Başkanlık sistemiyle yönetilenler (5)

Başkanlık sistemiyle yönetilenler (5)

Yasemin ÇONGAR

221 yıldır aksamayan Amerikan demokrasisi, başkanlık uygulamalarından en başarılısı. Halkın seçtiği bir kişinin, için parlamentonun güveninden bağımsız olarak "yürütme" yetkisini elinde topladığı "saf başkanlık" pratiğiyle ABD, birçok ülkenin bu sisteme yönelmesinde ilham kaynağı.
Başkanlık fikrini kafasında atıp tutan herhangi bir ülkenin, ABD'deki işleyişi anlamaya çalışması kaçınılmaz. ABD'nin, federal yapısı ve siyasi geleneği bakımından örneğin Türkiye'den "çok farklı" olması, bu çabayı "fuzuli" kılmıyor. Zira, ABD'deki siyasi istikrarın kurumsal dayanakları, ister parlamentarizm, ister başkanlık sistemi ile yönetilsin, bütün demokrasiler için "olmazsa demokrasi de olmaz" türünden bir elzemlik arzediyor.
"Kuşbakışı" ile bu temel unsurlardan en dikkat çekenler: Askeriyenin sivil otoriteye tabiyeti; yetkinin atanmışlar değil, seçilmişler elinde yoğunlaşması; yetkilileri "hesap vermekle yükümlü" kılan denetim mekanizması; bağımsız yargı ve özgür basın.
Şimdi havadan yere inelim ve ABD'deki güncel "kısmi veto yetkisi" (line - item veto) tartışmasına bakalım. Bu tartışmanın eleğinde, başkanlık sisteminde "başarının anahtarı" olan kurumsal rolleri süzmeye çalışalım.
* * *
CUMHURİYETÇİLER'İN çoğunlukta olduğu Kongre geçen yıl, kendisi ile Demokrat Başkan Clinton arasındaki güç dengesini bozan bir yasayı kabul etti. Kongre'nin değil, Başkan'ın yetkilerini artıran "Line - Item Veto Yasası" 1 Ocak 1997'de yürürlüğe girdi.
Düzenleme özetle, Kongre'den geçen harcama ve vergi yasaları üzerinde Başkan'ın veto yetkisini genişletiyor.
Şimdiye dek, önüne gelen bir yasayı imzalaması ya da veto ederek Kongre'ye geri göndermesi gereken Başkan'ın artık üçüncü bir seçeneği var: Yasanın belirli maddelerini ayırarak onaylayabiliyor; bazı unsurlarını beğenmediği bir yasayı "genelinde iyidir" diye kabul etmektense, kısmen veto edebiliyor. Bu da, Başkan'a, belirli harcamaların kabulüne çalışan Kongre üyeleri ve onların seçmen tabanı üzerinde etkili manivela sağlıyor.
Uygulamanın, Cumhuriyetçiler tarafından ortaya atılması, Reagan'ın başkanlığına rastlıyor. Malum, o zamanlar Kongre Demokratlar'ın denetiminde, Başkan Cumhuriyetçi.
Cumhuriyetçiler, Kongre'de çoğunluğu 1994'te sağlayınca, Başkan'ın Demokrat olmasına aldırmayıp "kısmi veto yetkisi"ni yasalaştırdılar, ancak yürürlüğe giriş tarihini 1997 başına erteleyerek.
Clinton'ın ikinci kez seçilemeyeceği ve 1997'de yeniden bir Cumhuriyetçi'nin başkan olacağı hesabı sandığa uymayınca, Cumhuriyetçiler kendi elleriyle, bir Demokrat'ı güçlendirmiş oldular. Demokratlar'ın durumdan memnun olmasını beklemez misiniz? Hayır. Robert Byrd ve Daniel Patrick Moynihan gibi kıdemli Demokrat senatörler, yürürlüğe girmesinin haftasında, yasanın "anayasaya aykırılığı" gerekçesiyle mahkemeye başvurdular.
Bölge Yargıcı, kararını nisanda verdi: "Yasa, kuvvetler ayrılığı ilkesini ihlal etmekle anayasaya ters düşmektedir." Ancak temyiz sürecinin son sözü bıratığı Yüksek Mahkeme, 26 Haziran'da yasanın anayasaya uygunluğunu teyid etti.
Clinton, haleflerinin 100 yıldır isteyipde kavuşamadıkları yeni yetkisini ilkin 11 Ağustos'ta, daha sonra da daha geniş biçimde 6 Ekim'de kullandı.
Başkan'ın veto ettiği harcama kalemleri arasında 30 kadar askeri proje var. Kışla, subay çocukları için yuva, orduevi vb. inşaatı öngören projeler, Clinton'a göre sadece, Kongre üyelerinin subay ailelerinden oy toplamasına yönelik. Temsil ettiği eyaletler vetodan etkilenen Cumhuriyetçiler gibi Demokratlar da, Başkan'a tepkili.
Bunlar olurken, Amerikan basını "kısmi veto yetkisini" kıyasıya tartıştı. The Washington Post gazetesi, 14 Nisan'daki başyazısında yasadan "aptalca fikir, kötü politika ve sorumluluktan geri adım" diye söz etti.
Bir de not: Yeni yasa, özelinde "denk bütçe hedefine" destek için çıkarıldığından, geçerlilik süresine Kongre tarafından 2005 sınırı kondu.
Üstelik, yine The Washington Post'un 6 Ocak başyazısında dediği gibi, "Yasamanın verdiği gücü, yine yasama geri alabilir. Başkan, yetkisini aşırı biçimde kullanırsa, Kongre bunu geri çevirmenin yolunu bulur. Yasama organını mahkemeler kurtaramaz, kendi yetkileri için kendi ayakları üzerinde dikilmesi gerekir."
* * *
ELEĞİMİZDE birikenleri, haftaya ayıklamak üzere.



Yazara EmailY.Congar@milliyet.com.tr