Kritik Menbiç anlaşması

Eklenme Tarihi06.06.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi06.06.2018 - 0:45

ABD ile sonunda varılan Menbiç anlaşması son derece kritik. Çünkü tarihin bu döneminde Türkiye’nin sınır ötesinde verdiği mücadele açısından bir dönüm noktası.

***

Nasıl ki 102 yıl önce meşhur Sykes-Picot Anlaşması’yla Ortadoğu’nun bugünkü sınırları çizildiyse... Bugünlerde de sınırlar yeniden sınanıyor. Irak ve Suriye hayatta kalma mücadelesi verirken, yeni bir düzenin alarm zilleri çalıyor. Dahası, sınırlarımız boyunca oluşturulan terör koridoru, Kurtuluş Savaşı’ndan bu yana Türkiye’nin en büyük beka sorununu oluşturuyor.

Neden Menbiç?

İşte tam da bu tehdit nedeniyle, Türkiye son iki yıldır askeri olarak “sorunu kaynağında yok etme” mantığıyla hareket ediyor. Yani PKK varlığını artık sadece kuzey Irak’ta değil, kuzey Suriye’de de hedef alıyor. Zaten Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı harekâtlarının hedefi de sınır boyunca uzanan bir terör koridorunu engellemekti.

Malum, PKK bağlantılı YPG’nin kuzey Suriye’de amacı, Fırat’ın doğusundaki Cezire ve Kobani kantonlarıyla, batısındaki Afrin kantonunu birleştirmek, böylelikle Doğu Akdeniz’e ulaşmaktı. Ama Türkiye bu iki harekâtla Fırat’ın batısından YPG’yi atarak bu iki hattın birleşmesini engelledi. Bir istisna hariç! Batıda temizlenmesi gereken sadece Menbiç kaldı.

Dolayısıyla, YPG’nin 2016’dan beri elinde tuttuğu Menbiç, bu taktiğin tam amacına ulaşması için son derece kritik. ABD de zaten bu yüzden -Türkiye ile pazarlıklarda elini güçlendirmek için- Menbiç kartını elinde tutuyordu. Başkan Obama’nın “Menbiç’i boşaltacağız” sözünden bu yana yıllardır da bu durum sürüyordu. Şimdi ABD ile bu anlaşmaya varılmış olması, ciddi bir mihenk taşı.

Yol haritası

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun ABD’de mevkidaşıyla görüştükten sonra dün açıkladığı gibi, sonunda YPG buradan çekiliyor. 90 gün içinde buradaki 5.000 civarı YPG’linin Fırat’ın doğusuna geçmesi öngörülüyor. Bu bölgede ise 70 bin civarı YPG’li olduğu tahmin ediliyor.

Çavuş-oğlu’nun söylediği gibi, Ankara’nın hedefinde şimdi bu bölge var. Ancak Suriye petrol kaynaklarının yüzde 70’i burada olduğu için, ABD’nin bu bölgede YPG’ye verdiği desteği kesmesi kısa vadede beklenmiyor. Bu durumda izlenebilecek en akıllıca yol ise, herhalde Şam rejimiyle YPG’ye karşı iş birliği yapmak olacaktır.

***

Ne var ki Ankara şu an o noktada değil. Bu bölgeye yönelik stratejiyi belirlemek için önce Esad rejiminin YPG’ye karşı tutumunun belirginleşmesi gerekiyor. Zira Esad’dan bir gün “YPG vatan hainidir, ona karşı askeri güç kullanabiliriz” açıklaması geliyor. Ertesi gün YPG ile petrol paylaşımı konusunda anlaştığı bilgisi sızıyor.

Kuzey Irak tamamlıyor

Kuzey Suriye’deki stratejiyi tamamlamak için kuzey Irak’ta da Türk ordusunun faaliyetleri artmış durumda. Çünkü YPG hem lojistik ve eğitim desteğini Kandil’den alıyor. Hem de yönetim kademesi Kandil’den geliyor. Sabri Ok’un PKK’nın Suriye sorumlusu oluşu bunun en iyi göstergesi. Mart ayının ilk günlerinde Kandil etraflı faaliyet bu yüzden artırıldı. Hem teröristlerin bu bölgeden Türkiye’ye geliş güzergâhını Türk birlikleri kapattı. Hem de sınırda mayın temizliği hızlandırıldı. Kandil harekâtının başlaması ise an meselesi.

***

ABD’nin Ankara’ya “YPG’yi PKK’dan ayıracağız” sözü verdiği de son günlerde yazılıp çiziliyor. Ankara bunu “ağıza bal çalma” taktiği olarak görüyor ve ciddiye almıyor. Özellikle de Afrin’de ele geçirilen YPG’lilerin PKK bağlantılarıyla ilgili verdikleri ifadelerden sonra. Geçtiğimiz şubat ayında Ankara Çukurambar’da meydana gelen patlamayı bir YPG’linin yaptığı hatırlanınca, ABD’nin taktiği gülünç kaçıyor.