Üç yıllık görev süresi sona eren ve yeni atandığı Afganistan’a gitmek üzere Ankara’dan ayrılmaya hazırlanan ABD’nin Türkiye Büyükelçisi John Bass, Irak Kürt Bölgesel Yönetimi (IKBY) tarafından yapılan referandumun sonuçlarını kendilerinin de tanımadığını belirterek, “Bölgede yeterince şiddet olduğunu düşünüyoruz ve referanduma tepki olarak buna daha fazla şiddet eklemenin durumu iyileştireceğine inanmıyoruz” dedi.

Milliyet’in sorularını yanıtlayan Bass, IKBY yönetiminin referandumu sonrasında gelinen noktada bir operasyon ihtimali olması halinde ABD’nin tepkisine ilişkin soruya, “ABD hükümetinin, bağımsız bir Irak Kürdistanını desteklemediğini söylemeliyim. Kuzey Suriye’de bir Kürt kuşağını da desteklemedik ve desteklemiyoruz. Yapılan referandumun sonuçlarını meşru olarak tanımıyoruz. Türk ve Bağdat hükümetiyle bu konuda hemfikiriz” yanıtını verdi. Bağdat ve Erbil’deki yetkililerin, bu konuya çözüm bulmak için bir araya gelmelerini önemli bulduklarını belirten Bass, “Bölgede yeterince şiddet olduğunu düşünüyoruz. Referanduma tepki olarak buna daha fazla şiddet eklemenin durumu iyileştireceği ya da farklılıkları çözeceğine ve Türkiye, ABD, Irak ile İran’ın endişelerini gidereceğine inanmıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bass, “IKBY’nin geri adım atmasını bekliyor musunuz?” sorusuna da “Bazı meslektaşlarımdan edindiğim izlenime göre, Erbil yönetiminde (çözüme yönelik) durumun ilerlemesi için bir istek var” yanıtını vermekle yetindi.

‘Hassas ve kaygılıyız’

Büyükelçi Bass, YPG’ye silah tedariği ve Suriye konusuna ilişkin de önemli açıklamalarda bulundu. YPG’ye verdikleri desteğin sınırlı ve taktiksel olduğunu savunan Bass, şöyle devam etti:

“Bu bir tercih değil, DAEŞ’ın hepimize yönelttiği tehditle mücadele edebilmek için bir zorunluluk. DEAŞ Tel Abyad’da sınırın ötesinden traktörler dolusu gübre alıyor, bunları kullanarak bomba yüklü kamyonları Ramadi’de, Irak’ın batısında patlatarak Bağdat’ı devirmeye çalışıyordu. O zamanlarda ortaya çıkan tehdidi kısa vadede ortadan kaldırabilecek Suriyeli kuvvetler bulmak için çok uğraştık. Bu acil sorunu çözmek için başka kuvvetler geliştirmeye çalıştık. Sonuçta, sorun acil olduğundan, o dönem sahada elimizde bulunan kuvvetleri kullanmaya karar verdik.”

Bununla birlikte, bu işbirliğinin PKK’yı güçlendirmemesi, bu örgütün Türkiye için daha büyük bir güvenlik sorunu haline gelmemesi konusunda hassas ve kaygılı olduklarına dikkat çeken Büyükelçi John Bass, “Bu kalıcı bir anlaşma değil. Türk hükümetinin PKK’ya karşı mücadelesini destekledik, desteklemeye de devam edeceğiz” diye konuştu.

Güçlü işbirliği

Terör örgütünün, doğrudan YPG’den değil, başka birçok kaynaktan silah temin edebileceğini hatırlatan Bass, buna örnek olarak, 2003-2011 arasında silah sağladıkları Irak güvenlik güçlerinin, 2014’te Musul’u terk ederken bıraktıkları silahların DAEŞ’in eline geçmesini gösterdi. Terör örgütü PKK’yı desteklemediklerini ve işbirliği yapmadıklarının altını çizen Büyükelçi, “DAEŞ sorunu çözüldüğünde, Kuzey Suriye’de kontrol sağlandığında, daha farklı bir yaklaşıma geçeceğimize ve Türk hükümetinin bu kaygılarını gidereceğimize inanıyorum” yorumunu yaptı.

Türkiye ve ABD vatandaşlarının, DAEŞ’e karşı birlikte yürütülen mücadelede sayesinde daha güvende olduğunu dile getiren Bass, “DAEŞ’in son 9 ayda Türkiye’de hiçbir saldırı yapmamış olması, bu işbirliğinin güçlü bir kanıtı. Terör saldırılarını engelleme, ortak çıkarımız” ifadesini kullandı.

‘Gülen’in ABD’de kalmasını istemedik!’

ABD Büyükelçisi John Bass, Fetullah Gülen’in Türkiye’ye iadesi ve görülmekte olan 15 Temmuz yargılamaları hakkında da dikkat çekici yorumlarda bulundu.

Gülen’in iadesi konusunda iki ülke yetkilileri arasında süren yoğun görüşme trafiği bulunduğunu hatırlatan Bass, “ABD, darbe girişiminin sorumlularını yargı önüne çıkarmak için Türk hükümetinin çabalarını güçlü bir şekilde destekledi, desteklemeye de devam edecek. Anlaşılması gereken husus şu ki, ABD’de yasal süreç, bağımsız yargı sistemiyle yürütülüyor. Bazen bağımsız yargıçlar hükümetin değil, sanığın lehine karar verir” ifadesini kullandı. Bununla ilgili çarpıcı bir örnek veren Bass, 10 yıl önce Fethullah Gülen’in ABD’de kalmak için başvurduğunu, Bush yönetimi bunu kabul etmediğini vurguladı. Bass, “Gülen’in ABD’de kalmasını istemedik. Ancak yargıç, Gülen’in lehine karar verdi ve kalabileceğine hükmetti” dedi. Amerikalı yargıçların, sunulan kanıtların içeriğine bakarak karar verdiklerini de vurgulayan Bass, Türk makamlarının, Gülen’in darbe kalkışmasıyla ilgili sorumluluğunu en iyi şekilde kanıtlaması gerektiğine de dikkat çekti. Türkiye’deki yargılamalara da değinen Büyükelçi, resmi yetkililerin yargıç hükmü olmaksızın, insanların suçlu ya da masum oldukları yönünde görüş bildirdiklerinin altını çizdi, davaların kamuoyu önünde sıkça konuşulmasının, iki ülke adalet sistemleri arasındaki en önemli farklardan biri olduğunu ifade etti. Bass, “ABD yargı sistemine göre, bir dava hakkında kamuoyu önünde ne kadar az konuşulursa, dava o denli ciddiye alınır. Çünkü bizde savunma avukatları, yetkililerin kamuoyu önündeki açıklamaları, davada kanıt olarak kullanabiliyor. Ki bu, bazen davanın altını oyabiliyor” diye konuştu. Bu arada ABD İstanbul başkonsolosluğu çalışanının tutuklanması olayına da gönderme yaparak, suçlamalarla ilgili kanıt bulunamayacağına inandığını kaydeden Bass, bu kişinin yargı önünde değil medyada yargılandığını savundu, “Bu bana adalet arayışı değil, daha çok intikam arayışı gibi geliyor” ifadesiyle duyduğu rahatsızlığı dile getirdi.

Adalet önemli

Büyükelçi, Türk toplumunun tamamının, darbe girişiminin arkasında Gülen’in olduğunu düşündüğünün söylenmesi üzerine de, Amerika’daki “kamuoyu mahkemesi” deyişini anımsattı. İki ülkede de bazen davalarda kamuoyu mahkemesinin, hukuki süreçten çok daha önce hüküm verdiğinin görüldüğünü anlatan Bass, “Bazen bu ikisi aynı görüşte olur, bazen de mahkeme, kanıtlara dayanarak hissedilenin aksine, farklı karar verir. Bu yüzden adaleti vurguluyorum” dedi. Toplumun, darbe kalkışmasının sorumlularının adalet önüne çıkarılmasına duyduğu isteği anladığını, ancak adaletin ne şekilde uygulandığının önemli olduğuna değinen Bass, güçlü bir hukuki sürecin asıl sorumluları ortaya çıkarabileceğini, bunun hukuk sistemine güveni artıracağını söyledi. 11 Eylül’ün faillerinin de uzun bir zaman diliminde yargılandıklarını hatırlatan Bass, “Bizde yasal sürecin, insanların hoşuna gideceğinden çok daha uzun sürdüğü oldu. 11 Eylül sorumlularını yargılamak yıllar aldı. Ama sonunda ABD’liler, saldırıda kimlerin ne rol oynadığını anladı ve sorumluların adil yargılandığına güvenleri tamdı... Dolayısıyla Türkiye vatandaşlarının, yargılama süreci sonunda adaletin yerini bulduğuna inanmaları önemli” ifadesini kullandı. 

‘Başarılı bir Türkiye istiyoruz’

ABD’nin, güçlü, istikrarlı, müreffeh, demokratik ve laik bir Türkiye görmek istediğini özellikle vurgulayan Büyükelçi John Bass, bu coğrafyadaki zorluklar düşünüldüğünde, Türkiye’nin başarısının açıkça kendi çıkarlarına olacağını söyledi.

Washington’ın, Ankara ile birlikte çalışmak için çok çaba gösterdiğini, ancak bunun, bazı zamanlar daha az görünür olduğunu kaydeden Bass,   şunları söyledi:

“Her zaman bir sorunla ilgili aynı görüşte olmayabiliyoruz. Bugün bölgedeki bazı sorunlarla baş etme yöntemlerimiz ve karşılıklı yaptığımız seçimlerle ilgili bir uyuşmazlık yaşıyoruz. Ama bu, birlikte çalışmayı denemekten vazgeçeceğimiz, birbirimizden ayrılacağımız veya bağımsız yollar izleyeceğimiz anlamına gelmiyor. Farklılıklarımızı çözüp birlikte çalışmayı başarabilmek için daha çok çaba göstereceğiz.”