ATALET DEVAM EDİYOR

Eklenme Tarihi16.04.2018 - 1:37-Güncellenme Tarihi16.04.2018 - 1:37
Cari açığın yükselme-sine rağmen, kalıcı tedbirler alınmaması, ekonomimizdeki kırılganlığı artırıyor. Merkez Bankası ve Akbank kaynaklı aşağıdaki grafikler, cari açığın miktarı, kompozisyonu ile ihracatı gerçekleştirmek için ne kadar ithalat yaptığımızı gösteriyor.
 

Dış ticaret sorunu

İhracatın ve iç üretimin ithalata bağımlı olması, dış ticaret sorununu yapısallaştırıyor. 1980 ila 2000 yılları arasında, yüzde 1’lik bir ekonomik büyüme yüzde 0.01’lik bir cari açık/milli gelir artışı gerektirirken; 2010 ila 2017 yılları arası, ortalamada yüzde 0.95’lik bir cari açık/milli gelir artışı gerektirmeye başladı. Yani, büyümemiz için artık bire bir döviz girişi sağlamamız gerekiyor.

Dış kaynağa tam anlamıyla bağımlı bir üretim yapısı ortaya çıkmış bulunuyor. Yüksek ve kalıcı cari açığa bağlı olarak da, Türk Lirası’nda değer kaybı riski ile yeniden yükselme eğilimine giren enflasyon sarmalı, riskleri daha da arttırıyor.

Ne yapılmalı?

Dışardan para girişi mutlaka artırılmalı. Bunu yaparken faiz artırılmamalı. Merkez Bankası faizi artırılırsa, bu artışın duracağı yere kadar yeni dış sermaye girişi tedirginliği yaşanabilir. Buna karşılık, piyasa faizine müdahale edilmemeli.

Kamu ve özel sektör dış borç stokunun milli gelire oranının düşük olması ve bütçe disiplininin sürmesi ile ekonomik büyümenin seviyesi yabancı için çok cazip. Bu konular çeşitli road - show’lar düzenlenerek, yabancı yatırımcıya anlatılmalı. Çünkü, uluslararası likidite hala çok bol ve getiri arayışı devam ediyor.

Öte yandan, kamu sektörünün dış borç bulması, her türlü geçici riski telafi edebilir.