Gökçek'in Mumu

Gökçek'in Mumu

Yasemin Çongar

BAŞKENTE raylı sistem. Su kaçaklarını önleme projesi. İpli park oyuncakları.
Bazı temasları, Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'in 25 günlük ABD ziyaretinin, bu üç alanda yoğunlaştığı izlenimi veriyor.
Oysa başında sadece belediyeci şapkası taşımıyor Gökçek. Bir de karikatür diliyle RP'li takkesi var. Washington'da daha çok tartışılan da, "takkeli" temaslarıydı.
* * *
ORTADOĞU uzmanı Alan Makovsky'nin deyişiyle kişisel hicretini MHP'den ANAP'a, oradan RP'ye yapan Gökçek'in mesajları, sadece Refahyol'u savunmaya değil, bir yandan da Türk medyasını eleştirmeye yönelikti.
Georgetown Üniversitesi'ndeki toplantıda Makovsky'nin tanımını hemen düzeltti Gökçek. Gönülden bağlandığı MHP'ye hiçbir zaman üye olmadığını anlattı. Bunun üzerine Amerikalı uzman "Ben bilgiyi elbette Türk medyasından aldım" diyerek salondakileri güldürdü.
Gülündü, çünkü Gökçek bu diyalogdan önceki yarım saati "kartelci medya" dediği grupları şikayetle geçirmişti. Özetle "Türk medyası yalan yayar" diyordu. Erbakan ve Çiller'le ağız birliği eden Gökçek'e göre, kredileri kesilenler Refahyol'dan intikam peşindeydi.
Türkiye'deki sıkıntıyı tümüyle medyaya bağlayan Belediye Başkanı'nın Türk gazetelerinden kupürler göstererek, birinci sayfalara RP destekçisi diye yansımış İslami giyimli kişilerin aynı günlerde Arap gazetelerinde başka kimliklerle yeraldığını kanıtlaması doğrusu Amerikalılar'ı düşündürdü. The Washington Post gazetesi "Türk Medyası'nın Güvenilirliğine Karşı Çalışırken" başlıklı yazıyla Gökçek'in eleştirilerine yer verdi.
Belki her şey burada kalsa, Belediye Başkanı'nın "Medyayı bırakın, bizi bizden dinleyin" mesajı yerine ulaşacaktı. Ancak Gökçek iki temel hata yaptı.
İlki Türkiye'deki bütün sorunu RP - medya çekişmesine indirgemesiydi; gelişmeleri izleyen hiçbir ABD yetkilisi buna inanmadı. Hemen "Ya ordu - Refah farklılaşması" diye soruldu. "Madem rejim kaygısı yok, neden Genelkurmay irticayı bir numaralı tehdit ilan etti?"
Gökçek,
yanıtlamak yerine lafı yine medyaya dokundurdu: "Burada ordumuz hakkında ne söylesem, Türk basını çarpıtır. Onun için bu konuya giremem..." Amerikalılar, bu kaçışı mantıklı bulmadıklarını sonradan Türk gazetecilerine anlattılar.
Gökçek'in ikinci hatası daha vahimdi. Belediye Başkanı, ABD dışişlerindeki üst düzey görüşmesi ardından bir demeç verdi. Özetle, Amerikalı yetkilinin laiklikten sözetmediğini, RP'ye destek verdiğini bildirdi ve dedi ki "Türk medyası hakkında söylediği kötü sözleri tekrarlamaya dilim varmıyor."
Gökçek,
açıklamasının Clinton yönetiminin kulağına gideceğini hesaplamamıştı herhalde. Ancak bu sözleri duyan üst düzey bir ABD yetkilisi ertesi gün, Hürriyet, Turkish Daily News ve Milliyet gazetelerinin temsilcilerine istisnai bir brifing verdi. Burada, Gökçek'e iletilen mesajlar bir bir sıralandı: "Türkiye'nin önemi, demokrasinin devamı, laikliğe destek ve aradaki görüş ayrılıklarına rağmen Refahyol - Washington diyaloğunun sürmesi gereği." Yetkili, "Medyanız hakkında konuşmadık" diyordu, "kendisi şikayette bulundu, dinlemekle yetindik." Dışişleri Sözcüsü Nicholas Burns de, Gökçek'e cevaben "Hiçbir partiye destek bildirmedik" açıklamasını yaptı.
* * *
ANKARA Belediye Başkanı Türk medyasını karaladığına sevinedursun, Washington'ın ağırladığı RP'liler içinde mumu en çabuk sönenin Gökçek olduğu da kesin.
Yazara Emaily.congar@milliyet.com.tr