Kredilerdeki artış büyümeye destek

9 Aralık 2019

“Türk ekonomisinde kredi aktivitesi büyümeyi destekliyor. 2020 yılında bu destek daha da belirginleşecek...”

Ekonomimizde büyüme artış trendine girerken, kredi aktivitesi de büyümeyi destekliyor. Bu destek, 2020 yılında daha da belirginleşecek.

BDDK, TÜİK ve Akbank kaynaklı grafikler, bankacılık sektöründeki kredi büyümesini; büyüme ve kredi paralelliğini ve kamu bankaları kredi miktarını gösteriyor.

Büyüme kompozisyonunda normalleşme

2020’de, birikmiş talebin etkisiyle, tüketimde toparlanma göreceğiz. Sadece, yüksek işsizlik, talep artışını sınırlayabilecek. Yeni Ekonomik Plan, özel tüketim büyümesini yüzde 4.9 beklerken; büyüme, bu oranın yüzde 1 altında, yüzde 3.9 seviyelerinde gerçekleşebilecek.

Öte yandan, ihracat Avrupa Birliği’ndeki büyüme ve toparlanma durumuna göre ivme kazanacak. En alttaki grafiklerde, ipotekli konut satışları ve hafif ticari araç satışlarındaki ivmelenmeyi görüyoruz. Enflasyon ve faizlerin düşme eğilimine girmesi ve büyüme trendinin yükselmesi, İstanbul Borsası endekslerine de yansıdı. ABD - Çin ticaret görüşmelerinde ciddi sonuç alınamaması ve ABD’nin Brezilya, Arjantin ve Fransa’ya bazı ürünler için “tarife” uygulanacağını açıklaması, ABD borsalarında düşüşe neden oldu. Paranın, yeni yılla birlikte gelişmekte olan ülkelere akmaya başlayacağını değerlendiriyoruz.

Yazının devamı...

Türkiye’nin karşılaştırmalı üstünlüğü

3 Aralık 2019

Ülkemizdeki ekonomik güven endeksi, kasım ayında %1.7 artışla 91.3’e yükseldi. Bu artış, tüketici, imalat sanayii ve hizmet sektörü güven endekslerindeki artıştan kaynaklandı. Merkez Bankası resmi döviz rezervi de ekim sonunda %3.4 artarak, 104.6 milyar dolara ulaştı.

Ekonomik göstergeler ve beklentilerdeki iyileşme ile para politikasındaki iyileşme, ülkemizin ödediği risk primi ve kurdaki oynaklığın da gerilemesine neden oldu. Ekonomik toparlanma, kredi büyümesiyle de destekleniyor.

Bankacılık sektörümüz ise, güçlü sermaye ve likidite yapısıyla risklere karşı dayanıklılığını koruyor. Yurt içi fonların banka finansmanındaki payının artması da yurt dışı koşullara karşı ekonomik hassasiyeti azaltan bir gelişme oldu.

Bu iyileşme, yeni yılla birlikte iç talebe de yansıyacak. Yatırımların artmasıyla da işsizlik oranı bir miktar gerileyecek.

İşsizlik

Tüm dünya “işsizliğin sıfırlanması” politikasından vazgeçmiş görünüyor. Zaten, robotlaşma ve bilgisayar kullanımı arttıkça, “işsizliğin sıfırlanması” imkânsız hale geliyor. Bunun yerine, sağlık ve sigorta gibi sosyal olanakların iyileştirilmesi gündeme geliyor. Bu konuda ise, en gelişmiş ülkeler arasında Türkiye gösteriliyor.

Ticari anlaşmazlıklarda dünya çapında artan tansiyon, Avrupa ekonomilerindeki durağanlık ve Brexit nedeniyle artan belirsizlikle dünya çapında artan jeopolitik riskler, ekonomimizdeki iyileşmeyi destekliyor.

Sanayi üretimimiz artıyor

Yazının devamı...

İKİ LİDERİN SONU

19 Kasım 2019

Osmanlı Devleti’nin mevcudi-yetine son veren 1919 Paris Versay anlaşmalarının mimarı Amerikan Başkanı Woodrow Wilson ve İngiltere Başbakanı Lloyd George, konferans dönüşünde ülkelerinde çok iyi karşılanmadılar.

Lloyd George, üç yıl daha görevde kaldı. Kasım 1922’de görevini bırakmaya zorlandı. 1938 yılında Paris Konferansı hakkında yazdığı kitap, başarısızlık nedeni olarak Fransızları ve Amerikalıları gösteriyordu.

Paris Konferansı’nın üçüncü güçlü ismi Fransız Başbakanı Clemenceau, Paris Konferansı sonrası ülkesinde başkan seçilmek için bir girişimde bulunmuş olsa da başarılı olamadı. Hatıralarını yazmayı reddetti ve 1928 yılında öldü.

Wilson’ın akıbeti

Versay Barış Anlaşması’nın mimarı Wilson, Paris’te hiç kimseyi mutlu edemediğinin farkındaydı. Üstelik aldığı kararlarla İtalya’da Mussolini’yi ve Almanya’da Hitler’i yarattı. Konferans öncesi açıkladığı 14 prensibin hiçbiri uygulama bulamadı.

ABD Senatosu, “Milletler Topluluğu” kurulması fikrini dahi kabul etmedi ve Versay Anlaşması’nda düzeltmeye gitmek istedi. “Milletler Topluluğu”nun Amerikan bağımsızlığını azaltacağı fikri taraftar buldu. Üstelik, Amerikan Senatosu’nun yapacağı değişikleri Avrupa devletlerinin kabul edip etmeyeceği de belirsizdi.

Wilson, anlaşma maddelerini Amerikan Senatosu’ndan kolaylıkla geçireceği konusunda, İngiltere ve Fransa başbakanlarına söz vermişti. Wilson’ın ülkesindeki politik başarısızlığı enflasyonun ve ırkçı tansiyonların yükselmesine neden oldu ve önemli işçi sendikaları greve başladılar.

Wilson’ın beden ve ruh sağlığı bozulmaya başlamıştı. Wilson, Senato’daki dörde bölünmüş güçlerden hiçbirisiyle uzlaşmaya gitmek istemeyince, Paris Anlaşması’nda birçok düzeltmeye gidilmesi önerildi. Özellikle Shantung Bölgesi’nin Japonya’dan alınıp Çin’e verilmesi fikri bardağı taşıran son damla oldu.

Yazının devamı...

PARİS 1919

18 Kasım 2019

Birinci Dünya Savaşı’nı bitirme amaçlı barış görüşmeleri, Ocak-Temmuz 1919 tarihleri arasında, Paris’te yapıldı. Kurulması düşünülen Yeni Dünya Düzeni’ni şekillendirmek üzere ABD Başkanı Woodrow Wilson, 14 Maddelik ünlü prensiplerini açıklamıştı. Bu prensipler arasında, Anadolu’da Türklere bırakılacak olan, deniz kıyısı bulunmayan bir bölge de vardı. Bu bölgede dahi, azınlıklara otonomi verilmesi isteniyordu. Yine, savaş olmadan sorunların çözülmesini amaçlayan, bir Milletler Topluluğu (League of Nations) kurulması da öngörülüyordu.

Konferansın ikinci güçlü ismi İngiltere Başbakanı David Lloyd George, Türk düşmanı ve Yunan sempatizanı olarak biliniyordu. İzmir ve Ege Bölgesi’nin (mümkünse tüm Anadolu’nun) Yunanlılara bırakılması fikrinin neden olduğu Türk-Yunan Savaşı olarak tarihe geçen İstiklal Savaşımız, Lloyd George’un desteği ile başlamıştı. Yunanlılar, yalnız Batı Anadolu’yu değil, Arnavutluk’u da istiyordu. İstanbul, başkentleri olacaktı. Bu isteklerin adı “Megali Idea” olarak anılır. (“Megolamani” sözcüğü aynı kökten gelmektedir.)

Lloyd George’un torunu, Toronto Üniversitesi Profesörü Margaret MacMillan, “Paris 1919” isimli kitabında, bütün bunları anlatıyor. Lloyd George, yanında ünlü iktisatçı John Maynard Keynes’i, Çanakkale Savaşı’nı kaybeden ve bu yüzden Türklere karşı çok hınçlı olan Winston Churchill’i, Ortadoğu’daki Arap topluluklarını Osmanlı Devleti’ne karşı ayaklandıran Lawrence of Arabia’yı da getirmişti.

En zor konular

Konferansta sınırları cetvelle çizilen ülkeler, Kosovo, Ermeniler ve Kürtlerle ilgili bölgeler ile Yahudi Devleti’nin kurulacağı yer en zor konular oldu. Zaten, bu konular tam olarak çözülemedi. Sorunlar hala devam ediyor. Ne Miletler Cemiyeti’nin çalışacak biçimde oluşturulması ne de azınlık sorunları çözülemedi. Fransız Başbakanı Clemenceau, çözülemeyen sorunlar için “Savaşmak, barışmaktan kolaymış.” cümlesini söylemişti.

ABD, İngiliz ve Fransızlara göre, Rus, Avusturyalı ve Türk diplomatlar, kendilerini savunmaktan acizdi. Ekonomileri o denli kötü idi ki, bu ülkeler ancak “manda (mandate)” ile yönetilebilirdi. İstanbul’da bazı entelektüeller tarafından “Amerikan Mandası Cemiyeti (Wilsonian Principles Society)” kurulmuştu.

Fransa, ABD ve İngiliz desteği olmaksızın hiçbir şey yapamayacağını, Almanya’da Hitler rejimi başa geçince iyice anladı. Savaş sırasında, Arap Lawrence’den, İngiltere ve Fransa’dan Prens Faysal’ın hâkimiyetinde bir krallık oluşturulacağı sözünü alan Araplar; İngiliz ve Fransızlar Ortadoğu’dan çekilmek istemeyince, hayal kırıklığına uğradılar.

Türkler kandırılıyor

Yazının devamı...