Yahoo iştahımızı kaçırdı

Eşimin Yahoo hesabına hacker girdi. Kontakt listesindeki kişilerden biz istiyormuş
gibi para istediler. Yahoo’yla zorla da olsa iletişime geçtik. Yardımcı olmak şöyle dursun adeta bizimle dalga geçtiler

Günümüz dünyasında bireysel hak ve özgürlüklere tehdit sadece hükümetlerden gelmiyor. Büyük şirketlerden de geliyor. Bazı hükümetlerin kapalı perdeler ardında soyguncular / banka hortumlayıcıları ile işbirliği yaparak namusu ile yaşayan vatandaşları soyup soğana çevirdiklerini tarihten biliyoruz. Sadece Türkiye’yi
değil, Amerika’yı da bilen biri olarak konuşuyorum. Bazı büyük şirketlerin ya kendileri soyguncu ya da hırsızlarla
işbirliği içindeler. Kanunun boşluklarını bulup insanları istismar ediyor, haklı
ricalara da kulaklarını tıkıyorlar.
Birkaç hafta önce eşimin başına gelenlere tanık olduktan sonra Yahoo şirketinin de iş ahlakı açısından sınıfta kaldığını düşündüm. Yahoo bir yandan teröristler ile mücadele etmek isteyen Obama hükümetine kafa tutuyor. Öte yandan da internet hırsızları ‘hacker’ları nesnel olarak koruyor.

Büyük bir kara mizah ustası
Eşimin Yahoo hesabına bir hacker girdi. Tek kişi mi, çete mi, bilinmez. Adam eşimin kontakt listesindeki 1000 kişiye mesaj yolladı. Özeti: “Hey, ailemle birlikte Filipinler’in Manile kentindeyiz. Soyulduk. Her şeyimizi çaldılar. Kredi kartlarımızı da çaldılar. Otelin telefon hattı kesik. Sadece
e-posta işliyor. Polis yardım etmiyor. Hemen ülkeme dönmem lazım. Bana lütfen 2 bin 450 dolar yollayın ki uçak bileti alayım.”
Buraya kadar olan Yahoo’nun kontrolü dışında. İşin garibi bundan sonrası. Olayın detaylarını eşim gastromondiale.com sitesinde yazdı. İsteyen oraya bakabilir.
Ben ana noktaları özetleyeyim:
1 Kafka’nın “Şato”sunu bilirsiniz... Geçen yüzyılın başlarında yazılmıştır ama bir türlü ulaşılamayan şato metaforu maalesef hâlâ geçerliliğini sürdürür. Ulaşılamayan sadece totaliter hükümetler değil. Yahoo gibi saydamlığı olmayan, müşteriye değer vermeyen şirketler. E-postalara cevap vermiyor, telefonla ulaşımı imkansız
kılıyor, ulaşsanız da yardım etmiyorlar.
2 Büyük çabalar sonucu eşim Yahoo’ya ulaştığında soyguncunun, eşimin hesabından kendisine yönelttiği tüm mesajların restore edilip kendisine gönderilmesini istedi. Yahoo bunu kesin bir dille reddetti. Bu da bize Yahoo’nun soyguncular ile işbirliği içinde olmasa bile onlara kol kanat gerdiğini düşündürdü. Eminim ki bu mesajlar Yahoo’da var.
Eğer bize bu mesajlar gönderilse idi biz de soyguncu ile eşimin listesindeki
para talep edilen insanlar arasındaki yazışmaları görebilecektik.
3 Yahoo büyük bir kara mizah ustası.
Eşim internet üzerinden bir form doldurdu ve başına geleni resmi olarak bildirdi. Özetle iki şey istedi: 1. Kontakt listesinin restore edilmesi, 2. Kendisine yazılıp soyguncunun kendi yarattığı adrese yönlendirilen mesajların kopyası.
Yahoo iki meşru isteği de yerine getirmedi. Bunların yerine inanılmaz
bir şey yaptı. Bu isteğin yazılı olarak dile getirilmesinden yedi gün önceki tüm
e-postaları sildi! Sonra da dalga geçer
gibi bir mesaj yolladı: “İsteklerinizi yerine getirdik” ve ekledi: “Please do not reply to this email, as no one will receive your message.” (Lütfen bu mesaja cevap
vermeyin çünkü kimseye ulaşmaz!).

Dalga mı geçiyorsun birader!
Bu cevap verilemeyecek mesajın hemen arkasından da ateşe gaz döker gibi son darbeyi vurdu Yahoo: “We have not heard from you concerning your request for support in the 72 hours since we sent you a response. Consequently, we have changed the status of your question to SOLVED.” (Sizden 72 saat içinde geri dönüş olmadığı için davanızı ÇÖZÜLMÜŞ sayıyoruz!)
Dalga mı geçiyorsun birader? Ev sahibini bastıran yavuz hırsız mısın sen? Sorunu çözmek bir yana çözümü imknsız kılıyorsun. İnternet hırsızlarını koruyorsun. Sonra da karşıma geçip “sen itiraz etmedin, sorun çözüldü” diyorsun.
Sadece kötü yönetilen hükümetler değil, kötü yönetilen ya da kötü niyetli büyük şirketler de canımızı acıtıyor. İyi işleyen demokrasilerde hükümetleri seçimle değiştirmek mümkün. Ama tekelci kapitalizmde büyük şirketlerin
hegemonyası altındayız hepimiz.
Hükümetler en azından olayı harbi oynuyor. Birileri çıkıyor ve “Kararı ben verdim...” falan diyor. Yahoo gibi şirketler ise oyunu kaçak oynuyor. Sorumlu yok.
Hem her yerdeler hem hiçbir yerdeler.

Batı’nın sıradan insanı durumu kanıksamış
Pazar ekonomisi kontrol edilmeyip kendi kurallarını işletince insanların anası ağlıyor. İdeal bir demokraside halkın seçtiği ve hükümetlerin büyük şirketleri kontrol edip oyunun kurallarını saptaması lazım. Ama olay farklı yürüyor. Demokrasinin oturmadığı ülkelerde hükümetler büyük şirketleri kendi politik hedefleri doğrultusunda kullanıp karşı çıkanları keyfi şekilde cezalandırıyor.
Büyük ve çokuluslu şirketlerin iyice kurumsallaştığı Batı ülkelerinde ise devlet adeta büyük şirketlerin eline geçmiş durumda. Bu duruma tepki duyan dürüst politikacıların da bir şekilde defteri dürülüyor. Batı’nın sıradan insanı da durumu kanıksamış. Arada hükümetler protesto ediliyor ama büyük şirketlerin yaptığı yanına kalıyor. Zor bir dünyada yaşıyoruz. Düşündükçe insanın iştahı kaçıyor.

Soğuk domates-biber çorbası salmorejo iz bıraktı

Yahoo ile ilgili satırları gastronomik açıdan belki de en sevdiğim kent olan San Sebastian ya da Bask dilinde Donostia’dan yazıyorum. Buraya Bordeaux Şarap Fuarı’ndan geldim. Eski gözağrılarımı ziyaret ediyorum.
Bir de yeni bir tapas bar keşfettim: Borda Berri. Kuvvetle tavsiye ederim. Tapas’lar 2.5-3 avro arası.
6 tapas, 2 kadeh Txakolin beyaz şarap, bir su için 20 avro verdik.

Harika bir yaz çorbası
İçi dana yanağı ve keçi peyniri ile doldurulmuş kırmızı biber (pikillo relleno), erik soslu ördek ciğeri, dana uykuluk, pırasa ve limon otlu ravyoli, pil pil soslu baccalao (morina) balığı... Hepsi harika. Ama salmorejo denen soğuk domates-biber çorbası özellikle iz bıraktı. Andalusya’da meşhur olan bu çorbanın kıvamı püre gibi. İçinde ezilmiş ekmek olduğu için. Domates ve yeşil biber dışında sarmısak, zeytinyağı, sirke ve kaya tuzu da var. Andalusya’da içine domuz jambonu, jamon iberico da doğranıyor. Burada ise jamon de pato. Yani ördek salamı. Çok lezzetli. Bence harika bir yaz çorbası.
Eğer buraya gelir ve iki-üç tapas barı dolaşmaya niyetlenirseniz bu çorba ile başlamanızı öneririm. İştah açıyor.