İfadenin kara günleri

Orhan Pamuk ve Hrant Dink davaları, ABD'de yönetim ve Kongre mensuplarınca son dönemde her vesileyle gündeme getirildi. Washington'ın resmi değerlendirmesi, "Bu gelişmeleri, Türkiye'nin AB yolundaki reformlarıyla, özgürlükler alanında kaydettiği ilerlemeyle bağdaştıramıyoruz" diye özetlenebilir.Nitekim AB de, iki hafta önce Katılım Ortaklığı Belgesi ve İlerleme Raporu kapsamında Türkiye'yi basın ve ifade özgürlüğü konusunda uyarmış, bu alanda Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi standartlarının gerisinde kaldığımızı kayda geçirmişti.Hafta sonunda görüştüğümüz bir ABD'li yetkili, işte bu uyarıya atıf yaparak, "AB belgelerinin açıklanmasının üzerinden geçen 10 gün içinde bile, Türkiye'de ifadeyi suç sayma eğiliminin birçok yeni örneğini gördük. Elimizde giderek kabaran bir dosya var" diyordu. Türkiye'de ifade kara günler yaşıyor. Bunun kanıtları, AB başkentlerinde olduğu gibi Washington'da tutulan dosyalara da birbiri ardına ekleniyor. İfade suçu dosyamıza son birkaç günde eklenen (ve Washington'da not edilen) sayfalar şunlar:16 Kasım: Yargıtay, gazeteci Burak Bekdil'in 'adli makamların manevi şahsiyetine hakaret ettiği' gerekçesiyle aldığı 20 ay hapis cezasını onayladı.15 Kasım: Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, Prof. Dr. Baskın Oran ile eski Başbakanlık İnsan Hakları Danışma Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu'nun 'halkı suç işlemeye tahrik ettikleri' ve 'devletin yargı organlarını aşağılama' iddiasıyla 1 yıl 6'şar aydan 5'er yıla kadar hapislerini istedi.14 Kasım: Bağcılar Cumhuriyet Başsavcılığı, Radikal gazetesi yazarı Neşe Düzel ve eski DEP milletvekili Orhan Doğan hakkında 'PKK'nın propagandasını yapmak' suçundan 1 yıldan 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açtı. Bu listedeki son iki dava ile Bekdil'in Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yapacağı başvuru, ABD yetkililerince dikkatle izlenecek. Türkiye'deki ifade suçu mağdurları bu listeyle de sınırlı değil; Ragıp Zarakolu, Emin Karaca, Rahmi Yıldırım gibi ceza tehdidi altındaki nice gazeteci, yazar ve yayıncının adları dosyamızı kabartıyor.Pamuk davası ise uluslararası odaktaki yerini koruyacak. Türkiye'deki Batılı diplomatlar, üç yıla kadar hapsi istenen Pamuk'un 16 Aralık'ta Şişli 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılacak duruşmasından önce Noel tatiline çıkmayacaklar, bundan emin olabilirsiniz.Türk gazetecileri açısından en buruk haberlerden biri, Paris merkezli Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) geçen ay açıkladığı "Dünyada Basın Özgürlüğü Raporu" idi.Buruktu, çünkü rapora bakıp dünya basın özgürlüğü sıralamasında bir önceki yıla göre 16 basamak yükselmemize sevinebilirdik. Silkinmemiz için "Türkiye'de ordu ve Kürt sorunuyla ilgili haber yapmanın hala risk olduğunu" kayda geçiren raporun sıralamasında, 2004'te 114'üncüyken şimdi ancak 98'inci olabildiğimizi kavramamız gerekti.Basınımızın özgürlüğünü yakın takipte tutan bir başka örgüt ise Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ). New York merkezli CPJ'in Başkanı Ann Cooper, Dink hakkındaki 6 ay mahkûmiyet kararını bakın nasıl yorumladı: "Bütün resmi vaatlere karşın, Türk gazetecileri hala işlerini yaptıkları için cezalandırılıyor. Bu davanın özünde ifadeyi suç kılabilen düzinelerce yasa var. Yasalar değişmedikçe Türkiye'de ifade özgürlüğü de sınırlı kalacak." Cooper'ın yasalara yaptığı vurgu, Washington'da da paylaşılıyor. Özellikle yeni TCK'nın 301. maddesinin 'ifade özgürlüğüne düşman' olduğu kanısı güçlü.Ancak 'Türklüğü, Cumhuriyeti, TBMM'yi, hükümetin manevi şahsiyetini, bakanlıkları, devletin askeri ve emniyet kuvvetlerini veya adliyenin manevi şahsiyetini alenen tahkir ve tezyifi' suç sayan bu maddenin, yargı makamlarınca alabildiğine geniş yorumlanması daha da büyük kaygı vesilesi.Bir ABD'li yetkili, "Türkiye'de reformlara ayak uyduramayan, hatta direnenler arasında yargının da bulunduğu" izlenimini aktarmaktan geri durmuyor. Odaktaki davalar Kendisi de ifadelerinden ötürü ceza çekmiş olan Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın "Kutsallara saygıyı mı ifade özgürlüğünü mü seçersiniz" sorusuna (dini kastederek) verdiği "Hiç tereddütsüz kutsalı..." yanıtı, bu ortamda özellikle düşündürücü. Zira ifade özgürlüğümüzün karşısında, Türklüğü, devleti ve resmi tarihi 'kutsal' mertebesine oturtarak, bunlara yönelik her türlü eleştiriyi kolaylıkla 'tahkir ve tezyif' sayabilen bir zihniyet var. ycongar@erols.com "Kutsal" deyince...