Yeni Suriye politikası

Eklenme Tarihi19.12.2017 - 23:44-Güncellenme Tarihi19.12.2017 - 23:44
Türkiye’nin Rusya ve İran’la Suriye’de yaptığı işbirliği, “Yoksa eksen mi kayıyor?” tartışmasını yine alevlendirdi. Elbette bunda ABD ile aramızdaki gerilimin de büyük payı var. Oysa “Batı yerine Rusya’ya yakınlaşıyoruz” algısı belli ki doğru değil. Ankara, ABD ve Rusya arasında hassas bir denge kurma stratejisi güdüyor.

Neden Rusya-İran?
Ankara Rusya ve İran’la işbirliğinin en öncelikli sebebi olarak, ABD ile böyle bir ortaklığı yakalayamamış olmasını gösteriyor. Suriye’de desteklediği Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) ve diğer muhalif grupları, Washington’a 
bir türlü kara gücü olarak 
kabul ettiremedi.
ABD her ne kadar bu muhalefeti önceleri birlikte desteklemeyi kabul etse de sonradan yardımını hızla azalttı. Bunun üzerine Ankara’nın önce Özel Kuvvetler’le bu grupları arkadan destekleme, daha sonra ise doğrudan Türk askerinin birlikte savaşması önerisi bile ABD’yi ikna edemedi. Washington PYG/YPG’yi tercih etti. CIA’nın ÖSO’ya yaptığı yardımı bu ay tamamen kesmesiyle de Türkiye tek destekçileri olarak kaldı. 
Türkiye’yi Rusya-İran ortaklığına iten 2. sebep ise, Tahran’ı çözüm için angaje etme mecburiyetinin belirmesi. Zira savaşın başından beri Esad’ın arkasındaki en büyük destekçi olan İran, Türkiye-Rusya işbirliğini önceleri sabote ediyordu. Mesela Aralık 2016’da Ankara-Moskova’nın Halep için vardığı ateşkes anlaşmasını İran bozmuştu. 
*
Konuştuğum üst düzey bir yetkili, Ankara’nın bu denkleme ABD’yi de katmak için çok uğraştığı bilgisini veriyor. Rusya ve İran’la sürdürdüğü Astana sürecini, ABD liderliğinde yürüyen Cenevre sürecine bağlamaya çalışması bunun sonucu. ABD’nin Soçi zirvesi ve Astana toplantılarından ciddi şekilde rahatsız olduğunu ve                            bu zirvelere temsilci göndermesi için Ankara’nın özel çaba harcadığını vurguluyor.
Şam’la dolaylı angajman
Bununla birlikte, Ankara belli ki büyük güçler arasında sıkışmamak için tüm komşularıyla işbirliğini artırmayı hedefliyor. PYD/YPG konusundaki sıkışıklığı da bu şekilde gidermeyi planlıyor. Yani Bağdat’ın ve Şam’ın desteğini alarak. Peki, Şam rejimiyle işbirliği yapılır mı? Aslına bakarsanız, Ekim 2016’daki Halep angajmanından beri Ankara ile Şam arasında zaten dolaylı bir koordinasyon var. Hatırlarsanız, o dönem Suriye ordusu muhaliflerin çıkışına izin vermek için Halep’ten çekilmişti. 
Esad rejimi Afrin’de de benzer bir işbirliği gösterebilir. Malum Ankara, Rusya’nın Afrin’de PYD/YPG’yi desteklemesinden rahatsız. Hatta Moskova’nın öncülüğünde toplanan Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne PYD’nin katılımı meselesi, iki ülke arasında önemli bir pürüz. Konuştuğum yetkili, bu konuda Rusya ile henüz bir yol haritasının kesinleşmediğini söylüyor. Ancak Moskova, yakında buradan PYD’nin çekilip Şam rejimine teslim edildiğini duyurursa şaşırmayın. Esad’ın evvelsi gün “PYD vatan hainidir” açıklaması da bu ihtimali destekliyor.
Buna mukabil Şam ile yakında doğrudan temas beklenmemeli. Ancak rejim PYD konusunda somut işbirliği gösterirse, Suriye’de siyasi geçiş süreci başladıktan sonra Şam’a karşı ılımlı bir hava oluşabilir.