Amerikan seçimleri

Amerikan seçimleri

     OTUZLU yaşlarında iki kadın bir evin salonunda karşılıklı otururlar. Kadınlardan biri, az önce çocuklarını uğurlamıştır. Diğeri sorar: "Çocuklara ne anlattın?"
       "Ne diyeceğimi bilemedim"
der öteki ve Başkan Clinton'ın, 1998 boyunca Amerikan gündemine damgasını vuran cinsel macerası üzerine üstü örtülü bir konuşma başlar.
       İki kadının varacağı sonuç, "Politikaları birşey değiştirmez. Madem bize yedi ay boyunca yalan söyledi, biz de oyumuzla Clinton'a bir ders verelim" diye özetlenebilir.
       Bakalım Amerikan seçmeninin geneli de, Cumhuriyetçi Parti'nin son dakika kampanyasıyla TV ekranlarına getirdiği bu "siyasi reklamlardaki" sonuca ulaşacak mı?
       Yanıtı, 3 Kasım seçimleri verecek. Ancak anketlere bakılırsa, çoğunluk bu seçimleri, bir "Clinton referandumuna" dönüştürme niyetlisi değil ve oyunu kullanırken de, Lewinsky skandalından ziyade, kendi hayatını belirleyen politikaları düşünecek.
       Yine de, seçmendeki "niyet" ne olursa olsun, sandığın sonucu B>Clinton'ın "kısmetini" belirleyecek.
       * * *
     ABD'de her iki yılda bir olduğu gibi, 3 Kasım'da da, 100 üyeli Senato'nun üçte biri ile 435 üyeli Temsilciler Meclisi'nin tümü yenilenecek. Ayrıca 50 eyaletten 36'sının valileri ile eyalet meclisi üyeleri de sandık sınavından geçecekler.
       Seçimlere 48 saat kala yapılan tahminler, Cumhuriyetçiler'in Temsilciler Meclisi ve Senato'daki çoğunluklarını biraz artıracakları yönünde. Bu kazanımın, Temsilciler Meclisi'nde 10 ila 15, Senato'da 2 ila 3 sandalye ile sınırlı kalması bekleniyor.
       Temsilciler Meclisi'nde halen 228 Cumhuriyetçi, 206 Demokrat, 1 Bağımsız bulunduğu; Senato'daki Cumhuriyetçi - Demokrat dağılımın ise 55 - 45 olduğu hatırlanırsa, iki kamarada da, Cumhuriyetçiler'in "her istediklerini yapabilecekleri bir çoğunluğa" ulaşmaları kolay değil.
       Eğer tahminler tutarsa, Demokratlar'ın yüzü gülecek, Clinton da rahat bir nefes alacak. Çünkü bu durumda, Temsilciler Meclisi'nde başlatılan soruşturmanın "azil" yerine, "kınama" cezasıyla kapanma olasılığı kuvvetlenecek.
       Peki ya Cumhuriyetçiler, Temsilciler Meclisi'nde 20'inin, Senato'da 5'in üzerinde yeni sandalye kazanırlarsa ne olur?
       İşte o zaman, Cumhuriyetçi karar tasarılarının artık pek engelle karşılaşmadan yasalaşacağından, ve de Clinton hakkında azil sürecinin sonuna dek işleyeceğinden büyük ölçüde emin olabiliriz.
       Bir kere, Cumhuriyetçiler'in Senato'daki sandalyelerini 60'ın üzerine çıkarmaları, "filibuster" diye bilinen, konuşarak bir oylamayı engelleme silahının, Demokratlar'ın elinden alınması demek. Zira, "filibuster" uygulaması, 60 karşı oyla durdurulabiliyor.
       Öte yandan, Başkan'ın vetosunun aşılması ve eğer iş oraya varırsa, Clinton hakkında azil kararı verilebilmesi için üçte iki Senato çoğunluğu gerekli. Cumhuriyetçiler'in 67 sandalyeye ulaşması mümkün görünmese de, 60'ın üzerindeki her sayı, Clinton için tehdit. Bu durumda, Demokrat cephedeki küçük bir "kayma" bile, Başkan'ın veto gücünün ve hatta iktidarının sonunu getirebilir.
       Demokratlar'ın bu seçimlerdeki en önemli zaferi ise, öyle görünüyor ki, ülkenin en büyük nüfuslu eyaleti California'nın valiliğini, tam 16 yıl aradan sonra Cumhuriyetçiler'den geri almak olacak. Eğer New York'un kent merkezindeki liberal oylar, muhafazakar banliyölere ağır basabilirse, Cumhuriyetçi Senatör Alfonse D'Amato'nun 18 yıldır koruduğu sandalyesini Demokrat rakibi Charles Schumer'a kaptırması da mümkün.
       * * *
     3 KASIM'a rengini en çok verecek etken ise "katılım." Tahminler, Amerikan seçmeninin sandığa fazla ilgi göstermeyeceği yönünde.
       Bundan en zararlı çıkacak olan, özellikle oy kullanma eğilimi "zayıf" kesimlerde belirgin destek avantajına sahip Demokratlar. Bu kesimlerin başında, Clinton'a destekleri yüzde 70'in üzerindeki Afrika kökenli Amerikalılar geliyor.
       ABD Başkanı'nın umudu, popülaritesini bugüne dek besleyen sadık seçmenlerinin, son bir kez, aynı sadakatle sandığa gitmesinde!




Yazara E-Posta: Y.Congar@milliyet.com.tr