Dünyayı enerji yönetiyor

Beş yıl öncesine kadar, dünya petrol tüketimi gittikçe artıyordu. Dolayısıyla, ABD ve Avrupa ülkelerinin Ortadoğu ve Avrasya politikaları bu gidişe göre şekillenmişti. Irak’a yapılan müdahale de, bir anlamda bu gelişmenin bir sonucu idi. Petrol kullanımının gittikçe artıyor olması, fiyatının da yükseleceği anlamına geldiği için, bizim gibi ithal enerjiye bağımlı ülkeler, giderek daha artan ölçüde doğalgaz ithal etmeye başladılar. Hatta, doğalgaz boru hatlarının ülkemizden geçmesi için neredeyse savaş verdik.

Yeni icatlar sahnede
Petrol yataklarına dikey yerine yatay girilebilmesine olanak sağlayan teknikler ve dikey girilen eski kuyulara su basılarak boruların açılması yöntemi, terkedilmiş binlerce petrol rezervinin yeniden devreye sokulmasını sağladı. Yine, kaya diplerine saklı olduğu için çıkarılamayan “kaya gazı” ve “kaya petrolü” gibi enerji kaynaklarının yüksek basınçlı karışımlar sayesinde yeryüzüne çıkarılabilmesi, başta ABD ve Kanada olmak üzere, bir çok ülkenin enerji ihtiyacı, bağımlılığı ve satış kabiliyetini değiştirmeye başladı. 2007 ile 2012 yıları arasında, ABD’nin doğalgaz üretimi her yıl yaklaşık yüzde 50 arttı. Yine, bu yıllar arasında ABD’nin petrol üretimi 18 kat büyüdü. ABD’nin enerji üretimi, geçen yıl dünyanın en büyük enerji sağlayıcısı sayılan Rusya’yı geçti. Bir yıl içinde, ABD petrol üretiminde Suudi Arabistan’ı da geçecek. Bu gelişmeler, dünyanın jeopolitik önem haritasını da değiştiriyor.

Enerji haritaları değişiyor
ABD’nin enerji ithalatı gittikçe azalıyor; hatta, bir süre sonra piyasaya satıcı olarak girebilecek. Bu durumda, petrol ve doğalgaz fiyatlarının düşme olasılığı yüksek. Bu ülkede enerji fiyatları da yükselmiyor. 2012 yılında Amerikalılar her milyon BTU için 3.00 dolar öderlerken, Almanlar 11.00 dolar, Japonlar 17.00 dolar ödediler. ABD ile aynı yoldan giden Avustralya, Likit Doğalgaz (LNG) üretiminde dünyanın en büyüğü sayılan Katar’ı geride bıraktı. LNG üretiminde de, 2020 yılına kadar ABD ile Kanada’nın toplam üretimi Katar’ı geçecek. Bu gelişmeler, Suudi Arabistan, Rusya ve Körfez ülkelerindeki monarşileri ciddi ölçüde etkileyecek ve muhtemelen bu ülkelerde, rejim sarsıntıları yaşanacak. Olası sosyal ve mali sarsıntıları önlemek veya geciktirmek adına, petrol üreticisi ülkeler, petrol varil fiyatlarını 90.00 ila 110.00 dolar arasında tutmaya çalışacaklar.

Kırım işgalinin nedeni
Bütün bu gelişmeleri hisseden ve gittikçe sıkışan Rusya, etkisi veya işgali altındaki ülkeleri kaybetmek istemediği gibi, artırmak istiyor. Böylece, bu ülkelere pazarlıksız enerji satabilecek ve kendi büyüme oranını artırmasa da aynı seviyede tutabilecek. İşte bu nedenle, şimdi bile petrol fiyatları nedeniyle bütçe kısıtlamaları ile karşılaşmış bulunan Rusya, Kırım’ı işgal etmek zorunda kaldı ve Ukrayna’yı da kaybetmek istemiyor.
Kırım işgalinden sonra, Karadeniz’de Rus hâkimiyetinin arttığını gören petrol şirketleri de, Türk kıta sahanlığı içinde petrol arama ve çıkarma faaliyetlerini azaltacak veya iptal edeceklerdir.
İşte bu gelişmeler ışığında, ABD ve Avrupa ülkeleri, Kırım’ı işgal eden Rusya’ya ambargo koymak istiyorlar. Ama, ambargonun etkisi hem zaman alacak, hem de Rusya’nın başka kozları da var.
Bu konuya yarın devam edeceğim.