İsrail’le bıçak sırtı

Eklenme Tarihi04.04.2018 - 1:00-Güncellenme Tarihi04.04.2018 - 1:00

"Şu an Türkiye ile İsrail arasındaki bir kriz değil, bir vaka" diyor karşımda oturan Arad Nir. Nir, İsrail’in en çok tanınan gazetecilerinden ve Türkiye’yi en yakından takip edenlerden. Bugünkü Türkiye-Rusya-İran zirvesi için soluğu Ankara’da almış.
Hem de birkaç gündür tozun dumanı birbirine kattığı İsrail’den kalkıp gelmiş.

En kanlı gün

Malum; İsrail geçtiğimiz cuma gününden bu yana darmaduman. Sebebi de, Filistinliler için direnişin sembolü olan “Toprak Günü”nde, İsrail ordusunun Gazze’de ateş açması. Ve bu yüzden tam 18 Filistinlinin hayatını kaybedip, 1500’den fazlasının yaralanması. Bu, 2014’teki Koruyucu Hat Operasyonu’ndan beri İsrail’in gerçekleştirdiği en kanlı saldırı.

Hemen akabinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İsrail’i sert sözlerle kınaması da bu yüzden. İsrail Başbakanı Netanyahu’dan gelen “Siz de Afrin’de, Kuzey Kıbrıs’ta neler yaptınız” tweet’leri bu restleşmenin 2. raundu olsa da, şu an o noktada asılı kaldı. Nir’e göre, “Erdoğan’ın şimdilik karşılık vermemesi son derece zekice”. Çünkü Nir krizin iki tarafa da yaramayacağı görüşünde. İki ülkeyi bekleyen devasa enerji projeleri bir yana, istihbarat iş birliğinin iki başkent için de hayati olduğunu hatırlatıyor.

Bununla birlikte, yine de ikili ilişkilerde bunun gibi daha birçok “vaka” bekliyor. Ve ekliyor: “Eğer bu vakalar iyi yönetilmezse, bir krize dönüşmeye gebe.” Peki, neden?

Sıradaki vakalar

Her şeyden önce, Toprak Günü sonrasında sokağa dökülen Filistinlileri durdurmak yakın zamanda mümkün değil gibi. Protestoların 15 Mayıs’taki Nakba (Büyük Felaket) Günü’ne kadar sürmesi bekleniyor. Yani yüz binlerce Filistinlinin yerlerinden edildiği 15 Mayıs 1948’in 70. yıl dönümüne kadar.

Dahası, Hamas, Toprak Günü öncesinde 1 milyon Filistinliyi “Büyük Dönüş Yürüyüşü” adı altında sokağa çağırmıştı. Yıllardır her şiddet kızıştığında telefona sarılıp aradığım Nir, hep, “Tekrar İntifada (Filistinlilerin İsrail’e karşı ayaklanması) olmaz” diyordu. Bu kez beni şaşırtıp, “Olabilir” diyor. Cuma günü 30 bin Filistinlinin yürüyüşe katılmasını buna işaret olarak gösteriyor. İşte tüm bu gerilim de Türkiye ile İsrail arasında iniş çıkışlar yaratabilir.

***

Tüm bunların üstüne, 15 Mayıs’ta bizi bekleyen bir kriz daha kapıda: Hatırlarsanız, Trump geçtiğimiz aralıkta Kudüs’ü İsrail’in başkenti ilan edip, büyükelçiliği buraya taşıyacağını açıklamıştı. Sonrasında Dışişleri Bakanlığı bunun 8 yıl alacağını ifşa etti. Son olarak ise Trump sadece elçinin ofisini, İsrail’in 70. kuruluş yıl dönümü olan 14 Mayıs’ta Kudüs’e taşıyacağını duyurdu. Tabii bu bile İsrail’de son derece şaşaalı kutlanacaktır.

Ezcümle, 15 Mayıs’a giden yol epey engebeli. Tüm bunlara bir de İran meselesini ekleyin. İsrail, ezeli düşmanı İran’la Türkiye’nin yakın iş birliğini tüyleri diken diken takip ediyor. Bugünkü üçlü zirve de bu yüzden Tel Aviv’in yakın markajında.

Bu ilişkide bir krizin patlamasının önündeki en büyük engel ise, iki tarafta da ilişkiyi korumak için didinen -siyasiler dışındaki- profesyoneller. Yani diplomatlar, güvenlik çevreleri ve iş dünyası. Belli ki uzunca bir süre bu ilişki onlara emanet.