Sizin Bağlanma Stiliniz Ne?

21 Mayıs 2019

Bağlanma teorisi, genlerimize işlenmiş yakınlık kurma ihtiyacını ele alır. Evrimsel olarak hayatımızdaki bazı bireyleri seçip ayırmaya ve değerli kılmaya programlıyız. Bir eşe bağlı olacak şekilde yetiştirildik. Bu ihtiyaç rahimde başlar ve ölünce sona erer.

3 farklı bağlanma stili vardır.

1. Güvenli Bağlanma: Bu bağlanma stiline sahip biriyseniz, güvenilir, tutarlı ve güven telkin eden birisiniz demektir. Yakınlıktan kaçınmaz ve şüpheci davranışlar sergilemezsiniz. Bu bağlanma stiline sahip ilişkilerde her şey çok yolundadır, ilişki doyumu oldukça yüksektir. Eğer partnerlerden biri kaygılı ve güvensizse korkmayın, güvenli bağlanma stiline sahip birey onu da doyumu yüksek olan bir ilişkinin içine çekiyor ve sizi güvensizliklerinizden arındırıyor.
Bu kişiler kendilerine ve partnerlerine güveniyor, ilişki içerisinde daima açık iletişimden yana oluyor, kendini ifade etmekten ve sorunları çözmekten kaçınmıyor, ilişki içindeki kararları daima ortak almak istiyor.

2. Kaygılı Bağlanma: Eğer bu bağlanma stiline sahipseniz partnerinize yakınlık kurmayı çok seviyorsunuz ama onun size sizin ona yakın olduğunuz kadar yakın olmayacağından korkuyorsunuz demektir. İlişkiniz duygusal enerjinizin çoğunu tüketiyor ve partnerinizin davranışlarındaki ufak tefek dalgalanmaları fazla kişiselleştiriyorsanız, ilişki içerisinde fazlaca olumsuz duygu hissediyor ve moraliniz hemen bozuluyorsa siz muhtemelen kaygılı bağlanma stiline sahip birisiniz. İlişki içerisinde sıklıkla trip atıyor sonrasında söylediklerinizden ve yaptıklarınızdan pişman oluyorsunuz ama partneriniz size fazlasıyla güven verdiğinde kaygılarınızdan arınıyor ve memnun hissediyorsunuz.

Yazının devamı...

İlişkinin Gereksinimleri

14 Mayıs 2019

İnsan canlısının evlilikten beklentisinin ayarsızlığını, evlenmiş olan herkes bilir. Sevilmek, hem de beğenilmek, onaylanmak, cinsel yönden çekici bulunmak, sözü dinlenmek-önemsenmek, ailelerin sevilmesi yahut sevilmiyorsa fark ettirilmemesi, parasal ortaklık.. Ve asıl bomba bunların hepimiz tarafından koşulsuz ve her zaman istenmesi demiş sevgili Dr. Gülcan Özer kitabında.

İlişkiyi sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmenin elbette ki birçok unsuru var. Aslında birçoğumuzun bildiği fakat uygulama noktasında hayata geçiremediği. Peki bunlar neler?

Saygı: Size saygı duymayan birine olan sevginiz zaman içerisinde azalarak biter dolayısıyla ilişkinin başlamasında ve devamlılığında saygı istisnasız ön koşul.

Sevgi: Sevgi bir ilişkinin yakıtıdır. Hataları tolere edebilmenin, fedakarlık yapabilmenin, iletişebilmenin, sırf onu seviyorsunuz diye sevmediğiniz, istemediğiniz birşeyi o istiyor diye yapabilmenizin olmazsa olmazıdır.

Romantizm: Uzun soluklu bir ilişki hayal ediyorsanız sıradanlıktan uzak kalmak zorundasınız. Romantizm ille de mum ışığında yemek yemek, hergün ellerinde çiçeklerle gelmek demek değildir. Olağanın dışında yaptığınız, ilişkinizi sıradanlıktan kurtaracağınız herhangi bir şey romantizm sayılabilir. Hergün aşkım dediğiniz birine birgün de hayatım demek, hergün mutfakta yemek yemek yerine birgün de salonda yemek yemek gibi.

Doğru cinsellik: Doğru rollerde sevişiyor musunuz? Sosyal kimlikleriniz yatak odanızın dışında kalıyor mu? Kadın da erkek te kendi rolünde sevişmeli. Partnerinize kendinizi anne gibi ya da baba gibi hissettirecek davranımlarda bulunmayın. Partnerinizin bireysel ihtiyaçlarını karşılamayın, bunlar kadını kadın rolünden çıkarıp anne rolüne geçirir bu da sizin kadınsı imajınızı zedeler.

Değer görme: Kendimi değersiz hissediyorum. Bunu eminim ilişkinizin bir evresinde hepiniz söylemişsinizdir. Ama değerli hissetmeniz için partnerinize neler yapması gerektiğini birçoğunuz söylememişsindir. İletişime açık olun, beklentilerinizi dile getirmekten kaçınmayın.

Yazının devamı...

Sevgililer Günü'nde Yalnızlık

13 Şubat 2019

Hiç şüphesiz ki yalnız olanlar için yılın en zor günlerinden biridir Sevgililer Günü. Sanki dünya üzerinde herkesin bir sevgilisi var da sadece o yalnızmış gibi hisseder kişi. Tabii artık eskisi gibi sevgilileri sadece yolda parkta sinemada görmüyoruz. İnsanlar artık o gün onlar için gerçekten önemli olduğundan değil sosyal medya da gelen hediyeyi veya o romantik anı paylaşıp beğeni alabilmek için 14 Şubat'ı bu kadar önemsiyor.

Peki ya sevgilisi olmayanlar? Onlar o gün ne yapmalı?

Sevdiğiniz arkadaşlarınızla buluşun. Sevgiliniz yok diye o günü yalnız geçirmek zorunda değilsiniz. Eminim sizin gibi yalnız olan arkadaşlarınız da vardır. O gün evde oturup sosyal medyada kim kime ne almış diye bakmak yerine arkadaşlarınızla eğlenebileceğiniz bir program ayarlayabilirsiniz.

Siz kendinizin sevgilisisiniz. Mutlu olmak için ille de karşı cinsten hediye almanıza gerek yok. Çok beğendiğiniz, görüp de almadığınız bir şey varsa siz de kendinize o gün onu hediye edin.

Başkalarına iyilik yapın. Birilerine iyi gelebilmek insana kendini her zaman iyi hissettirir. O günü olabildiğince verimli geçirmeye çalışın. Sokak hayvanlarını besleyin, huzur evine gidip yaşlılara çiçek alın. Emin olun günün sonunda kendinizi sevgilisi olanlardan daha iyi hissedeceksiniz.

Günü fırsata çevirin. Eminim birçoğunuz yoğun iş temponuzdan dolayı kendinize vakit ayıramıyorsunuz. Okumak istediğiniz o kitabı yorgunluktan bir türlü okuyamıyorsunuz, kendinizle baş başa kalıp kendinizi dinleyemiyorsunuz. O gün sizin için bir fırsat olabilir. Uzun güzel bir duş alıp kendinize en sevdiğiniz yemeği yapabilir ardından güzel bir kahve eşliğinde okumak istediğiniz o kitaba başlayabilirsiniz.

Siz yalnız değilsiniz! Bunu hatırlamanın en güzel yolu sizi çok seven ailenizle beraber olmaktır. Ailenizle beraber güzel vakit geçirin, onlara sürprizler yapın. Eminim kendinizi hiç yalnız hissetmeyeceksiniz.

Kendinizi üzmeye çalışmayın.

Yazının devamı...