Kim korkar Demokratlardan?

Demokratik Parti'nin Temsilciler Meclisi ve Senato'da çoğunluğu alması, Amerikan demokrasisinin merkezindeki denetim ve ayar mekanizmasının, uzun aradan sonra yeniden işlerlik kazanmasını sağlayacak.Cumhuriyetçi Kongre, Bush Beyaz Sarayı'nın ilk altı yılındaki kararlarını sorgulamaktan ve yönlendirmekten büyük ölçüde uzak durdu. Başkan George W. Bush, Demokrat azınlığı ısrarla devre dışı tuttu; Başkan Yardımcısı Dick Cheney, Senato Başkanı sıfatıyla, Cumhuriyetçi gruba karar üstüne karar dikte etti. Terörle mücadele, Irak Savaşı ve insan hakları alanında eleştiri getiren Demokratlar, Bush ve kurmaylarınca "korkak, hain, zayıf" diye damgalandı. Cumhuriyetçi Parti, 7 Kasım öncesinde, Demokratlara gidecek oyların El Kaide'ye yarayacağı mesajını veren reklamlarla çıktı seçmen karşısına. Neyse ki, 2004'te tutan "Korkun, çok korkun" telkini bu kez tutmadı. Sandık, Bush'un katıksız saltanatına nokta koydu. Geçen haftaki araseçimlerin sonucu şu: ABD halkı, oylarıyla Washington'daki "tek parti" yönetimini bitirdi. Seçimlerin asıl mağlubu, Bush yönetimi. Bunun, en önemli gerekçesi de, Irak'taki yanlış hesap ve politikalar. ABD seçmeninin bir bölümü, savaşın asla kazanılamayacağı kanısında ve askerlerin derhal geri çekilmesinden yana. Daha geniş bir kesim ise, Bush yönetiminin başta tanımladığı türden bir "zaferi" artık mümkün saymasa da, Irak'ta asgari istikrarı sağlayacak yeni bir strateji geliştirmenin şart olduğuna inanıyor.2007'den itibaren Temsilciler Meclisi ve Senato'nun liderliği ile komite başkanlıklarını üstlenecek olan Demokratların çoğu da bu ikinci grubun çizgisinde. Beyaz Saray'ı, Irak'ı bugünkü haline bırakıp gitmeye değil; Irak'ın bırakıp gidilebilecek bir hale gelmesi için birlikte çalışmaya zorluyorlar. Sadece kanaat önderleri ve seçmen nezdinde değil, üniformalı askerler arasında da itibarını büyük ölçüde yitiren Savunma Bakanı Donald Rumsfeld'e yol verilmesi, bu ortak çabayı kolaylaştırdı. Dahası, Rumsfeld'in gidip yerine eski CIA Başkanı Robert Gates'in gelmesi, Başkan Yardımcısı Dick Cheney'nin de, 7 Kasım'ın enkazı altında kaldığının göstergesi. Gerek seçim hezimeti, gerekse Irak'taki gidişat, Bush yönetimi içindeki kuvvet dengesini de gerçekçilerden yana değiştirdi. Alternatif aramak Irak'taki fiili iç savaşın yerini, görece istikrarlı ve güvenli bir ortama bırakması kolay görünmüyor. Bunun yolunu arayan Irak Çalışma Grubu'nun eş başkanları, eski dışişleri bakanlarından Cumhuriyetçi James Baker ile eski Kongre üyesi Demokrat Lee Hamilton, bugün Başkan Bush'la, yarın da Britanya Başbakanı Tony Blair'le görüşecekler.Pentagon'un yeni patronu olmaya aday gösterilene dek, Gates'in de üye olduğu bu komisyon, Demokrat ve Cumhuriyetçilerden müteşekkil. Ayrıca Demokratların birçok ağır topu, komisyona önerilerini doğrudan ya da dolaylı biçimde aktardı; bunlar arasında eski başkan Bill Clinton da var. Dolayısıyla Baker-Hamilton Komisyonu, gelecek ay önerilerini açıkladığında, ortaya Bush Beyaz Sarayı ile Demokrat Kongre'yi kolaylıkla buluşturacak bir yol haritası çıkabilir."Akil adamların" elinde, Irak'taki kaosu dindirecek sihirli bir formül yok, ama Baker-Hamilton Komisyonu, Iraklı liderlere, "ABD gidici" mesajını verecek bir "aşamalı çekilme" planı sunulmasını, askerlerin Körfez'e ve Kuzey Irak'a kaydırılmasını önerebilir. El Maliki hükümetinin yerini, "demokratik" değil ama "temsili" bir geçiş kabinesine bırakması istenebilir. "Irak'ın üçe bölünmesi" asla telaffuz edilmese de, "gevşek federasyon" formülü gündeme gelebilir. İran ve Suriye dahil Irak'ın komşularının işbirliğini sağlama çabasında, Türkiye'ye önemli rol düşebilir. Aşamalı çekilme Washington artık farklı bir başkent. Kongre'de ne olursa olsun, Bush kaldıkça Amerikan politikasının da aynı yerde duracağını düşünmek yanlış. Ayrıca, Bush ve Cumhuriyetçileri değişime zorlayan sadece Demokratların baskısı değil. Bush, tarihteki imajını düşündüğünden, partidaşları ise 2008'de seçim kazanabilmek için Irak'ta alternatiflere yöneliyorlar. Umalım ki, aynı baskı ve kaygı, Beyaz Saray'ı, işkenceyi meşrulaştırmaya kadar varan insan hakları ayıplarını temizlemeye de zorlasın.ABD seçmeni, bu baskıyı ve kaygıyı siyasetin merkezine koymakla, kanımca ABD için de, dünya için de hayırlı bir iş yaptı. "Demokratfobik" Ankara böyle düşünmüyor ama, yetkililerimiz üzülmeyi bırakıp, Baker-Hamilton Komisyonu ile teması artırmaya, Kongre'nin yeni liderleriyle bir an önce tanışıp, Irak ağırlıklı bir diyalog kurmaya baksalar hiç fena olmaz. ycongar@erols.com Üzülmek abes