zaman ulaşılabilir olmasına dikkat edin. Yetişkinlerin tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka adaptörü yerine takmalıdır. Genelde tuvaletini yaptığı zamanları belirleyin ve o zamanlarda çocuğunuzu adaptörüne oturtun. Gün içinde tuvaletinin geldiğine dair ipuçlarını yakalayın ve hemen onu tuvalete götürün. Tuvaletinin azda olsa bir kısmını tuvalete yapması önemlidir. Tuvalete gittiğinde onu yalnız bırakmaktan çekinin, ona eşlik edin.

Tuvalete gitme için çiş/kaka yapma gibi kelimeler kullanın ve bu davranışları ifade edin (‘’Çiş mi yapacaksın?’’ vb.).

Bir önemli diğer nokta ise çocuğunuzu istemediği halde lazımlıkta/tuvalete oturtmaktan çekinin. Çocuğun tuvalet yapma ile olumsuz duyguları eşleştirmesine yol açabilir, bu durumda tuvalet eğitiminin verilmesini güçleştirir. Asla ceza olarak lazımlık/tuvalette oturmayı kullanmayın.

Eğer lazımlık kullanarak eğitime başlama ihtiyacı duyuyorsanız (çocuğunuzda klozeti kullanmada telkin ile geçmeyen bir endişe duyuyorsa) veya tercih ediyorsanız; çocuğunuz ile birlikte seçtiğiniz bir lazımlık ile başlayın. Lazımlığın ulaşılabilir olması ve esas evdeki tuvaletin bulunduğu odada olması önemlidir. Salonda, odasında veya televizyonun karşısında olması uygun olmayacaktır. Çocuğunuzun genellikle tuvaletini yaptığı zamanlarını belirleyin ve o zamanlarda çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Gün içinde çocuğunuzun tuvalete gitme ihtiyacını belirten hareket ve sözlerine dikkat edin. Bu söz ve hareketleri gözlemlediğinizde çocuğunuzu lazımlığa oturtun. Böylece tuvalete oturma rutini geliştirmiş olacaksınız. Belli zamanlarda çocuğunuza tuvalete gitme ihtiyacının olup olmadığını sorun. Lazımlığını ve tuvalet kullanımda yanında olmaya özen gösterin.

Yazının devamı...

Çocuğumun sözcük dağarcığının artmasını nasıl sağlayabilirim?

22 Temmuz 2016

Henüz dil gelişimi tamamlanmamış çocuğunuz var ise;

Çocuğunuz ile sıkla konuşun. Birlikteyken gördüğünüz, yaptığınız, yapmakta olduğunuz şeyleri ona anlatın. Böylece sadece sözcük dağarcığını desteklemez, çocuğunuzun dinleme becerilerini de desteklemiş olursunuz. Çocuğunuz çevresinde ona yönelik konuşmalara ne kadar çok maruz kalırsa kendi dil gelişimi de o kadar olumlu yönde etkilenecektir.

Çocuğuna düzenli olarak yüksek sesle yaşına uygun hikaye kitapları okuyun. Çocuğunuza resimlerdeki karakterleri, nesneleri de göstererek isimlendirebilirsiniz.

Çocuğunuz bir şeyi göstererek istediğinde, bu nesneyi ona isimlendirerek verin. Örneğin, bardağı gösteriyor ise ’’Su mu istiyorsun? Al bakalım su.’’ gibi.

Çocuğunuzun kendini ifade edilmesine izin verin. Bir şeyi sözcükleri kullanarak ifade edebiliyor ise, gösterdiğinde(acil değil ise) hemen bunu sağlamayın, söylemesine fırsat tanıyın.

Çocuğunuz konuşmaya başladığında, henüz okumaya başlamadığı dönemde;

Çocuğunuzun sizinle sohbet etmesi için fırsatlar yaratın. Böylece hem aile içi iletişiminizi desteklersiniz hem de çocuğunuzun sözcük dağarcığının gelişmesine yardımcı olur,dil gelişimine fayda sağlarsınız.

Dışarı çıktığınızda onun için özel olan bireyi toplamasına /almasına yardımcı olun. Akşam yemekte aile üyelerine onun için özel olan bu parçayı anlatması için teşvik edin.

Yazının devamı...

Çocuk ve Yemek Yeme Alışkanlığı

14 Temmuz 2016

Çocuğunuz süt sevmiyor ama yoğurt yiyorsa; 5 değil 3 köfteyi iştahla yiyorsa; brokoli sevmiyor yeşil fasulye seviyorsa bırakın çocuğunuz bildiği gibi yapsın! Yemek yemeyi sorun haline getiren sıklıkla çocuklar değil maalesef ebeveynleri oluyor.

Çocuklar doğal olarak 1 yaşında kendi yemeklerini yeme konusunda heveslenirler ve 3 yaş civarında kendi yemeklerini yeme becerisini kazanırlar. 2-5 yaş aralığında ise çocuklar özellikle birkaç favori yemeği tercih ederken farklı yiyecekleri deneme konusunda çok seçici olabilirler. Bu durumun gelişimlerinin bir parçası olduğunu unutmamak önemlidir. Yemek yeme veya yememe konusu aile içerisinde gündem halinde olmamalıdır. Çocuk ebeveynlerini yemek yememe yolu ile kontrol edebildiğini veya istediği ilgiyi elde edebildiğini fark ettiği an bu durumu çözümlemek daha güç hale gelir.

Bazı çocuklar ebeveyn tutumları veya geçirdikleri ağır bir hastalık sonrasında yemek yeme konusunda aşırı seçici hale gelebilir. Bazen ise ebeveynler çocuklarının yeterince yemek yemediği konusunda şikayetçi olduklarını duyarız. Ancak yapılan araştırmalarda ebeveynlerin iştahsız olarak tanımladığı çocuklarının boy ve kilolarının yaşlarına uygun olduğu bulunmuştur.

Çocuğunuzun masada bulunan yemeklerden ne kadar istediğine kendisinin karar vermesine ve tabağına koymasına izin verin. Dilerse bir kaşık daha istediği yemekten alabileceği tercihinin onda olması çocuğunuzu güçlü hissettirecektir. Çocuğunuz ile yemek konusu üzerinde bir güç savaşı içerisinde olmamak için sınırlı seçenek yöntemini her zaman kullanabilirsiniz.

Ebeveyn olarak çocuğunuza sağlıklı yiyecekleri ulaşılabilir hale getirmeye ve farklı yiyecekler ile erken yaşlardan tanıştırmaya başlayabilirsiniz. Ancak her zaman çocuğunuzun ağız tadına, yiyecek seçimlerine saygı duyun. Öncelikle eğer çocuğunuz aç değil ise onu yemek yemeye zorlamayın. Aynı zamanda yemekten sonra tatlı yiyeceklerini ödül olarak kullanmayın. Bu durumda çocuk yemek yemenin olumsuz bir şey olduğu bağlantısını kuracaktır. Çünkü ödül genellikle zor veya hoşlanılmayan bir durum sonrasında kazanılır.

Yeni yiyecekleri çocuğunuza tanıtırken yaratıcı ve sabırlı olmaya özen gösterin. Çocuğunuzun yeni yiyecekleri ellemesine, koklamasına izin verin. Birlikte yeni yiyeceğinizi nasıl hazırlayabileceğiniz üzerine birlikte fikirler üretebilirsiniz. Yeni yiyecekleri çocuğunuzun sevdiği bir tat ile birlikte sunmak etkili olur. Çocuğunuzun market alışverişinize ve sonrasında yemek hazırlama sürecine dahil etmeniz olumlu bir bağ kurmasına yardımcı olacaktır.

Unutmayın ki sağlıklı beslenme alışkanlıkları birkaç gün gibi kısa bir sürede yerleşmez bu nedenle uzun soluklu küçük değişiklikler yaparak başlayın. Yaptığınız sağlıklı değişimler çocuğunuzun yetişkinlik döneminde de devam edecektir. Bununla birlikte çocuğunuzun birçok konuda sizi model aldığını hatırlayarak siz de farklı yiyecekleri deneyin, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığınıza özen gösterin.

Eğer çocuğunuzun beslenme düzeninin sağlığı ve gelişimi üzerinde ciddi olumsuz etkileri olduğunu görüyor iseniz mutlaka çocuk doktorunuza başvurun. Çocuğunuz sonrasında hala yemek sorunu yaşıyor ise çocuk psikoloğu ile görüşmeniz etkili olacaktır.

Ayşe Başak Erk - Uzm.Gelişim Psikoloğu

Mika Psikoloji

cocuklaringelisimi.com

Çocuğunuz süt sevmiyor ama yoğurt yiyorsa; 5 değil 3 köfteyi iştahla yiyorsa; brokoli sevmiyor yeşil fasulye seviyorsa bırakın çocuğunuz bildiği gibi yapsın! Yemek yemeyi sorun haline getiren sıklıkla çocuklar değil maalesef ebeveynleri oluyor.

Çocuklar doğal olarak 1 yaşında kendi yemeklerini yeme konusunda heveslenirler ve 3 yaş civarında kendi yemeklerini yeme becerisini kazanırlar. 2-5 yaş aralığında ise çocuklar özellikle birkaç favori yemeği tercih ederken farklı yiyecekleri deneme konusunda çok seçici olabilirler. Bu durumun gelişimlerinin bir parçası olduğunu unutmamak önemlidir. Yemek yeme veya yememe konusu aile içerisinde gündem halinde olmamalıdır. Çocuk ebeveynlerini yemek yememe yolu ile kontrol edebildiğini veya istediği ilgiyi elde edebildiğini fark ettiği an bu durumu çözümlemek daha güç hale gelir.

Bazı çocuklar ebeveyn tutumları veya geçirdikleri ağır bir hastalık sonrasında yemek yeme konusunda aşırı seçici hale gelebilir. Bazen ise ebeveynler çocuklarının yeterince yemek yemediği konusunda şikayetçi olduklarını duyarız. Ancak yapılan araştırmalarda ebeveynlerin iştahsız olarak tanımladığı çocuklarının boy ve kilolarının yaşlarına uygun olduğu bulunmuştur.

Çocuğunuzun masada bulunan yemeklerden ne kadar istediğine kendisinin karar vermesine ve tabağına koymasına izin verin. Dilerse bir kaşık daha istediği yemekten alabileceği tercihinin onda olması çocuğunuzu güçlü hissettirecektir. Çocuğunuz ile yemek konusu üzerinde bir güç savaşı içerisinde olmamak için sınırlı seçenek yöntemini her zaman kullanabilirsiniz.

Ebeveyn olarak çocuğunuza sağlıklı yiyecekleri ulaşılabilir hale getirmeye ve farklı yiyecekler ile erken yaşlardan tanıştırmaya başlayabilirsiniz. Ancak her zaman çocuğunuzun ağız tadına, yiyecek seçimlerine saygı duyun. Öncelikle eğer çocuğunuz aç değil ise onu yemek yemeye zorlamayın. Aynı zamanda yemekten sonra tatlı yiyeceklerini ödül olarak kullanmayın. Bu durumda çocuk yemek yemenin olumsuz bir şey olduğu bağlantısını kuracaktır. Çünkü ödül genellikle zor veya hoşlanılmayan bir durum sonrasında kazanılır.

Yeni yiyecekleri çocuğunuza tanıtırken yaratıcı ve sabırlı olmaya özen gösterin. Çocuğunuzun yeni yiyecekleri ellemesine, koklamasına izin verin. Birlikte yeni yiyeceğinizi nasıl hazırlayabileceğiniz üzerine birlikte fikirler üretebilirsiniz. Yeni yiyecekleri çocuğunuzun sevdiği bir tat ile birlikte sunmak etkili olur. Çocuğunuzun market alışverişinize ve sonrasında yemek hazırlama sürecine dahil etmeniz olumlu bir bağ kurmasına yardımcı olacaktır.

Unutmayın ki sağlıklı beslenme alışkanlıkları birkaç gün gibi kısa bir sürede yerleşmez bu nedenle uzun soluklu küçük değişiklikler yaparak başlayın. Yaptığınız sağlıklı değişimler çocuğunuzun yetişkinlik döneminde de devam edecektir. Bununla birlikte çocuğunuzun birçok konuda sizi model aldığını hatırlayarak siz de farklı yiyecekleri deneyin, sağlıklı ve dengeli beslenme alışkanlığınıza özen gösterin.

Yazının devamı...