Kaliforniyalaşabilecek miyiz?

Kaliforniyalaşabilecek miyiz?

Yasemin ÇONGAR

ŞİMDİDEN belli: 1998'de uluslararası ilişkiler, iktisat, sosyal ve siyaset bilim alanında en fazla tartışılacak konu "globalleşme".
1990'ların ortasına doğru, Francis Fukuyama'nın "tarihin sonu", Samuel Huntington'ın "uygarlıklar çatışması" tezlerinde yoğunlaşan tartışma, bugün "ulus - devlet" kavramının çevresinde dönüyor.
Globalleşmenin, ulus - devleti bitirdiğini savunanlar bir uçta, güçlendirdiğini söyleyenler diğer uçta. Ulus - devletin, kaçınılmaz bir değişimle yüzyüze olduğunda ise herkes anlaşıyor.
AB entegrasyonu, IMF paketi, RP'nin kapatılması, İtalya'ya Kürt göçü gibi Türkiye güncelindeki konulara da, globalleşme penceresinden, ulus - devletin değişen işlevi ışığında bakabilmek gerekli.
***
GLOBALLEŞME teorisyenlerinin büyük bölümü, ulus - devletin tarih sahnesinden çekileceğini haber vermekte aceleci davrandı.
Bu tezin bir özetini, Kenichi Ohmae'nin "Ulus Devletin Sonu: Bölgesel Ekonomilerin Yükselişi" (1995) kitabında buluyoruz.
Ohmae, serbest piyasanın büyümesi ile hızlı teknolojik değişimin, birey ile devlet arasındaki sözleşmeyi zayıflattığı kanısında. Sermayenin globalleşmesinin, milliyetler ve uygarlıklar arasındaki farklılıkları azaltarak kültürleri homojenleştirdiğine inanıyor. Ohmae'nin bireysel tercihlerin "Kaliforniyalaşması" adını verdiği süreç, devletler arasındaki ayrılıkları ve ulus - devletin başlıca işlevlerinden olan devletler arası savaş olasılığını en aza indiriyor.
Giderek ulus - devlet, iktisadi bir birim olmaktan da çıkıyor;
Ohmae, gelecekte doğal örgütleyici olarak "bölgesel devletlerin" yükseleceğini söylüyor; ABD'nin Batı kıyısındaki bilgisayar üretim bölgesi Silikon Vadisi'ni ve Güneydoğu Asya'yı örnek veriyor.
Fukuyama'nın, Huntington'ın, Ohmae'nin farklı noktalardan yola çıkıp, ulus - devletin sonunda birleşen görüşleri son dönemde çok eleştirildi.
Colorado Üniversitesi siyasetbilim doçenti Daniel Drezner, Ocak 1998 tarihli makalesinde, yerini karşı cephede belirlerken, globalleşmenin ulus - devleti bitirmekten ziyade, ona yeni roller yüklediğini savundu. "Ulus - devlet global güçler karşısında zayıflasa bile, daha birkaç yüzyıllık ömrü var. Ölümü de, doğumu gibi yavaş olacak" diyen Denzer'e göre, önümüzdeki on yılda, çeşitli ulus - devletlerin kaderini, her birindeki hükümetlerin bu yeni rollere uyum başarısı belirleyecek.
Denzer'e katılıyor; Türkiye'deki tartışmalara, globalleşmenin devletlere biçtiği yeni rollerin de ışık tutması gerektiğine inanıyorum.
Nedir bu yeni roller?
1. Devletin, şirket sahipliğini bırakması, büyük işveren konumunu terketmesi; dolayısıyla enflasyona karşı elindeki istihdam kozunu yitirmesi. Türkiye özelinde, KİT yükünün sırtımızdan kalkması ve popülizm sayesinde enflasyonu indirmek yerine, yükselten istihdam politikalarının araç olmaktan çıkması.
2.
Devletin, diğer devletlerle bütünleşme anlaşmaları yapması, iktisadi ve siyasi hayatında uluslararası normlara göre hareket etmesi. Türkiye özelinde, AB entegrasyonunun uzun soluklu düşünmemizden, kara paranın aklanmasına karşı ya da fikri mülkiyetin korunmasından yana uluslararası hükümleri uygulamaya, Helsinki Nihai Senedi'nin "ayıplı" imzacısı olmaktan kurtulmamıza uzanan bir çizgi.
3.
Devletin dikkatini, üretimde değil, yaratımda yoğunlaştırmasıyla, teknolojik değişime hizmet edecek araştırma ve buluşlar için gerekli eğitim ve fon hizmetini vermesi. Türkiye özelinde, eğitime, araştırma - geliştirme çalışmalarına ayrılan bütçenin artırılması; başlı başına bir üniversite reformu.
4.
Devletin, etnik, kültürel, bölgesel, dinsel kutuplaşmaları azaltacak yönde hareket etmesi; bu amaçla gerekli yasal düzenlemeleri yapması; farklı grup ve görüşlerin demokratik düzen içinde temsilini güvenceye alması. Türkiye örneğinde, Kürt sorununa yeni bir bakış; RP'nin kapanmaması, İslamcı - laik kavgasına zemin hazırlanmaktan vazgeçilmesi; ifadeye özgürlük.
***
BİREYSEL
tercihlerin homojenleşmesi anlamında, belki günün birinde gerçekten "Kaliforniyalaşabiliriz" biz de. Anahtar, Orhan Pamuk'un "Der Spiegel" makalesindeki haklı sorusunda:
"Batı'dan en lüks tüketim maddelerini almakla, en pahalı Batı kıyafetlerine ve parfümlerine sahip olmakla övünen ve Batılı olmakla gururlanan yüksek Türk burjuvaları işkencenin alışkanlık olduğu bir ülkede yaşamaktan ne zaman utanacaklar?"
California ile aramızdaki mesafe ancak, globalleşen değerlere de, globalleşen markalar kadar sahip çıktığımızda kısalacak.


Yazara EmailY.Congar@milliyet.com.tr