İdlib operasyonu

Eklenme Tarihi04.09.2018 - 23:29-Güncellenme Tarihi04.09.2018 - 23:29

Sonunda beklenen oldu ve Rusya İdlib’i vurdu. Ancak çanak çömlek henüz patlamış değil. Çünkü asıl beklenen o büyük İdlib operasyonu daha başlamadı.

ABD’ye karşı hamle

Haftalardır asıl beklenen, Esad rejiminin Rusya ve İran’la birlikte İdlib’de muhaliflerin kontrolündeki bölgeleri vurması. Hatta ABD başta olmak üzere Batı dünyası bu yüzden ayaklandı. Bunun üzerine Esad ve Rus yetkililer de Amerika’nın buraya “Esad kimyasal saldırı yaptı” bahanesiyle operasyon yapacağını iddia ettiler.

Ve anlaşılan o ki Moskova bu nedenle daha fazla hareketsiz kalmak istemedi. Yoksa Rusya Dışişleri Bakanı Lavrov’un açıkladığı gibi, İdlib’le ilgili asıl kararlar bu cuma günü Tahran’da yapılacak Türkiye-Rusya-İran zirvesinde alınacak. Ama belli ki Moskova o güne kadar beklemeden bir hamle yapmak istedi. Böylelikle ABD’ye “Hiç boşuna bizi durdurmaya uğraşma” sinyali verdi. Tam da Washington’ın yeni atadığı, çiçeği burnunda Suriye Temsilcisi James Jeffrey İdlib görüşmeleri için şu anda Ortadoğu turundayken. Rusya’nın Suriye savaşının başladığı günden bu yana Doğu Akdeniz’deki en büyük askeri tatbikatını tam da bu günlerde yapıyor olması da bu sebepten.

***

Bununla birlikte, Rusya ve Türkiye İdlib üzerinde bir mutabakata varmış görünüyorlar. İdlib operasyonu belli ki Ankara’nın desteklediği muhalif grupları dışarıda bırakacak ve sadece terör listesine yeni eklediği Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) gibi radikal örgütleri hedef alacak.

Ankara da bu arada desteklediği muhalif grupları buradan uzaklaştırmaya, silahsızlanmaya ikna etmeye çalışıyor. Zaten bu bölgenin teröristlerden temizlenmesi Türkiye’nin de işine geliyor. Zira İdlib operasyonu esnasında sınırlarımıza ciddi bir insani göç bekleniyor. Terör gruplarının bu mültecilerin arasına karışması da Ankara’nın en büyük korkulu rüyası. Dahası, göçmenlerin bu bölgeye geri dönebilmesi için de bu temizliğin yapılması şart. Kısacası, İdlib özelinde bir orta yol bulunmuş gibi.

Orta vadede tehditler

Ancak mesele burada, yani İdlib’le bitmiyor. TSK’nın Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarını yapmış olduğu Afrin-Cerablus hattındaki askeri varlığı devam ediyor. Aynı şekilde, ABD ile 3 ay önce anlaşmaya varılan Menbiç’te de öyle. Esad rejimi ise Suriye’nin genelinde kontrolü ele geçirdi ve Türkiye’nin desteklediği muhaliflerin siyasi-askeri denklemde bir ağırlığı kalmadı. Bu nedenle, İdlib sonrasında Esad’ın Afrin-Cerablus’a yönelmesi işten bile değil. Aynı şekilde, ülkenin kuzeydoğusuna hakim olan YPG/PYD ile masaya oturması da önümüzdeki günlerde beklenmeli. Her şeyden önce, ülkenin petrol kaynaklarının çoğu bu bölgede.

Bu tabloda Washington ve Moskova arasında sıcak bir çatışma ise ihtimal dışı. Lavrov’un evvelki gün “ABD ile Rusya arasında Suriye hususunda derin görüş ayrılıkları var. Ama inanıyorum ki tekrar iş birliği yapan iki ülke haline geleceğiz” demesi boşuna değil. Rusya ABD’nin YPG üzerinden Fırat’ın doğusuna hakim olmasını, ABD de Rusya’nın Fırat’ın batısını kontrol etmesini kabullenmiş görünüyor. Bundan sonraki hedefleri ise bu kazanımlarını korumak.

***

Ankara’nın yıllardır desteklediği muhaliflerin Suriye’de siyasi denkleme katılmalarını, yeni düzende temsil edilmelerini istemesi doğal. Ancak bunu Şam rejimiyle müzakere ederek gerçekleştirmesi Türkiye’nin elini özellikle YPG konusunda rahatlatır. Hem de rejimle diyalog Rusya-İran cephesiyle iş birliğinin önünü neredeyse tamamen açar.

Artık orta vadeye odaklanmanın vakti.