Adil yargılanma

Eklenme Tarihi15.05.2018 - 1:30-Güncellenme Tarihi15.05.2018 - 0:50
Dr. Başar Yaltı, “Hukuk Devleti Perspektifinden Avukatların Adil Yargılanma Algısı” konulu doktora tezinde “Adil Yargılanma” konusunu masaya yatırıyor. Dr. Yaltı diyor ki:

Adalete erişim, bir insan hakkı olarak ortaya çıktığından beri, bu amaçla kurulmuş yargılama mercilerinin uyguladıkları yöntemin nasıl olacağı önem kazanmıştır. Yapılacak yargılamalarda adil bir kararın elde edilmesi temel amaç olarak öngörüldüğünde, bu konuda sadece kural üreterek düzenleme yapmak yetmemekte, kuralların uygulamada etkili ve geçerli olacak şekilde hayat bulması da gerekmektedir. Temel bir insan hakkı olan adalete erişim hakkının, etkili ve adil sonuç yaratacak şekilde kullanılmasını garanti altına alan uygulamalar bütününü “adil yargılanma hakkı” olarak adlandırabiliriz.

Avukatların rolü

Avukatların adil yargılanma hakkıyla ilgili ilkeleri içselleştirip benimsemeleri ve yargılamaların, adil yargılanma koşullarına uygun şekilde yapılıp yapılmadığını denetlemedeki becerileri, yargılananlar veya hak arayanlar bakımından vazgeçilemeyecek bir güvencedir. Avukatların Türkiye’nin hukuk devleti olma özelliği konusunda ne tür bir fikre sahip oldukları, Cumhuriyet’in bu özelliğinin ne kadarının hayata geçtiğini göstermesine karine oluşturması bakımından da önemlidir. Yukarıdaki tablo, farklı dünya görüşlerine sahip avukatların bu konudaki görüşlerini yansıtıyor:

Adil yargı...

Adil yargılanma, evrensel bir hak olarak, ulusalüstü insan hakları bildirgelerinin tümünde yerini almış bir haktır. Bu hak, hukuk devletlerinde ve hukukun üstünlüğünü benimsemiş ülkelerde kişi hak ve özgürlüklerinin vazgeçilmez ilkeleri arasındadır. Adil yargılanma, “hukuk devleti” olmanın bir gereği olarak, varlığı kabul edilen bir haktır.

Ancak, adil yargılanma hakkının tanımı, Anayasamızda ve yasalarımızda yer almamıştır. Adil yargılanma hakkına ilişkin ilkelerin büyük çoğunluğu, Anayasanın 90/son maddesi gereğince bir iç hukuk metni haline gelen, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Adil yargılanma hakkına ilişkin hak ve ilkelerden bir kısmı ise, bu ilkenin hukuk devleti ve demokratik toplum için sahip olduğu özel yer nedeniyle, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi tarafından verilen kararlarla saptanmıştır.

Türkiye’de yargıçların ulaşılmaz konumu, savcıların kendilerini devletle özdeşleştirmeleri, yurttaşların adalete erişim hakkı yönünden, avukatın önemini artıran bir başka nedendir. Avukatlar, yargı mercilerinde halkın temsilcileri olduklarından hem hak aramayı kolaylaştırırlar hem kararı veren yargıç üzerinde denetim işlevi görürler. Yargının halk tarafından denetimi bir bakıma avukatlar aracılığıyla yerine getirilir. 

Hukuk devleti...

Adil yargılanma, hem bir insan hakkı hem diğer hakların güvencesi olan bir haktır. Sosyal hukuk devletinin olmazsa olmazı, kuvvetler ayrılığı ve buna bağlı olarak vücut bulan bağımsız, tarafsız ve etkili yargı sistemidir.

Bu bakımdan, yargılama sürecinin aktörleri arasında bulunan avukatlar, halkın hak arama özgürlüğünü kullanmalarına, hem nicel hem nitel bakımdan katkı sunan en önemli unsurdur.

Avukatların “hukuk devleti” uygulaması konusundaki görüşleri ise şöyle: