Füzeler Rusya’dan mı Batı’dan mı?

Eklenme Tarihi06.01.2018 - 0:41-Güncellenme Tarihi06.01.2018 - 0:41

Tam da Rusya’dan alacağımız S-400 füze sisteminin tüm detayları ortaya çıkmışken... Hatta alımının krediyle yapılacağı, toplam 144 füzenin 2 farklı noktaya yerleştirileceği daha evvelsi gün basına yansımışken... Bir anda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün Paris’te Fransa-İtalya ortaklığı olan EUROSAM’la füze anlaşması yapacağı haberi gündeme bomba düştü.

Şimdi kafalar karışık: Biz füze sistemini Rusya’dan mı alıyoruz? Eğer öyleyse, bu Avrupalı savunma sistemini nereye koyuyoruz?

İki ayrı füze sistemi

Cevabı çok basit. Biz aslında iki ayrı füze savunma sistemi alıyoruz. Şöyle ki: Türkiye’nin güvenliğini sağlamak için iki ana ihtiyaç var. 1.si, hava savunması. 2.si, füze savunması. İşte S-400’ler de 1.sini, EUROSAM ise 2.sini karşılamaya yönelik.

Hava savunma sisteminin görevi, hava sahamızı ihlal eden uçakları belirlemek ve onları ya Türkiye topraklarının dışına çıkarmak ya da gerektiği takdirde düşürmek. Bunu geleneksel olarak Türkiye’nin kendi milli hava savunma altyapısı karşılıyordu. Ancak 15 Temmuz sonrasında TSK’da yapılan operasyonlarla birlikte F-16 pilotlarının sayısı azalınca, hava savunmamızı geliştirme ihtiyacı doğdu. İşte S-400 alımının sebebi bu.

*

Ancak ne var ki Rus yapımı füze sistemi, Türkiye’de var olan NATO altyapısıyla uyumlu değil. Yani yukarıda bahsettiğim 2. ihtiyacımız olan füze savunmamızı sağlayan mevcut sistemle. Bu çok kapsamlı sistem Türkiye’ye karşı fırlatılan bir füzeyi tespit ediyor, havada takip ediyor, düşeceği yeri önceden hesaplıyor ve imha ediyor. Farklı radarlardan oluşan bu sistemin bir parçası Türkiye topraklarında, Malatya Kürecik’te (erken uyarı radarı) bulunuyor. Geri kalanı ise İspanya açıklarındaki Amerikan füze gemilerinde, Almanya’daki komuta-kontrol merkezinde ve Polonya ve Romanya’da (füze bataryaları) konuşlanmış durumda.

İşte Rus S-400 sistemi bu NATO altyapısına entegre olamadığı için, füze savunma amaçlı kullanılamıyor. Konuştuğum EDAM (Ekonomi ve Dış Politika Araştırmalar Merkezi) Başkanı Sinan Ülgen, bu sistem için bu nedenle “yarı-kör” terimini kullanıyor. Bu yüzden de Türkiye füze savunma sistemini NATO altyapısıyla uyumlu olan EUROSAM’dan alarak, bu ihtiyacını gideriyor. Böylelikle S-400’ün erişemediği NATO’nun “sinyal istihbaratını” kullanabilen, çok daha etkili bir savunma sistemi oluşturuyor.

Stratejik anlamı

Peki, bu ikili savunma sistemi stratejik olarak ne anlama geliyor? Türkiye Batı ve Rusya ile ittifaklarını birbiriyle dengeliyor mu? NATO Savunma Koleji’nin Akademik Danışma Kurulu’nda da uzun yıllar bulunmuş olan Sinan Ülgen’in cevabı çok kritik: “Türkiye 15 Temmuz sonrasında hava savunmasında ortaya çıkan eksikliği gidermek için Rusya ile işbirliği yapıyor. Yani bu, kısa vadeli pragmatik bir iş birliği. Batı ile ittifakı ise uzun vadeli, kalıcı ve aynen devam ediyor. Dolayısıyla, bu ikisi birbirinin alternatifi değil.” 

Zaten bu iki ayrı füze sisteminin karşılayacağı ihtiyaçların büyüklüğü ve içeriği de her iki tarafla kurduğumuz ilişkinin mahiyetini bire bir yansıtıyor.

S-400 alımının bize yansıyabilecek olan zorlukları ise bir sonraki yazıda.