Alaçatı şeflerinin kendine özgü mutfakları...

Alaçatı’nın yapay ve eğlenceli dünyasını Disney World’e benzetiyorum. Ama Alaçatı yemekte farklı, iyi lokantaları var. Bu hafta orada yemek yediğim üç lokantadan Tapu’yu anlatacağım

Disneyland ya da Disney World’de hiç bulundunuz mu? Ben şahsen hiç ziyaret etmedim Disney’i. Ama anladığım kadarı ile küçüklerden çok ebeveynleri eğleniyor Disney’de.

Bizde daha Disney açılmadı ama çok daha alası var.

Alaçatı! Büyükler için Disney dünyası.

Disney’i Disney yapan her şey var Alaçatı’da: yapay ama nostaljik mimari, jet hızı ile akıp geçen yaşam temposu, renkli ve gürültülü bir kalabalık.

Anacaddede dirsek dirseğe yürümek sanki Disney’de ‘roller coaster’a binmek gibi. İnsanın başı dönüyor.

Belki yapay bir dünya ama eğlenceli. Bir an için bile olsa can sıkıcı günlük olayların dışına çıkıyorsunuz. Bile bile bindiği dalı kesen ve kendi kaşınıp sanki hiç sorunu yokmuş gibi başına yeni belalar saran bir ülkede belki böylesi daha iyi. İnsanın biraz deşarj olmaya ihtiyacı var.

Ülke gerçeklerinin dışına çıkmış gibiyim ama zaman zaman günümüze dönüyorum. Beni tanıyanlar oluyor. “Abi nerede yemek yiyelim?” diye bağıranlar var.

Disney gerçek bir dünyadan çok bir hayal dünyası.

Alaçatı’da da ben hayal görüyorum.

Ana caddede yürürken gözlerim birden beni farkeden bir çift göze takılıyor. Derin ve anlamlı bakışların ve sarışın güzel çehrenin gerisinde kalbime ilk oku saplayan çehreyi görür gibiyim. Sanki aradan 30 küsur sene hiç geçmemiş. İlk göz ağrıma benzettiğim bayan annesi ile yürüyor ve benim yaşamımdan çoktan çıkıp geçmiş olan bayan ile bu kızcağızın annesi aynı yaşlarda olmalı. Merhabalaşıyoruz ve ben hayal dünyasından tekrar gerçeğe dönüyorum. Genç bayanın beni tanıyıp hafifçe gülümsemesinin nedeni daha önce çekimini yaptığım tanınmış bir otelin tatlı-pasta bölümünde çalışır olması.

Kendimi bir an için bile olsa 20’lerinde toy bir delikanlı gibi hissediyorum. Disney dünyasında çekici olan da bu. Hayal dünyası.

Öte yandan kızım Disney’e götür beni baba deyince hep yan çizmemin bir nedeni var.

Fast food! Amerikan fast food’undan cüzzamdan kaçar gibi kaçıyorum. üç gün üç gece o pis şeyleri yemeğe hiç niyetim yok.

Alaçatı farklı ama.

İyi lokantalar var.

Civarda kaldığım dört gün boyunca üç lokanta deniyorum. Asma Yaprağı, Tapu ve Barbun.

Germiyan ekmeği, ekşi doğal mayalı

En çok hoşuma giden hepsinin kişilikli ama birbirlerinden farklı olması. Bazen bizde sanki Allah’ın emri gibi bazı yemekler popüler olunca her lokanta onu taklit ediyor. Alaçatı’da ise kişilikli şefler var ve kendilerine özgü bir mutfak oluşturmaya çalışıyorlar.

İlk denediğim lokanta Tapu. Buraya beni sevgili Evrim götürüyor. Yanında eşi ve 5 yaşında oğlu da var. Minik Yankı için hemen köfte ısmarlanıyor.

Lokanta çok hoş ve ağaçlı bir avluda. Masaların dizilişi çok hoş. Okul yemekhanesi gibi değil. İyi ve kötü masa diye bir şey yok çünkü nerde oturursanız oturun kendinizi köşeye sıkışmış gibi hissetmiyorsunuz. Masaların yol üzerinde değil açık havada ama yolun berisinde olması da bir artı çünkü yemek yerken yanınızdan diğer bazı Alaçatı lokantalarında olduğu gibi devamlı bir insan seli akıp geçmiyor.

Önümüze hemen zeytinyağına banıp yemeniz için güzel bir köy ekmeği ile çok lezzetli bir iri kiraz domates geliyor. Germiyan ekmeği imiş. Ekşi doğal mayalı. Ben ekmek kalitesine önem veren her lokantaya saygı duyarım.

Mönüye bakıyorum. İştah açıyor. Soğuklar bölümünde Hatay Humusu, Kişnişli Köz Patlıcan Salata, Modern Domates Bastısı gibi hafif ve baslangıç için ilginç gözüken öğünler var. Fiyatlar da 7 ile 13 TL arası değişiyor.

Kabak tadı güme gitmemiş. Kızartma çok başarılı, yağını çekmemiş. Başarılı

Hava sıcak. Bir Mojito istiyorum.

Evrim “İstersen ana yemekten çok sıcak tapaslar yiyelim. Buranın tapasları orijinal ve lezzetli” diyor.

Tapas dediği sıcak baslangıçlar.

Canım ızgara ve şiş çekmiyor zaten. Değişik ve lezzetli minik porsiyonlar o andaki ruh halime uygun. Evrimle zevkimiz örtüşür. Onun tavsiyelerine uyuyorum.

Önce kibrit kabak ısmarlıyor. İnce ince kesilip kızartılmış kabak dilimleri. Gerçekten lezzetli çünkü aşırı ince kesmemişler ve böylece içi sulu kalmış kızarınca. Kabak tadı güme gitmemiş. Kızartma çok başarılı. Yağını çekmemiş. Yanında da küflü peynirli nefis bir dip var. 14 TL’ye Alaçatı için abartılı da değil. Porsiyon minik de değil. Üç kişiye yetiyor.

İkinci olarak beyaz peynir Saganaki ısmarlıyoruz. Yunan lokantalarındaki saganakilerden daha da lezzetli çıkıyor çünkü bizim Ezine onların fetasından daha yağlı ve lezzetli.

Ama dahası var. Yeşil elma sotelemişler ve ekşi elma yağlı peynirin yağını kesmiş. Çok iyi bütünleşmiş ikisi. Azıcık da sarmısak ve kuru domates saganakiye yakışmış. Hoş bir tadımlık. Arkasından Patlıcan Teknesi geliyor.

Közde bütün patlıcan. İçini İzmir tulumu, Manyas peyniri, dağ kekiği ve sızma yağ ile doldurmuşlar.

Peynirler çok güzel erimiş ve patlıcan ile bütünleşmiş. Mis gibi köz kokuyor. Buna benzer bir yemeği ben de hep deniyorum mangalda. Daha doğrusu ben beceriksiz olduğum için hanıma denetiyorum. Ama bir türlü olmuyor. Bir şey eksik ya da fazla kalıyor. Peynir ile patlıcan tadı bütünleşmiyor.

Porsiyonu 14 TL olan bu öğünü çok sevip Evrim’e “bir ikinci daha söyleyelim mi?” diyorum. İtiraz etmiyor! Dördüncü olarak da Nar Ekşili Kalamar Yahnisi istiyoruz.

İyi ki istemişiz.

Ege’nin güzel kalamarını enfes bir sos ile sotelemişler. Nar ekşisi, beyaz soğan ve sarmısak. Kalamar lezzetli ve sos çok yakışmış. Kızartma kalamardan çok daha leziz. 28 TL’ye ucuz değil ama porsiyon cömert. Kuvvetle tavsiye edilir.

Son olarak da ızgara kuzu ciğer yongaları istiyoruz.

Aslında aklıma daha önce Alaçatı’nın çok ünlü bir lokantasında önüme gelen sinirleri ayıklanmamış ciğer geldiği için biraz da korkuyorum ciğer siparişi verildiğinde.

Bu ciğer iyi ayıklanmış.

Ama maalesef şef fazla pişirmiş. İçi biraz kurumuş.

Fazla pişince ciğerin taze olmasının da kıymeti kalmıyor.

Ah elimde olsa yaprak ciğer nasıl pişirilir öğrenilsin diye bu işe soyunan her şefin Edirne’de Kazım Ustayı ziyaret etmesini şart koşardım! “Nasıl buldunuz?” diye sorulduğunda ciğerin çok piştiğini söylüyoruz. Lokanta bana göre falsoyu orada veriyor. Biz kabul etmesek bile özür diledikten sonra “Tekrar pişirelim” diye teklif etmeleri gerekir. Özür diliyorlar ama öyle bir teklifte bulunmuyorlar.

Tatlı olarak önümüze iki çeşit geliyor. Kıtır domates tatlısı Güneydoğu’nun kireçte ceviz, kabak, vs. tatlılarından esinlenmiş. Güzel. Ama benim asıl hoşuma giden yoğurt tatlıları. Ballı ve karamelli yoğurt dondurması. Kekremsi yoğurt dondurma lezzeti bal ve karamel ile çok iyi bütünleşiyor. Tavsiye ederim.

Türk işi bir tapas ziyafeti için Tapuyu tavsiye ettiğim gibi.

Sizi bilmem ama ben kısmetse tekrar ziyaret edeceği burayı.

DEĞERLENDİRME: HHHHH

Şarap eğitimleri

Gusto şarap kursları 10. yılında

İçki kültürü dergisi Gusto’nun 2003’te başlattığı ve Gusto Yayın Yönetmeni Mehmet Yalçın’ın verdiği şarap kurslarının yeni sezon I. etabı 18 Eylül’de Taksim’deki Rouge Kav’da başlıyor. “Şarabın Dünyasına Giriş” başlıklı etapta, beyaz, pembe, kırmızı ve özel şarapların temel özellikleri ile şarap tadım ve servis teknikleri öğrenilecek. Haftada birer kez ikişer saatlik seanslarla (19.00-21.00) dört hafta boyunca yapılacak kursu bitirenlere sertifika verilecek. Kurs, tamamen yabancı şarapların tadılacağı “Bölge Bölge Dünya Şarapları” başlıklı ikinci kurla devam edecek. Katılımın 30 kişiyle sınırlı olduğu kursun bedeli 400 TL. Kayıt ve
bilgi için (0212) 237 01 12.

Haydi bağ bozumuna!

30-31 Ağustos ve 01 Eylül tarihlerinde günübirlik gezilerle gerçekleşecek olan Kayra ile Şarköy bağ bozumu gezisinde, Kayra’nın üretim tesislerini görebililir ve uzmanlar eşliğinde yapılacak şarap tadımlarıyla farklı bir deneyim yaşayabilirsiniz. Şarabın en önemli merkezlerinden biri olan Şarköy’e yapılacak bağ bozumu gezisi, bu toprakların üzüme verdiği eşsiz lezzetin şaraba dönüştüğü büyülü yolculuğa tanıklık etmek isteyenler için eşsiz bir fırsat olabilir. Rezervasyon ve detaylı bilgi için (0212) 252 91 61.