Bir çınar

Eklenme Tarihi09.06.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi09.06.2018 - 0:18
Erdoğan Demirören demek, Türk medya tarihinin çınarlarından biri demek. Dolayısıyla, vefatı da Türkiye tarihinde çok önemli ve hep hatırlanacak bir kayıp.

Erdoğan Bey 40 küsur yıldır Türk iş dünyasında ve medyasında en önde gelen iş adamlarından biri oldu. 2011’de Milliyet ve Vatan gazetelerini satın alarak da medyanın en önemli isimlerinden biri haline geldi. 2 ay önce Doğan Medya Grubu’nu satın alınca da tartışmasız medya dünyasının en büyük patronu oldu. Ne büyük ve talihsiz bir acıdır ki tam da bu satışın tescillenmesinin ertesinde vefat etti, bu yeni dönemini görmeye ömrü vefa etmedi.

Ülkemize çok hizmet etmiş bu güzel insanın ve koskoca çınarın mekânı cennet olsun. Tüm kıymetli ailesi başta olmak üzere sevenlerine ve Türkiye’ye başsağlığı diliyorum.

Türk halkı Batı’yı istiyor

Türk milleti büyük bir çelişki yaşıyor. Bir yandan ABD’yi “en büyük tehdit” olarak algılıyor, Batı’ya hiç güvenmiyor. Diğer yandan aynı Batı’yı, daha doğrusu, NATO’yu ve AB’yi güvenliğinin teminatı olarak görüyor.

Sebebi ise basit: Etrafımızdaki ateş çemberi büyüdükçe, doğal olarak korkuyoruz. Kendimizi güvende hissetmiyoruz. Bu yüzden bir teminat arıyoruz. Böyle zamanlarda da hep “fabrika ayarlarımıza” sığınıyoruz. Yani bir nevi ana rahmine. Batı ittifakını can simidi olarak görmemiz bundan.

Batı teminatı

Bunu ortaya koyan, Kadir Has Üniversitesi’nin her yıl yaptığı “Türk Dış Politikası Kamuoyu Algıları Araştırması”. Türk toplumunun nabzını yıllardır tutan anketin bu yılki sonucuna göre, Türk milletinin yüzde 60’ı ABD’yi “en büyük tehdit” olarak görüyor. Aramızda sorun olduğunu düşünenler de yüzde 64’ten 79’a yükselmiş. Düşünün ki 2015’te ABD en yakın ortağımız olarak görülüyordu.

Bu güvensizliğin ana sebebi ise belli ki Washington’ın YPG’ye verdiği destek. Hakeza yüzde 64’e göre, aramızdaki en büyük sorun terörle mücadele.

***

Ancak buna rağmen ABD’nin lokomotifi olduğu NATO’ya destek yüzde 10 oranında artmış! Yüzde 70’imiz NATO üyeliğimizin devamından yana. Aynı çelişki AB konusunda da hakim. Bir yandan AB ülkeleri tehdit oluşturan ülkeler arasında ABD ve İsrail’in hemen arkasından geliyor. Ama diğer yandan Türkiye’nin AB üyeliğini destekleyenler yüzde 55’e yükselmiş. Üniversite ve üzeri eğitim görenlerde bu oran yüzde 60.

İçe kapanma

“Fabrika ayarlarımız” arasında içe kapanma da hep olagelmiştir. Yani “Türk’ün Türk’ten başka dostu yoktur” inancı. Buna Azerbaycan’la “tek millet, iki devlet” anlayışını da ekleyebiliriz. Bu yıl da Azerbaycan en yakın dostumuz olarak görülüyor. “Türkiye’nin dostu yoktur” diyenlerin oranı ise yüzde 17’den yüzde 23’e çıkmış. “Birlikte hareket edilmesi gereken ülke” olarak da Azerbaycan’dan sonra Türki Cumhuriyetler görülüyor.

***

Dikkatimi çeken bir diğer nokta da: Güvenlik tehdidi arttıkça, Türk milleti olayların dışında kalmak, tarafsız durmak istiyor. Suriye’nin en büyük sorun olarak görülmesine rağmen, “Türkiye tarafsız kalmalı, herhangi bir müdahalede bulunmamalı” diyenler en büyük çoğunluk. Aynı tutumu Filistin-İsrail meselesinde de görüyoruz. İsrail her ne kadar haksız bulunsa da, “Tarafsız arabulucu olmalıyız” diyenler en yüksek yüzdeye sahip. “Hiçbir şekilde karışmamalıyız” diyenler de yüzde 34’e yükselmiş.

Mülteci konusunda da aynı çekimserliği görüyoruz. Yüzde 61, Suriyeli göçmenlerden memnun olmadığını söylüyor. “Göçmen alımına son verilsin” diyenler de      yüzde 46’ya çıkmış. Yani özetle, Türk halkı “Bizim derdimiz kendimize yeter” diyor.

***

Tüm anketi en iyi özetleyen soru-cevap ise herhalde şu: “Daha etkili bir dış politika için ne yapılmalı?” dendiğinde, “Diğer ülkelerle ilişkilerin kuvvetlendirilmesi” cevabı yüzde 53 ile açık ara 1’inci sırada.

Dolayısıyla, halkın güvenlik kaygısını gidermenin yolu belli ki Batı dahil ilişki ağımızı geliştirmek. Tam da seçimlerin ve yeni bir yönetimin arifesindeyiz. Vakti geldi sanki.

 

Etiketler