Kritik Türk-İngiliz yakınlaşması

Eklenme Tarihi16.05.2018 - 1:16-Güncellenme Tarihi16.05.2018 - 1:16

Tabii ki aklımdan ve kalbimden İsrail’in Kudüs katliamını yazmak geçiyor. Ama geçtiğimiz hafta sonu İngiltere’de o kadar kritik tartışmalara şahit oldum ki sizlerle paylaşmasam olmazdı.

***

7.si düzenlenen “Türkiye-İngiltere Tatlıdil Forumu” için hafta sonu İngiltere’nin Reading kentindeydik. Türk ve İngiliz iş dünyası, medya ve siyasetinden çok geniş bir grupla birlikte... Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İngiltere’ye iner inmez ayağının tozuyla gelip kapanışını yaptığı toplantıda, ev sahipleri Prens Andrews ve Dışişleri Bakanı Boris Johnson da dahil olmak üzere üst düzey siyasetçilerle bire bir sohbet imkânım oldu.

Tüm konuşulanlar da gösterdi ki iki ülke arasında tarihte hiç olmadığı kadar özel bir ilişki kapıda.

Brexit sonrası Avrupa

Bu özel ilişkinin oluşmasında başlıca 3 sebep var. 1.si, ulusal koşullar. İngiltere Brexit (AB’den ayrılma) kararı sonrası büyük bir karmaşa içinde. Başbakan Theresa May gibi bazı siyasetçiler “sert Brexit”ten yana. Yani Birlik’le kurumsal ve ticari tüm bağları kesmek istiyorlar. Diğer tarafta ise “yumuşak Brexit”çiler var. Onlar da serbest dolaşım hakkı ve ticari anlaşmalar kalsın diyor. Hem İngiltere içinde, hem AB içinde Brexit sürecinin nasıl gerçekleşeceği ise hâlâ belirsiz. Tek bilinen, Mart 2019’da bunun öyle ya da böyle olacağı.

Tüm bunlardan İngiltere’nin ekonomisi de elbette ciddi etkileniyor. Yabancı yatırımcılar yavaş yavaş ülkeden çekiliyor.

***

2. sebep ise bölgesel. Brexit, İngiltere’nin bölgesel nüfuzunu sarsıyor. AB’deki konumunu Fransa ya da Almanya’nın kapacağı aşikâr. Bu durumda Londra’nın tarihsel olarak “özel müttefiki” olan ABD’ye daha da yaklaşması beklenir. Ancak o da mümkün olmuyor! “Önce Amerika” düsturuyla hareket eden Trump, ülkesini gitgide Avrupa’dan ve İngiltere’den ayrıştırıyor. İran anlaşmasından çekilmesi, Kudüs’ü başkent ilanı, uluslararası ticareti baltalaması... Hepsi Londra’yla arasındaki uçurumu artıran kararlar.

***

3. sebep de küresel. Çünkü tüm bunların ötesinde, küresel düzen ciddi bir kırılmadan geçiyor. Batı kendi içinde ayrışıyor. Güç ABD’den Pasifik’e, Çin’e doğru kayıyor. Bugün karşımızda ilk kez serbest ticaretle savaşan bir ABD Başkanı var!

İşte tam da böyle bir “belirsizlikler çağı”nda İngiltere, Avrupa ile göbek bağını kesip bu belirsizliklerden azami derecede etkileniyor. Bu nedenle yeni ortaklara, Türkiye’ye ihtiyaç duyuyor.

Türkiye için

Ankara ise Brexit sürecini kendi iç meselesi kadar yakından takipte. Çünkü her şeyden önce İngiltere, Türkiye’nin AB üyeliğinde Avrupa’daki en büyük destekçisi olageldi. Şimdi bu destekçisini kaybediyor. Bununla birlikte, Avrupa’da İslam ve yabancı düşmanlığı tavan yapmış durumda. İngiltere ise köklü imparatorluk geçmişinden ve tarihteki derin Ortadoğu tecrübesinden dolayı, bu konuda bir istisna. Dolayısıyla, AB’nin özellikle dış politikada aldığı ortak kararları, müspet yönde etkiliyordu. Şimdi bu yeni Avrupa, Ankara’yı endişelendiriyor.

Dahası, Trump ABD’si bizim için de sıkıntılı. Bunun yanı sıra, ekonomik olarak biz de şu günlerde dış yatırıma ihtiyaç duyuyoruz. Tüm bunlara İngiltere ile savunma alanındaki güçlü bağlarımızı da ekleyince, iki ülkenin birbirine daha önce hiç olmadığı kadar ihtiyaç duyduğu ortaya çıkıyor.

***

Kısacası, yeni bir dünya, yeni bir ABD, yeni bir Avrupa... İşte tam da bu ortam, ikisi de AB dışında ama aynı zamanda Avrupa’da olan ve ABD ile özel ilişkisi bulunan Türkiye ve İngiltere’yi hiç olmadığı kadar yakınlaştırıyor.