Atlantik aşırı işkence

Düğmeye basan, Washington Post'un 2 Kasım'daki manşeti.Amerikan Merkezi İstihbarat Örgütü'nün (CIA) yakaladığı terör zanlılarını, halen bir Doğu Avrupa ülkesindeki gizli merkezde sorguladığını ve bu merkezin benzerlerinin son yıllarda başka Avrupa ülkelerinde de işletildiğini duyuran haber doğruysa, AB'ninki yerinde bir telaş. Zira, bu gizli merkezler hangi gerekçeyle kurulmuş ve nasıl kullanılıyor olursa olsun, Sovyet dönemindeki "gulag" sistemini çağrıştıran hukuk dışı bir yanları var. Gizliliğin, "yasaların denetiminden uzaklık" ile eş anlamlı olduğuna; bu merkezlerdeki sorgu ve tutukluluk koşullarının, ABD sınırları içinde "illegal" sayılacağına; Avrupa özelinde ise, hem ilgili ülkelerin yasalarının, hem de Kopenhag Kriterleri'nin çiğnendiğine pek kuşku yok.AB de şimdi bu konuda 25 üyesi ile Türkiye dahil 4 aday üyesini dürtüklüyor. Avrupa Komisyonu'nun adalet ve içişlerinden sorumlu sözcülerinden Friso Roscam Abbing, 29 ülkenin hükümetlerinden açıklama beklediklerini bildirdi. Avrupa Konseyi'nin İnsan Hakları Komiseri Alvaro Gil-Robles ise, daha yüksek perdeden konuşarak, iddiaların aktif biçimde soruşturulmasını istedi. AB, "Kopenhag kriterleri elden gitti mi" telaşında. Deneyimli gazeteci Dana Priest'in, adı saklı ABD'li yetkililere dayandırdığı haber, Bush yönetimince yalanlanmadı.CIA'nın yakaladığı bazı El Kaide üyelerini sorgulanmak üzere Mısır, Ürdün ve Fas'ın istihbarat yetkililerine teslim ettiği zaten önceden biliniyordu. Ayrıca Tayland'da ve Guantanamo'da tutukluları bizzat CIA görevlilerinin sorguladığı birer merkezin bulunduğu Amerikan basınına yansımış ve söz konusu iki merkez, biraz da bu haberler sayesinde kapatılmıştı.Priest'in haberinde yeni olan ve ABD yetkililerince zımnen doğrulanan unsur ise, bazı Doğu Avrupa demokrasilerinin de bu merkezlere evsahipliği yapması. Haberde, ilgili ülkelerde sadece devlet/hükümet başkanları ile istihbarat örgütü şeflerinin bilgisi dahilinde işletilen bu merkezlerin ABD Kongresi'nce finanse edildiği, ancak Beyaz Saray'ın talimatı sonucunda, Kongre'nin konuyu açık oturumlarda ele almadığı belirtiliyor.Amerikan gizli belgelerinde "black sites" (kara tesisler) diye adlandırılan bu merkezlerde, CIA görevlilerinin her türlü dış denetime kapalı koşullarda sorgu yaptıkları; tutukluluk halinin süresiz ve savunmasız devam ettiği de haberden anlaşılıyor. "Kara tesisler" Washington Post, bu merkezlerin bulunduğu Doğu Avrupa ülkelerini, ABD'li yetkililerin talebi üzerine gizli tutuyor. Ancak Human Rights Watch örgütünün Washington Bürosu, CIA uçaklarının uçuş bilgilerine ulaşarak "kara tesislerin" olası ev sahiplerinin Polonya ve Romanya olduğunu saptadığını açıkladı. Amerikan resmi tepkisi ise, Başkan Bush'un Ulusal Güvenlik Danışmanı Stephen Hadley'den geldi:"Bu tür tesislerimizin olduğunu varsaysak bile, bunların gizliliği, buralarda (yasadışı uygulamaların) hoş görüleceği anlamına gelmez... İlkeleriniz, asıl kimse size bakmazken yaptıklarınızla sınanır. Başkan, gizli ya da açık her ortamda aynı ilkelerin uygulanmasında ısrarlı. Bu ilkelere uymayanlar, hesabını verir ve sorumlu tutulurlar." Meali şu:"CIA görevlileri yurtdışındaki gizli merkezlerde sorgu yapıyor olabilir, ama Başkan'ın terör zanlıları dahil bütün tutuklulara işkenceyi yasaklayan genelgesi bu gizli merkezlerde de geçerlidir. Buralarda işkence yapılırsa, yapanlar yargılanır."Bu argüman, "Atlantik aşırı işkence" şüphesini ortadan kaldırır mı? Yasalardan kaçarak kurulan denetimsiz merkezlerde işkence yapılmayacağının güvencesi ne olabilir?Hadley'nin "ilkelerin kimse bakmazken sınanması" üzerine söyledikleri, ahlakın temeline işaret ediyor ama, bu temeli Bush yönetiminin sicili ile bağdaştırmak zor. "Hesabı verilir" Bir kere, işkencenin tanımını alabildiğine daraltma yanlısı, sorgulanana boğulma hissi veren "water-boarding" yöntemini bile mubah sayan bir yönetim bu. (Water-boarding konusunda, 24 Ocak 2005'te bu sütunda yayımlanan yazıma bakabilirsiniz.)Dahası, Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin, CIA görevlilerini işkence yasağından muaf tutma talebi var. Cheney, geçen hafta Cumhuriyetçi senatörlerle yaptığı toplantıda, "CIA görevlileri bu kurallara tabi olursa, terörü önleyemeyiz" demiş. Değindiği kurallar, ABD Senatosu'nda 9'a karşı 90 oyla kabul edildi ve tutuklulara "zorba, insanlık dışı ve alçaltıcı" muamele yapılmasını, her şart altında yasaklıyor. Eğer Cheney istediği "muafiyeti" Kongre'den kopartamazsa, Bush, bu kuralların da eklendiği askeri harcama yasasını veto edebilirmiş.Bunları tartışan bir başkentin, üzerindeki "gulag" gölgesinden kurtulması kolay değil. ycongar@erols.com Cheney'nin talebi