Çocukların Küçük Yaşlardan İtibaren Oyun Oynamalarının Faydaları

2 Ekim 2017

Oyun hayal gücünü geliştirir

-miş, mış oyunları ya da hayali oyunlar, bir çocuğun dünyasının köşe taşlarıdır. Çocuklar bu tür oyunlara 2 yaş civarı başlarlar. Hemen hemen her şey bir çocuğun hayal gücünü tetikleyebilir ki bunlara günlük kullandığımız objeler de dahildir. Bunu yapmalarının sebebi onları sembol olarak kullanmalarıdır. Semboller vasıtasıyla bir nesnenin bir başka şeyi temsil ettğini öğrenirler. Mesela tencere ve tavalar ses çıkararak birer müzik aletine dönüşebilir. Günlük aletlerle yalnızca miş gibi davranmakla kalmıyorlar aynı zamanda oyunların içinde rollere bürünüyorlar.

Süper kahramandan polise, itfaiyeciden doktora ya da anne-baba rollerine bürünebiliyorlar. Oyun aracılığıyla da birçok farklı senaryo deneyimliyorlar. Bazen de büründükleri roller ya da kullandıkları semboller yaşadıkları bazı güçlüklerle başa çıkmak için oluyor ve oyun vasıtasıyla bunu dışa vuruyorlar.

2 yaş civarı çocuklar daha çok beslemeye yönelik oyunlar oynarlar. Sizin davranışlarınızı bebekleri üzerinde uygular. Oyun vasıtasıyla yaşam içerisinde olan biteni de yorumlar ve deneyimlerler.

Evde bir kutu içinde ya da bir köşede çocukların hayali oyun oynamalarını teşvik edecek oyuncaklar bulundurun. Yetişkinlerin günlük yaşamda kullandığı gibi oyuncak telefon, mutfak eşyaları, renkli bloklar, kuklalar, doktor seti ve hayal gücünü geliştirecek oyuncaklar onların bir role bürünmelerine ve sınırsız hayal güçlerini kullanmaya yardımcı olur.

Oyun sosyal becerileri geliştirir

Çocuklar, gözle görülür anlamlı bir konuşma yapmasalar da bir arada keyifle oynayabilirler. 2-3 yaşlarından itibaren çocuklar kreşte, parkta ya da başka ortamlarda bir araya geldiklerinde birbirleriyle bir şekilde etkileşime giriyorlar. Bu etkileşim sırasnda da tartışmayı, anlaşmayı,işbirliğini ve paylaşmayı öğreniyorlar. Tabii bazı çocuklar paylaşmaya 4 ila 6 yaşlarına kadar pek istekli olmayabiliyor. Evcilik oynanacaksa kim baba olacak, kim anne olacak kim ne renk elbise giyecek konusunda fikir birliğine varmaya çalışırken aslında birçok şey öğreniyorlar ve sosyal beceriler geliştiriyorlar.

Çocuğunuzun sosyalleşmesine fayda sağlamak için onu oyun parkına götürerek ya da tanıdığınız ailelerin çocuklarını eve davet edip nasıl oynayabileceklerine dair ipuçları verebilirsiniz. Onların yaş grubuna göre etkinlik kutularını ya da oyunları birlikte oynamalarını sağlatabilirsiniz. Bu davetler veya park oyunları sırasında çocuğunuzun hangi sosyal becerileri geliştirdiğin hangilerini geliştirmeye ihtiyaç duyduğunu gözlemleyebilirsiniz.

Yazının devamı...

Çocuğumu cinsel istismardan nasıl korurum?

1 Kasım 2016

Çocuklara cinsel istismarda bulunmayla ilgili her haber aldığımızda korku, kızgınlık, üzüntü gibi birçok duyguyu birlikte yaşarız. Bir çocuk incindiğinde o çocuk için çok üzülürüz ve kendi çocuklarımız güvende ve yanımızda olduğu için memnun oluruz. Ama bütün bunlar belli aralıklarla tekrar ettiği için bizim o arada endişemiz azalır ve ya o konuyu tamamen unuturuz ya da çocuğumuzun başına bir şey gelmesin diye tersine çok üstüne düşeriz onu fanusta yetiştiriyormuşuz gibi davranırız ve kendisini nasıl koruması gerektiğine dair hiçbir şey öğretmeyiz.

Bir kere aklımızdan çıkarmamamız gereken “benim çocuğuma bir şey olmaz” diye bir şey yoktur. Maalesef her çocuk risk altında olabilir. Böyle düşünmek ya da hissetmek çocuklara yardımcı olmaz onun için her çocuğunun başına olumsuz bir şey gelebilir diye düşünerek çocuğunuzu böyle bir durumla karşılaşırsa ne yapar kısmına hazırlamanız gerekir.

Çocuklara 3 yaşından itibaren cinsel eğitim verilmelidir ki onları rahatsız eden herhangibir şeyle karşılaştıklarında anlatabilsinler ya da nasıl davranmaları gerektiğini bilebilsinler. Bu tür bir eğitimde en önemli görev ebeveynlere düşer. Neyin yanlış neyin doğru olduğunu, çocukların özel bölgelerini, neden dokunulmaması gerektiğini, istemedikleri, hoşlarına gitmeyen bir durumla karşılaştıklarında ne yapmaları gerektiği onlara basitçe anlatılmalıdır. Tabii 3 yaşındaki bir çocuğa bunlar anlatılsa da onların güvenliğinden öncelikle siz ebeveynler sorumlusunuz.

TUİK istatistiklerine göre cinsel istismarlar en fazla büyük şehirlerde oluyor. Eğer çocuğunuzun çok eski zamanlarda olduğu gibi dışarıda oynamasını, parka gitmesini, taşa toprağa, çamura değmesini istiyor, apartman çocuğu olmasın diyorsanız siz de onunla birlikte olmalısınız.
Çocuğunuz hiçbir zaman göz mesafeniz dışına çıkmamalı çünkü her ne kadar 3 yaşındaki bir çocuğa cinsel eğitim verseniz de somut dönemde olan bir çocuk oyuna dalıp bütün anlattıklarınıza unutabilir o an için.. Bu tür eğitimler belli aralıklarla devamlı verilmelidir hatta oyun oynarken aktivite yaparken..

İstatistiklere göre çocuğun çevresinden zarar gelmesi olasılığı da yüksek. Onun için iyi dokunma nedir, kötü dokunma nedir, kimler nerelerine dokunursa kabul edilebilir bunları da netleştirmek oldukça önemli. “Doktora gittiğimizde doktor amca benim yanımda sana dokunabilir çünkü seni muayene edecek, ya da hemşire sana iğne yapacaksa yine benim yanımda popona dokunabilir ama ben yanında yokken öğretmenlerin, amcan, halan, enişten, teyzen de olsa kimse senin popona ya da özel bölgelerine dokunamaz” gibi çekinmeden yakındaki kimseleri ve akrabaları da dahil ederek açıklamalar yapabilirsiniz ki çocuklar kimsenin dokunamayacağına dair genelleme yapabilsin. Yalnız önemli bir başka nokta da bu eğitimleri verirken çocuğunuza sizin nasıl davrandığınızdır.

Yazının devamı...

ÇOCUKLARINIZI SOSYAL MEDYAYLA NE ZAMAN TANIŞTIRABİLİRSİNİZ?

27 Haziran 2016

Çocuğunuzun sosyal medyayla tanışma yaşı her ne kadar genelleştiremesek de 13 yaştan önce olmamalıdır. Hatta bazı çocuklar 13 yaşında bile sosyal medyayı kullanmaya hazır olmayabilirler. Sosyal medyayı kullanmasına izin verdiğiniz anda çocuğunuzu yine de kendi kendine bırakmayın.

Nasıl yüzmeyi yeni öğrenirlerken yanında oluyor ve hazır hale gelene kadar ona destek oluyorsanız sosyal medyayla ilk tanıştığında da birlikte hesap açın ve sonrasında da hep bir gözünüz onda olsun. Hatta sizin kendi hesabınız yoksa bile bir hesap açın ve siz de sosyal medyaya hâkim olun ki çocuğunuzu takip edebilesiniz.

Çocuğunuzun hesabına tam erişiminiz olsun. Net bir şekilde kullanıcı adı ve şifresini size de vermesi gerektiğini ve değiştirmemesi gerektiğini söyleyin. Listesinde kimlerin olduğunu belli aralıklarla kontrol edin.

Çocuğunuz bir fotoğraf paylaştığında bulunduğu yeri paylaşmaması için o servisi kapatın. Özel mesaj bölümünden kendisine hiç tanımadığı birinden iletişim kurmakla ilgili ya da rahatsız edici herhangibir bir mesaj geldiğinde hiç çekinmeden sizinle paylaşmasını isteyin. Bunları sosyal medya kullanma kuralları olarak anlatın ve bu kuralları ihlal ederse de bundan sonra kullanamayacağını açık bir şekilde belirtin. Kuralları koyarken ve uygularken net olmalısınız eğer şifresini değiştirirse önce biraz kızıp sonra affedip kullanmaya devam etmesine izin verirseniz sizin kararlı olmadığınızı anlar ve bundan sonra da onu takip edemediğiniz gibi size doğruyu söylememesine sebep olabilirsiniz. Bu yüzden baştan her konuda net olun.

Yazının devamı...

Ebeveynlik hakkında ne biliyoruz?

16 Mayıs 2016

Anne-baba olmak, bir insanın sahip olabileceği en tatmin edici deneyimlerden biridir, çoğu insan için de hayatlarındaki en önemli değişim. Anne-babalık hamilelik öncesinde veya sırasında başlar ve hayatları boyunca emek ve uğraş gerektirir. Bir kere ebeveyn olduysanız, bırakamazsınız, istifa edemezsiniz, ebeveyn olmaktan vazgeçemezsiniz.

Ebeveynler çocukları için en iyisini isterler. Sağlıklı olmalarını, uygun şartlar altında büyümelerini, güvende olmalarını isterler ama her zaman da bu amaçlarını en iyi şekilde nasıl başaracaklarını bilemezler. Smith (2000)’e göre bir çocuğun hayatındaki en önemli değişken ebeveynlikteki kalitedir. Ebeveynlikteki değişkenliklerin etkileri çocukların zekâları ve eğitim başarıları kadar sağlıkları, davranışları ve sosyal refahları ile de izlenebilir.
Uzun vadeli grup çalışmaları gösteriyor ki bu etkiler hayat boyu sürer, çalışma hayatında izlediği yol kadar yetişkinlikte sağlığı ve sosyal refahı da etkiler ve bunlar gelecekteki kuşakları da etkiler çünkü nasıl bir ebeveynle yetiştiğiniz nasıl bir ebeveyn olduğunuzla ilintilidir aslında.

İyi Ebeveynlik nedir?

İyi ebeveynlik, empatiyi, dürüstlüğü, özgüveni, iradeyi, insaniyeti, işbirliğini, neşeli olmayı besler. Aynı zamanda entelektüel merakı, motivasyonu ve başarma arzusunu geliştirir. Çocuklarda, anksiyete, depresyon, yeme bozukluğu, alkol ve uyuşturucu bağımlılığı, anti sosyal davranışlar ortaya çıkmasını önleyebilir diyor, Florida Temple Üniversitesinden, ünlü psikoloji profesörlerinden Dr. Laurance Steinberg. Birçok anne baba davranışlarını içgüdüsel tepkilerine dayandırıyorlar.

Yazının devamı...

Strese bağlı ağrıları engelleyin!

9 Nisan 2015

STRESE BAĞLI AĞRILARI ENGELLEYİN!

Bir bebeğin doğması, sevilen birisinin ölümü, kariyer değişiklikleri, evlenme, boşanma gibi büyük yaşam olaylarında stres yaşanması kaçınılmazdır. Ama ağrıların özellikle de baş, boyun ya da sırt ağrılarının yalnızca bu önemli olaylarda tetiklenmesi gerekmez, günlük olaylarda da sizi rahatsız eden, sinirlendiren birtakım şeyler de bu ağrıları tetikleyebilir. Örneğin kaybettiğiniz bir şeyi aramanız, trafikte sıkışıp kalmanız, işyerindeki ıvız zıvır rahatsızlıklar sizi tüketebilir ve birdenbire başınızın ya da herhangi bir yerinizin ağrımasına sebep olabilir. Kaslarınızı gererseniz, dişlerinizi sıkarsanız ve omuzlarınızı sertleştirirseniz baş, boyun ve sırt ağrıları daha da kötüleşebilir.

Günlük stresi ortadan kaldırmamız imkânsızdır ancak bizim bu stresi kontrol altında tutmamız ve ağrıları önlememiz mümkündür.

Rahatlama teknikleri ağrıları ve stresi azaltmada önemlidir. Aynı zamanda müzik dinlemek, dans etmek, konsere, sinemaya gitmek, spor faaliyetleri, kitap okumak, evcil hayvan beslemek gibi zevk alacağınız aktiviteler de yardımcı olabilir. Gün içerisinde çok yoğun dahi olsanız kendinize bir 15 dakika ayırın ve meditasyon, yoga, biofeedback, nefes alma teknikleri gibi rahatlama teknikleri uygulayın.

Bunların dışında;

Günlük yaşamımızın içine bazen bir sürü şeyi aynı anda sığdırmaya çalışırız ve bu da bizi strese sokar. Kendinize hangilerinin daha öncelikli ve önemli olduğunu, hangilerinin bekleyebileceğini kendinize sorarsanız ve bazı şeyleri dışarıda bırakırsanız bu sizi biraz olsun rahatlatacaktır. Bazen hayır demekte bir sakınca olmadığını kendimize hatırlatmamız lazım.

Bazen içinden çıkılmaz durumlarla karşılaştığımızda yardım istemekten kaçınmamalıyız. Bu bir aile bireyi ya da arkadaş olabileceği gibi onların yetersiz kaldığı daha profesyonel bir destek gerektiğinde de kaçınmayın ve bir terapistten yardım alın.

Zamanı iyi kullanın. İş yerinde ve evde yapılacaklar listesi oluşturmakta fayda var. Hem evde hem iş yerinde başkalarının yapabileceği işleri delege edin. Büyük çaplı işleri küçük parçalara bölün, son dakikaya bir şeyleri bırakmayın. Gerekirse “her işi ben yapmalıyım” yerine “yardım alabilirim” demeyi tercih edin.

Yazının devamı...