AKP iktidarına ABDden bakışlar

Samuel Huntingtonın tezini hiçbir zaman benimsemedim. Ama geçtiğimiz günlerin uluslararası haber gündemi, "Medeniyetler Çatışması" klişesi ile aynı kalıptan çıkmıştı sanki. Washingtonu üç hafta titrettikten sonra nihayet yakalanan iki seri katile ilişkin soruşturma... Moskovada Çeçen teröristlerin tiyatro işgali ve Rus güçlerinin gazlı baskını... Balideki saldırı ardından Endonezya polisinin operasyonu... Ürdünde öldürülen Amerikan diplomatı... ABDnin Guantanamodaki savaş esirlerinden bazılarını serbest bırakması... İsrailde Yahudi yerleşimleri tartışması... Türkiyede seçimler...Geçen hafta bir gün, radyoda, hem de habercilikte ABDnin en iyisi sayılabilecek olan National Public Radioda, bu haberleri dinleyince irkildim. Seri katillerden birinin Müslüman olmasının yarattığı "acaba" ile başlayıp Tayyip Erdoğanın Konya mitingindeki konuşmasından bölümler aktararak ve "İslamcı etiketini reddediyorlar, ama acaba seçim galibiyetlerinin, Türkiye açısından bir rejim sorunu yaratmaması mümkün mü" diye biten bir bülten...Her haberde, dolaylı ya da doğrudan bir din boyutu yakalamak mümkündü. Her haberin çekirdeğindeki çatışmada, haklı ya da haksız biçimde bir dinin adı geçmişti.Dünyanın bu bültene yansıyan hali, ürkütücüydü. Önce haberler... "Müslüman - Demokratlar" Washington, AKPnin seçim galibiyetine uzun zamandır hazır. Ankarada tek başına bir AKP hükümeti ya da AKP ağırlıklı bir koalisyon kurulursa, Washingtonda "yakın diyalog ve işbirliğine istekli" bir muhatap bulacak, o kesin.Bununla birlikte, AKP iktidarının, özellikle de ikinci parti CHP ile ortaklık yapmayacak bir solo AKP iktidarının, ABDlilerin kafasında bazı kaygılar yarattığı da kesin. Ancak bu kaygıları doğrudan, "İslamcı" etiketine bağlamak hata olur. Tam tersine, Türkiye konusunda çalışan ABDli yetkililer, AKPnin liderleri ve tabanında, diğer bazı partilerden daha vurgulu biçimde var olan "Müslümanlık" unsuruna, "olumlu" bakıyorlar. Bir "Müslüman - Demokrat" hükümet ile ABD arasında yakın işbirliği, bazı yetkililere göre, merkezine, şu ya da bu şekilde, dinin de oturtulduğu kavgalarla sarsılan dünyada bir "taze soluk" olabilecek. Dikkat ettiniz tabii, buradaki anahtar, "Müslüman - Demokrat" sözcükleri. ABDli liderlerin candan tokalaştığı emirler, krallar da var Müslüman dünyasında, ama Washingtonın, seçimle işbaşına gelmiş, ve kendisi istese de istemese de, bütün dünyada adı hala ya "İslamcı" etiketiyle, ya "eski İslamcı" türünden açıklamalarla ya da en azından "Müslüman" vurgusuyla anılan bir parti ile işbirliğinin, farklı bir mesajı olacağına inanılıyor.Kısacası, Refahyol döneminde Necmettin Erbakanı ABDye davet edip etmeme konusunda kılı kırk yaran, bu konuda Ankarada kimin ne diyeceğinden pek çekinen, sonunda da davetten vazgeçen Washington, olası AKP iktidarına, bu tür komplekslerden uzak yaklaşıyor. AKPnin "AB yanlısı ve ABD ile işbirliğine yatkın" mesajlar vermesi ve bugünkü Tayyip Erdoğanın, o günkü Erbakandan "daha ılımlı" bir profil çizme gayreti de, Washingtonın bu bakışında etkili oldu. Bu yazıyı, Türkiyede sandıklar kapanmadan yazıyorum. Seçimlerden AKPnin açık farkla birinci çıkması, şu anda benim için bir bilgi değil, beklenti sadece. Aşağıda aktaracaklarım da, yine bu beklentiye endeksli Amerikan değerlendirmelerini içeriyor, sonuca verilmiş tepkileri değil. Ordu yine ön planda... Washington, bir AKP iktidarının Irak konusunda kendisine sorun yaratacağı kanısında değil. Zira, daha önce basına yansıdığı gibi, AKPli Abdullah Gülün ABDlilere söylediği "Irak konusunu askere sorarız" sözü, Washingtonda "inandırıcı" bulunuyor. ABD, Ankarada nasıl bir hükümet olursa olsun, olası Irak harekatında Türkiyenin rolüne ilişkin son sözü Genelkurmayın söyleyeceği kanısında. Dahası, Türkiyeyi iyi bilen bir emekli Amerikan diplomatının deyişiyle, AKPnin diğer siyasi partilere oranla "askerden daha fazla çekineceğine," dış politika ve savunmanın önemli meselelerinde "askerin sözünün dışına çıkmayacağına" güveniyor Washington.Dolayısıyla, bu hafta yapacağı ABD ziyaretinde, asıl muhatabı General Richard Myers dışında, Başkan Yardımcısı Dick Cheney dahil bir dizi üst düzey sivil yetkiliyle de buluşması beklenen Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök ile sağlanacak bir anlayış birliği, Irak planları konusunda, AKPli bir başbakanla kuracakları diyalogdan "çok daha önemli" görünüyor Washingtonın gözüne.Ekonomi, AB, istikrar...Gelelim AKPnin seçim galibiyetinin Washingtonda uyandırdığı kaygılara.Seçmenin üçte ikisinin desteğini almamış bir partinin TBMMde ciddi çoğunluk sağlayarak tek başına iktidar olmasına kapıyı açan, yüzde 10 barajını dönemediler diye milyonların oyunu çöpe atmaya hazır bir seçim sisteminin yaratacağı siyasi tablonun içinde barındırdığı istikrarsızlık potansiyeli bu kaygılar arasında önemli yer tutuyor. Türkiyenin bu potansiyel ile nasıl başa çıkacağı, Washingtonda büyük bir soru işareti.İkincisi, Washingtondaki uluslararası finans kurumlarında da, Bush yönetiminde de, AKPnin ekonomi yönetimini nasıl kotaracağına ilişkin ciddi tereddütler var. Özellikle bu açıdan, seçim öncesinde ABDli kafalarda oluşan en "iyimser" senaryo, "ekonominin sorumluluğunu Kemal Dervişin üstlendiği bir AKP - CHP koalisyonu" diye tanımlanıyordu.Aynı şekilde, bir solo AKP iktidarının, AB başkentlerinde Türkiyeye müzakere tarihi verilmesi konusundaki itirazları artırmasından çekiniyor Washington.Son olarak, Erdoğanı TBMM dışında bırakan sistemin, AKP iktidarına da "rejim kaygıları" ile yaklaşması ve Türkiyede demokratik istikrarın oluşmasını engelleyecek yeni adımlar atması, ABDyi kaygılandıran bir olasılık. ycongar@erols.com AKP iktidarının, Washington için konjonktürel önemini artıran şey, Irak meselesi. BM merkezli diplomatik süreç ve silah denetimlerinin yeniden başlayacağı beklentisi, Iraka yönelik olası bir Amerikan harekatını epey erteleyebilir. Yine de, askeri seçenek önümüzdeki aylarda gündemde kalmayı sürdürecek ve çeşitli olasılıklar halinde, bu seçeneğe, hem de hızla başvurulması mümkün.