Başkanlık sistemiyle yönetilenler (6)

Başkanlık sistemiyle yönetilenler (6)

Yasemin ÇONGAR

İLHAMINI Demirel'in "Bu ülkede halkın kendi seçtiği Meclis'e güveni yüzde 20, ordusuna ise yüzde 80 ise, iyi gitmeyen bir şey var demektir" vecizesiyle ortaya attığı başkanlık sistemi önerisinden alan "egzersizin" sonuna geldik. Bu sütunda beş hafta, Amerika kıtasından örnek olaylar arasında kelebek uçuşu yaptık. Geriye, başkanlık sisteminde demokratik işleyişin "güvenceleri" ve "güçlükleri" konusunda gözlemler kaldı:
PARTİLER: Hiç darbe yememiş toplam üç başkanlık uygulamasında da (ABD, Venezuela, Kosta Rika) iki partili işleyiş var. Çok partili başkanlık sistemini ayakta tutabilmiş tek ülke, 1933'ten bu yana Şili (Pinochet diktası müstesna). Başkanlık sisteminde sık rastlanan, yasama (parlamento) ile yürütme (başkan - kabine) arasındaki görüş ayrılıklarından kaynaklı tıkanma, çok partili sistemlerde artıyor.
SEÇİMLER: Çok partililiğin yarattığı sorunların bir çaresi, çoğunluğu ödüllendiren seçim sistemi. Nisbi temsil ile başkanlık kolkola yürümüyor. Gerek başkanın, gerek parlamenterlerin belirlenmesinde "iki turlu seçim" yeğleniyor. Çeşitliliğin yönetime yansıması sınırlanıyor.
LİDERLİK: Başkanlık sisteminin bir arazı, iktidarın aşırı kişiselleşmesi ve "diktatoryal" eğilimler. Bazıları çareyi, başkanın görev süresini kısaltmakta buldular (Şili, Brezilya, Arjantin). L.Amerika'nın büyük bölümünde, aynı kişinin üst üste iki kez başkan seçilmesi yasak. Bazı ülkeler en az bir görev dönemi (Uruguay, Kolombiya), bazıları on yıl (Venezuela, Panama) ara verilmesini şart koşuyor.
Ancak bu kez de, yeni başkan seçimi ve devir - teslimde güçlük doğuyor (Brezilya'da demokrasinin 1930 - 1934 ve 1964 - 1985 döneminde kesintiye uğramasının ana nedeni).
MEŞRUİYET: "İkili demokratik meşruiyet" de sıkıntı yaratıyor. Yasama - yürütme anlaşmazlığı halinde, kimin son sözü söyleyeceği genellikle kurala bağlı değil. Ordunun "poder moderador" (arabulucu güç) olarak devreye girme merakı, L.Amerika'da demokrasinin yıllarca kanamış yarası.
Doğrudan halkın seçtiği bir başkanın, askerler karşısındaki konumunun daha güçlü olması ise, demokrasi adına avantaj. Meşruiyeti parlamentodan bağımsız bir kabinenin de, "oy ticaretine ve popülizme" direnci daha yüksek.
KUTUPLAŞMA: Kazananın "herşeyi" alması, birini başkan seçtirme ya da birinin seçilmesini engelleme mücadelesini kızıştırıyor. Kutuplaşma, anayasa dışı yöntemlerin yeğlenmesi (Brezilya'da Vargas'a karşı cephe) sonucunu bile verebiliyor. Çare, adem - i merkeziyetçilikte, her düzeyde yetkinin seçime dayandırılmasında. İdeal örnek yılda 1.5 milyon kişiyi seçimle işbaşına getiren ABD.
DENETİM: Başkanlık sistemini kesintisiz götüremeyen birçok ülkede, "demokratik denetim mekanizması"nın şu ana bileşenleri eksik: İfade özgürlüğünü; devletin toplumdan değil toplumun devletten korunmasını; yatay ve dikey kuvvetler ayrılığını garantileyen bir anayasa. Bağımsız yargı. Yürütmeyi "şeffaflığa" zorlayan parlamenter kurumlar. Bağımsız ve özgür basın. Aktif sivil toplum.
* * *
ÇOCUKLARA işkenceden sanık polislerin mahkemeye gelmemesine boyun eğen bir "yargı"ya sahip Türkiye'de "iyi gitmeyen bir şey"in olduğu kesin.
Emarat muhtelif: Resmi görüşün dışına taşanlarımız, cezaevinde. Başlıca "sivil toplum" hareketimiz, "laik ve milliyetçi" haçlı seferi. Görevi "devlet üzerinde meşru denetim" olan kurumlarımız, devleti değil, değişimi zapturapt çabasında. "Ebediyete" kalma niyetlisi, hafızası zayıf, ayıbının üstünü örtmeye meraklı, dünyaya "onlar ve biz" diye bakan zihniyetle övünüyoruz. Yapılışı, oylanışı ve içeriğiyle "demokratik" olmadığını hepimizin bildiği bir anayasamız ve başkanını "folklorik" kahraman yaptığımız bir anayasa mahkememiz var. Yoksulluğumuz artıyor, ırkçılığımız artıyor, ecelsiz ölümlerimiz artıyor.
"İyi gitmeyen şeyin" tedavisi, başkanlık sistemiyle mümkün mü?
Soruyu ikiye bölelim:
Devletin diktatoryal eğilimine karşı güvence olan gelenek ve kurumlardan yoksun, bu eğilimin teşvikçisi alışkanlıklardan muzdarip bir ülkede, demokratik başkanlık sistemi mümkün mü?
"İyi gitmeyen şeyin" teşhisini koymadan, tedavisi mümkün mü?



Yazara EmailY.Congar@milliyet.com.tr