Mesele Türkiye olmak

Önümüzdeki hafta Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Başkan Trump’la Japonya’da yapacağı ikili görüşme öncesinde tek konuştuğumuz, ABD’nin yaptırımları. Türkiye’nin neden ve nasıl köşeye sıkışacağını yazıp çiziyoruz. Ama şunu pek sormuyoruz: İyi de Türkiye’yle ipleri koparmak, ABD’yi de köşeye sıkıştırmaz mı? NATO’yu hiç mi zora sokmaz?

Türk-Müslüman coğrafya

İlkokul yıllarından beri ezberimizdedir: “Türkiye’nin jeopolitik önemi”. İşte bu laf boşa söyleniyor değil. Türkiye’nin Türk ve Müslüman coğrafya üzerindeki etkisinin çok büyük olduğunu sık sık unutuyoruz. Başka hiçbir ülke ya da örgüt tarafından doldurulacak gibi de değil.

ABD 2001’de Afganistan’a müdahale ettiğinde, Türkiye’nin oynadığı kritik rolü hatırlayın. Büyük sayıda Türk askerinin yanı sıra, NATO’nun Afganistan’daki sivil temsilcilik görevi de Türkiye’ye verilmişti. Bunun asıl sebebi de Afganistan’ın Müslüman bir ülke olması, Türkiye ile tarihi bağları ve NATO’nun bölgedeki deneyimsizliğiydi. ABD’nin eski Savunma Bakanı Robert Gates’in “Türk askeri Afganistan’daki elimiz kolumuz” demesi, Afganistan Temsilcisi Hoolbroke’un “Afganistan’da hiçbir ülke Türkiye’den daha önemli bir rol oynayamaz” deyişi boşa değildi.

***

Şimdilerde Yunanistan’ın Türkiye’nin İttifak’taki yerini alacağı iddiası ortalıkta dolaşıyor. İyi de Türk yerine Yunan askerinin Müslüman çoğunluklu Afganistan’a gitmesi aynı anlama gelebilir mi? Ya da Türkiye’nin Türk ve Müslüman dünyası üzerindeki etkisini YPG mi üstlenecek?

Dünya dengeleri

Din yanında etnik köken de önemli bir etken. Türk coğrafyası oldukça geniş. Mesela Doğu Türkistan’da Çin’in Uygur Türklerine karşı muamelesini, Türkiye uluslararası platforma güçlü bir şekilde taşıyor. Bunu Batı ittifakından başka bir ülkenin yapması mümkün değil. Kaldı ki böylelikle ABD’nin Rusya, ama asıl Çin’le mücadelesinde, yani dünya dengelerindeki pozisyonunda Türkiye önemli bir işlev görüyor.

Almanya’nın saygın düşünce kuruluşlarından Uluslararası İlişkiler ve Güvenlik Enstitüsü (Stiftung Wissenschaft und Politik-SWP) misafir araştırmacı olan Dr. Mehmet Yeğin, “Yani burada mesele sadece Türkiye’nin jeopolitik konumu değil. Mesele, Türkiye olması meselesi” diyor.

***

Buna bir de Batı’nın boğuştuğu ırkçılığı ve göçmen/İslam düşmanlığını ekleyin. Bu derde derman olabilecek, dengeyi kurabilecek tek ülke yine Türkiye. Zira iki kutbu da kendi içinde barındırıyor. Batı sistemi, tek Müslüman parçası olan Türkiye’ye İslam dünyasına ulaşmak için hayati bir ihtiyaç duyuyor. Bu da istesek de istemesek de bizi her iki dünyaya demirliyor.

İran ve Çin

Telefonda konuştuğum Dr. Yeğin, Türkiye’nin ABD’nin İran politikasında oynadığı role de dikkat çekiyor. Trump Tahran’a savaş açacak olmasa bile, köşeye sıkıştırıp müzakere için yeniden masaya oturtmak istiyor. İşte bu süreçte de İran’ın komşusu olan Türkiye’ye ihtiyacı var. İran’a karşı uyguladığı yaptırımlara Ankara’nın katılmasının ötesinde, asıl lojistik desteğe gerek duyacak.

İstihbarat paylaşımı, Amerikan askerlerinin Türkiye topraklarında dinlenmesi, hava sahasını kullanmak gibi birçok ihtiyaç buna dahil. Hakeza günün sonunda İran her ne kadar Türkiye’nin ortağı olsa da, aynı zamanda bölgesel rakibi. Dolayısıyla, kapalı kapılar ardında bu “dolaylı” adımların atılması mümkün.

Kısacası, sadece dünya denkleminde değil, bölge politikalarında da Washington’ın Ankara’ya ihtiyacı büyük.

***

Bunların da ötesinde, iplerin kopması durumunda Türkiye yerinde durmayacaktır. Rusya ve Çin’le ilişkilerini daha da pekiştireceği kesin. Bunun Türkiye için doğuracağı olumsuzluklar tamam da, ABD için de son derece nahoş bir durum olacağı unutulmamalı. Türkiye’yi kaybetmenin bedeline bunu da ekleyin.