Geçen haftaki “Motosiklet Kazaları” konulu yazıma, lehine veya aleyhine onlarca eleştiri geldi. Bunlardan en ilginçleri şöyle:

 Motosikletçiler için yazdığınız yazınızı okudum, her motosiklet kullanana motosikletçi diyemeyiz. Aradaki farkı daha iyi anlatabilmek adına sizi tamamen ücretsiz olan “Motosiklet Eğitim Gönüllüleri Derneği” ile tanıştırmak isterim. Derneğimiz faaliyetlerini, www.megdernek.com adresinden detaylı biçimde inceleyebilirsiniz.  Birçok motosiklet kullanıcısı eğitimlerin yüksek bedelli olmasından dolayı eğitim almıyorlar; derneğimiz ise, giderlerini “katılım payları” ve “bağışlar”la karşılıyor. (Ayhan Mendi)

Yer yer doğru noktalara el atsanız da yazınızın geneline bakıldığında, biz motosiklet sürücülerine çok ağır ithamlarda bulunmuşsunuz. Zaten, biz motosiklet kullanıcıları trafikte araç olarak görülmüyor; kaportamızın bedenimiz olduğu gerçeği unutuluyor ve canımız hiçe sayılıyor. Sizin motosiklet kullanımına teşvik edici ve motosiklet kullanıcılarının trafikte yaşadığı sorunları gündeme getirici yazılar, yazmanız gerekirdi.

Ve çözüm arayışları

Diyorsunuz ki motosikletliler de diğer araçlar gibi trafikte bekleyecek; aralardan geçmeyecek. Bana şu durum için çözüm üretin. Ben hem otomobil, hem de motosiklet kullanıcısıyım. Motosikletim 900 cc’lik bir motora sahip. Normal seyir sıcaklığım 80-90 derece. Şehir içine girdiğimde ise motorum 106 derecelere çıkıp fan açıyor. Şimdi ben, kırmızı ışıkta aralardan geçmez, klima açıp rahat rahat ışıklarda bekleyen araç şoförleri gibi beklemeye kalkar isem, her 300 metrede bir 30 dakikalık molalar verip motorumun soğumasını beklemem gerekir.

Gelelim, paket servisi yapan motosiklet kullanıcılarına. Bu sürücüler üzerinden motosiklet kullanıcılarına laf söylemek yerine,onları bu sıkışık trafiğe rağmen zaman ile yarıştıran işverenleriyle ilgili bir yazı yazmanız, gerekirdi. Ama, paket servisçilerin çok dengesiz ve hatalı sürüşler yaptıkları konusunda hemfikiriz.

Motosiklet sesine gelince

Yoldaki elektrikli bisikletleri görüyorsunuz. Ehliyete gerek duyulmadan sürülen bu araçlar motosikletler gibi hızlı ve son derece sessiz gidiyorlar. Bu araçları kullanan kişiler de trafik ışıklarına uymuyor. Bu araçları kullanırken kask kullanma zorunluluğu olmadığı için, olası bir kaza anında hem kendi, hem de karşı taraf için büyük risk taşıyorlar. Siz buna da değinmek yerine, direk motosikletlerin egzoz sesinden yakınıyorsunuz. Bir motosiklet sürücüsü olarak şunu söyleyebilirim ki, o egzoz sesinden en çok zarar gören kişi, motorun üzerindeki sürücüdür. O egzoz sesi, yolda farkındalığımızı artıran en büyük etmenlerden birisidir.

Sıkıştırılıyoruz

Seyir halinde hız kurallarına uysak; arkadan sıkıştırılıyoruz. Şeridin sağından gitsek, sol taraftan sıkıştırılıyoruz. Sıkıştırılmamak için hız limitlerinin üzerine çıktığımızda ise, “aşırı süratli kullanıyorlar” diye eleştiriliyoruz.

Motosiklet kullanıcılarına yüklenmek yerine, bizlere saygı duymalarını teşvik ettiğiniz yazılar, yayınlamanızı bekleriz. (ÖmerGür)

3 yıldır yaklaşık 75 bin km motorsiklet kullandım; hiçbir kazaya karışmadım. Karışmak gibi olduğumda, hep otomobiller suçlu idi. Ya aynaya bakmadan kapı açtılar ya da aynaya bakmadan şerit değiştirdiler. Suçlu oldukları hale, koca arabalarını üstümüze sürüyorlar. Ancak, iyi olan otomobil kullanıcıları da var; iki aracın arasından geçmemiz için yol veren, öncelik tanıyan. (Caner Aydın)

Yarınki yazımda,konuya devam edeceğim.

 

Etiketler