Dev kriz

Eklenme Tarihi24.03.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi24.03.2018 - 18:02
Düşünün ki güven- diğiniz bir süper- markete gidiyorsunuz. Ve satın aldığınız üründen eve gidince zehirleni- yorsunuz. Şimdi bundan o süpermarket mi sorumludur? O ürünü üreten firma mı? Ürünü denetleyen kurum mu? Yoksa dikkatsiz tüketici olan siz mi?

Ya da komşunuz kapınızı çalıp sizden yumurta istiyor. Siz de elbette veriyorsunuz! Ama daha sonra bu yumurtayı mahalledeki hayvanları zehirlemek için kullandığını öğreniyorsunuz. Bu durumda siz de suçlu musunuz?

İnternet tarihinin en büyük krizi

Bu iki örnek aslında şu anda tüm dünyayı sarsan Facebook krizini özetler nitelikte. Geçen hafta, 10 yıldır hayatımızın merkezinde olan Facebook’un yüz yüze kaldığı, internet tarihinin en büyük krizi patlak verdi. Önce 50 milyon Facebook kullanıcısının verilerinin ele geçirildiği haberi önümüze bomba gibi düştü.

Haberi yayan, ABD Başkanı Donald Trump’la seçim kampanyasında çalışan ve İngiltere’de de Brexit (AB’den kopma) kampanyasını yürüten “Cambridge Analytica” (CA) adlı veri analiz şirketinin bir çalışanıydı. Buna göre, şirket 50 milyon Facebook kullanıcısının tüm bilgilerini ele geçirmişti. Ve bu bilgiler doğrultusunda onların siyasi tercihlerini tahmin edip, yönlendirmişti. Nasıl mı? Eminim sizlerin de önüne sosyal medya hesaplarınızda sürekli düşen reklamlar gibi... CA da kişiye özel politik reklamlar üreterek kullanıcıları manipüle etmiş.

***

Sorun şu ki bu tür şirketler tüm sosyal medya platformlarında anket yapmak gibi saiklerle önümüze çıkıyorlar. Ve bize “Ankete katılabilmeniz için hesabınıza erişmemiz gerekiyor” ibaresini sunuyorlar. Biz de genellikle düşünmeden onay veriyoruz. Şimdi haliyle sadece ABD ve İngiltere vatandaşları değil, hepimiz kendimizi kandırılmış hissediyoruz. 21. yüzyıl sosyal mühendisliğinin kurbanlarıyız.

Peki, şimdi suçlu kim? Facebook mu? O şirket mi? Yoksa izni veren bizler mi?

Suçlu kim?

İşin dört boyutu var. 1.si, etik yönü. 2.si, hukuki boyutu. 3.sü, ulusal güvenlik. 4.sü de teknoloji.

Etik/ahlaki yönünden başlayalım. Yani kişisel verilerin korunması, mahremiyet boyutu. İstanbul Ekonomi adlı araştırma şirketinin Genel Müdürü Can Selçuki, etik açıdan kullanıcıları korumanın kimin sorumluluğunda olduğunun şu anda dünyada cevaplanamadığını söylüyor.

Çünkü aslında Facebook bir bakıma gafil avlanmış. Zira ta 2015’te CA’nın, eriştiği kişisel verileri 3. kişilerle paylaştığını tespit etmiş. Bunun üzerine şirketi uyarmış ve bilgilerin imha edileceği sözünü almış. Geçen hafta dünya kamuoyundan özür dileyen Facebook CEO’su Mark Zuckerberg de zaten bundan sonra CA’yı reklam vermekten men edeceğini açıkladı. Ancak diğer yandan, şimdilik 60 milyar dolar değer ve küresel güven kaybına uğrayan Facebook, kullanıcılarını yeterince koruyamamış.

Selçuki’e göre, bir diğer etik sorun da kullanıcıların bilgi erişimine izni verdiklerinde ne için kullanılacağını bilmemeleri. Ve farkında olmadan kendilerini manipüle edilmelerine müsaade etmeleri!

***

Cevapsız sorularla dolu bu muallak durumun asıl sebebi ise, işin hukuki boyutu. Çünkü yasalar bu yeni küresel gerçekliğe henüz uyumlanamadığı için, anlaşılan herkes istediği gibi at koşturuyor. Bir sonraki yazıda buradan devam...