Yılın en iyi 12 filmi ve gastronomi (2)

25 Ocak 2015

İyi bir filmden sonra temayla uyumlu bir yemek yemek büyük bir keyif... Geçtiğimiz hafta 2014’ün en iyi 12 filminin altısını ve onlarla uyumlu öğünlerle içecekleri yazmıştım. Diğerleriyle devam ediyorum

1- Vampir filminden sonra dana biftek iyi gider

SADECE AŞIKLAR HAYATTA KALIR/ ONLY LOVERS LEFT ALIVE:Jim Jarmusch hâlâ film çeviren, söyleyecek sözü ve kendine özgü bir stili olan nadir yazar-yönetmenlerden biri. Son filminin kahramanları Adem (Tom Hiddleston) ile Havva (Tilda Swinton) iki vampir ama bildiğiniz tür vampir değil bunlar. İki entelektüel vampir. Gitar çalıp ciddi edebi eserler okuyorlar. Ne yapsınlar ki? Filmin geçtiği Detroit’te motorlu taşıt imalatı kaput olunca geriye kalan enkaz halinde bir metropol ve çürümüş, kansız bir sosyal doku, bir iskelet. Vahşi kapitalist rekabet kan bırakmamış kimsede. Adem ile Havva da depresyonda ama tam sizin de üzerinize ağırlık çökmek üzereyken Havva’nin seksi ve iştahlı kız kardeşi Ava (Mia Wasikowska) ortaya çıkıyor ve film boyunca hem düşünüyor hem de eğleniyorsunuz. Acaba can sıkıntısı ve varoluş krizi iyi okumuş, görmüş geçirmiş, çağdaş entelektüelin dramı mı? Cevabını bilmiyorum ama filmin görsellerinin estetik açıdan olağanüstü olduğunu söyleyebilirim. Ayrıca kan ve şiddet içermiyor.

Vampir filmi olduğuna göre, film sonrası, kuru dinlendirilmiş ve azıcık kanlı bir dana biftek ve yanında babadan kalma Öküzgözü/ Boğazkere kupajı neden olmasın?

2- Hayalimde Madrid sokakları, tabağımda karides

STOCKHOLM:Film Madrid’de geçiyor. Seyrettikten sonra neden adının Stockholm olduğunu merak ettim ve Wikipedia’ya baktım. Stockholm sendromu bir tutsağın onu esir alana hem empati hem sempati duyması ve bazen onunla özleşleşip onu savunması anlamına geliyormuş. Peki tutsak kim, cellat kim? Erkekseniz aynaya bakın ve yatağa atmak için arzuladığınız hanıma nasıl yalanlar savurduğunuzu düşünün. Belki biz bunu yüzümüze gözümüze bulaştırmış olabiliriz ama varlıklı, genç ve yakışıklıysanız ve ağzınız laf yapıyorsa şansınız fazla çünkü karşı taraf, mantığı farklı yönde sinyal verse de size inanmak istiyor. Rodrigo Sorogoyen’in bir gece boyunca Madrid’in karanlık sokaklarında geçen filmi günümüz İspanyol gençliğinin varlıklı ve şımarık bir kesimini mercek altına alıyor ama tema evrensel. Son sahnesi özellikle etkileyici.

Madrid gözümde tüttü filmden sonra. Gambas al Ajillo, güveçte bol sarımsak ve zeytinyağlı karidesle de Fino Sherry iyi gider hani.

Yazının devamı...

Yılın en iyi 12 filmi ve gastronomi (1)

18 Ocak 2015

En büyük zevklerimden biri önce iyi bir film izlemek, arkasından yemek yerken film üzerine konuşmak. İşte kanımca 2014 yılının en iyi 12 filminin ilk altısı ve onlarla uyum gösteren öğünler ve içecekler...

İzlerken burnunuza deniz ve yosun kokuları geliyor

1- BIcyclIng wIth MolIere:Fabrice Luchini müthiş bir aktör, Lambert Wilson ise ondan aşağı kalmıyor. Phillippe Le Guay’in, Fransa’nın Atlantik kıyısındaki adası Ile de Re’de geçen filminde, ikinci sınıf bir TV dizisinde başarıyı yakalamış yakışıklı Gauthier, aşk ve profesyonel hayatında hayal kırıklığına uğradıktan sonra yaşama küserek adada inzivaya çekilmiş arkadaşı büyük aktör Serge’yi (Fabrice Luchini), Moliere’in “Le Misantrophe / İnsanlardan Kaçan”ında kendisiyle birlikte oynaması için ikna etmeye çalışıyor. Araya neden adada olduğu pek belli olmayan çekici bir hatun da giriyor. Yaşam ve karşı cinsin dayanılmaz cazibesi karşısında biz erkeklerin sergilediği farklı tutum ve stratejileri büyük hiciv ustası Moliere’e layık şekilde irdeleyen bir film.

Vallahi bu filmi seyrettikten sonra Ile de Re’nin hiç dinmeyen yağmuru içinize işlerken burnunuza yosun ve deniz kokuları geliyor. En iyisi adalılar gibi yapın. Çiğ istiridye ve bir kadeh mineralitesi zengin, sek Muscadet.

Bir duble rakı, roka ve yanında da lüfer

2- Karabasan / Babadook:Avustralyalı yazar ve yönetmen Jennifer Kent’in, kocası trafik kazasında ölmüş genç bir anne ile ilkokul öğrencisi oğlu arasındaki karmaşık ilişkiyi farklı boyutlarıyla incelediği bu film korku türünün tüm klasik öğelerini akıllıca kullanıyor: Karanlık mekanlar, sessizlik, siyah-beyaz çizgi roman canavarları... Ama seyrettikten sonra yatağın altına değil, aynaya bakmaktan korkacağınız cinsten bir film. Korkuyorsunuz çünkü görselleri müthiş olan film adeta Freud-Jung sentezi ve ebeveynlerle çocuklar arasındaki ilişkinin, halının altına itelenen tozlar gibi bilinçaltının derinliklerine atılmış ama her an şiddete dönüşebilecek tortularını hiç taviz vermeden yüzeye çıkarıyor.

Böyle bir filmin etkisinden kurtulmak kolay değil. Bunalan ruhumu ancak bir duble rakı, roka ve yanında lüfer açar.

Yazının devamı...

Akıntıya karşı kürek çekiyor

11 Ocak 2015

San Francisco’da yeniden açılan Manresa lokantasının şefi David Kinch, trend o diye değil, kendi kafasına uyan ve kendisinin yemekten hoşlandığı öğünleri hazırlıyor. Taklit etmek yerine yörenin en iyi ürünlerini kullanarak bir mutfak yaratmaya çalışıyor

Geçtiğimiz yaz Kaliforniya, Los Gatos Hills’teki Manresa lokantasının yanıp kül olduğu haberini alınca şoke oldum. Her zaman lokantanın mutfağında bulabileceğiniz David Kinch hem arkadaşım hem de kanımca Amerika’nın en önde gelen ilk üç şefinden biri. Büyük bir şef olmanın başlıca koşulu taklitçi olmadan kendi stilini geliştirmek. Örneğin Paris’in
önde gelen lokantalarına bakın: L’Ambroisie, L’Astrance, Gagnaire, Ducasse, L’Arpege, Le Cinq...
Bu lokantaların şefleri, Alain Ducasse hariç, hep mutfakta. Bu mutfakların ortak paydası Fransız “haute cuisine” olsa bile her şefin stili çok farklı ve kendine özgü. Kısacası her birinin bir şahsiyeti var ve her biri için akıntıya karşı kürek çektiklerini söyleyebilirim.

Avrupa’nın en iyileri düzeyinde bir sofra

Günümüzün akıntısı, yani gastronomik lokantaların yeni trendi ne diye sorarsanız, söyleyeyim.

İskandinavya’dan esen rüzgarlar Avrupa, Amerika hatta daha da ötesini etkileri altına almış durumda. Moleküler mutfak inişte ama Kopenhag’daki Noma lokantasının başını çektiği trend çıkışta.

Ne gibi bir trend derseniz, özetleyeyim. Öğünler birkaç farklı malzemeden oluşuyor ama genel yapı pek değişmiyor. Üç eleman var: Çiğ ya da çok az pişmiş bir deniz ürünü, fermente edilmiş sebze veya otlar ve bu ikisini tamamlayıp birbirine bağlayan bir süt ürünü (krem, peynir suyu, süt ağzı, yoğurt). Çok farklı dizayn edilmiş tabaklar ve yaratıcı, bazen şoke edici sunum biçimleri bu mutfağı tamamlıyor.

Yazının devamı...

Uygun fiyata farklı ve iyi yemek yemeniz mümkün

4 Ocak 2015

Kaliforniya’daki öncü lokantalarda şefler yaratıcılıklarını farklı ürünleri özgün şekilde bir araya getirip güzel öğünler oluşturarak ispat ediyor. Klasik giriş yemeği, ana yemekve tatlı ayırımı diye bir şey artık yok...

Her zaman her yerde olduğu gibi biz yeme-içme alanında da dünyadaki trendlerin çok gerisinde kalıyor ve yanlış trendlerin peşinden koşuyoruz... Geçen haftaki yazımda dünyadaki trendleri genel olarak işledim. Bu yazımda ise Amerika’da öncü konumda olan Kaliforniya mutfağındaki belli başlı
dört trendi vurgulamak istiyorum.

Yemekler tekerlekli tepsi ile dolaştırılıyor

1- Paylaşma ve minik öğünler:

Özellikle gençler mümkün olduğunca çok sayıda öğün ısmarlayıp paylaşmak istiyor. Menüler de buna izin veriyor. Öncü lokantalar iki strateji izliyor bu konuda. Bir tanesi şu anda San Francisco’nun en popüler lokantası State Bird Provisions’ın stratejisi. Temelinde Çin usulü “dim sum” olayı var. Mutfakta farklı istasyonlarda şefler değişik öğünler pişiriyor ve anında bu öğünler tekerlekli tepsi içinde salonda dolaştırılıyor. Beğendiklerinizi seçiyorsunuz. Tüm masa çok sayıda öğünden birer lokma alıyor. Klasik giriş yemeği, ana yemek ve tatlı ayırımı diye bir şey yok. Zevkli ve eğlenceli bir yemek yeme tarzı.

İkinci strateji daha az radikal. Popüler lokantaların pek çoğunda ana yemeklerin sayısı üçü geçmiyor. Buna karşılık “minik porsiyon” ve “antipasti- meze” başlığı altında çeşitli ve çok sayıda yaratıcı öğünler var. Değişik mutfaklardan esinlenen ilginç mezeler. Fiyatlar da çok cazip. Genelde 6 ile 12 dolar arası. Bu minik öğünlerden yarım düzine ısmarlayıp, iki kadeh iyi şarap içip çok cazip bir fiyata güzel bir ortamda farklı ve iyi yemek yemeniz mümkün.

Yazının devamı...