Koordinatör...

Açıklamanın, Türk diplomatlarınca önemsenen yönü, Snow'un, Bush-Erdoğan gündemi kapsamında, PKK'ya özellikle değinmesi oldu. Daha önce Beyaz Saray kürsüsünden yapılan benzer duyurularda "terörle mücadele" genel başlığıyla sınırlı kalınırken, bu kez PKK'nın ABD yetkililerince bizzat dile getirilmesi bile Ankara'yı memnun edebildi. Beyaz Saray Sözcüsü Tony Snow, geçen salı günkü brifinginde bilineni ilan etti; Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 2 Ekim'de Başkan George W. Bush'la görüşeceğini resmen duyurdu. Esasen Snow'un vurgusu, Washington'ın bugünlerdeki Türkiye mesaisinin odağını da yansıtıyor. Bush yönetimi, son yıllarda Türkiye ile üst düzey görüşmelerinin hemen hepsinde, PKK konusunda "hafif mahcup" bir görünüm sergilemiş; görüşmelerden geriye, hemen hep "Türk tarafı, PKK konusundaki beklentisini yineledi" başlığı kalmıştı.Ankara, K. Irak'ta PKK'ya karşı somut önlem istedikçe, Washington, Avrupa'daki PKK karşıtı girişimlerini ve Iraklılara bu konuda ne söylediğini anlatıp duruyordu.Erdoğan'ın 2005 haziranındaki son Beyaz Saray ziyareti de, ABD basınına, Bush'un Türkiye'nin PKK konusundaki beklentisini karşılamadığı yönündeki haberlerle yansımıştı.İşte Bush yönetimi, Türk kamuoyundaki imajını büsbütün bozan bu kısır rutini değiştirmek istediği içindir ki, eski NATO Avrupa müttefik kuvvetler başkomutanı Emekli Orgeneral Joseph Ralston'ı "PKK ile Mücadele Özel Temsilcisi" olarak atadı. Ralston'ın hızla Türkiye ve Irak'a gidip siftahı Erdoğan-Bush görüşmesinden önce yapması da Washington'da özellikle istendi. Şimdi ABD'li yetkililer, 2 Ekim'de, Oval Ofis'te, PKK konusunu bizzat Bush'un açabileceğini; basın önünde "PKK ile mücadele bizim de önceliğimiz. Bu amaçla özel temsilci atadık. Irak ve Türkiye ile daha sıkı koordinasyon ve işbirliği içinde, PKK'ya karşı sonuç alacağız" benzeri bir açıklama yapabileceğini belirtiyorlar. Görüntüyü düzeltmek Yine de kafalardaki ilk soru şu: Ralston'ın atanması, ABD'nin PKK konusunda "görüntüyü kurtarmasının" ötesinde bir işlev taşıyacak mı? Türk yetkililer, bu aşamada "İnşallah" demenin ötesine pek geçmiyor, somut bir güven ifadesinden kaçınıyorlar. Ancak Washington'da, gerek Ralston'ın kişisel birikimi ve ciddiyetinin, gerekse Bush yönetiminin bu atamayla PKK konusuna kazandırdığı yüksek profilin, somut bazı adımları kaçınılmaz kılacağına inananlar da var.ABD'li diplomatlar, Ralston'ın Türkiye'deki muadili Emekli Orgeneral Edip Başer ve Bağdat'tan da atamasını talep ettikleri özel temsilci ile yapacağı "koordinasyonun" altını çizip, PKK'ya karşı, ABD'nin tek taraflı girişimlerinden ziyade, "üçlü mekanizmanın, yani ABD destekli Türkiye-Irak ortak adımlarının esas olacağını" vurguluyorlar. Ankara'nın "Kürtlerle konuşma konusundaki zihinsel bloğu er geç tümüyle aşacağını" uman Washington, Bağdat'ın da PKK'ya karşı bir temsilci atamasından yana. Ankara ise bunu kabullense bile, kuzeydeki Kürdistan Bölgesel Hükümeti'nin konudan sorumlu ayrı bir koordinatör görevlendirmesine karşı.Türk yetkililer, üçlü mekanizma çerçevesinde, "Kürdistan" temsilcisini de kapsayan Irak heyetleriyle görüşseler de, bölgenin bir yetkilisiyle PKK konusunda resmi diyaloğa soğuk bakıyorlar.Mesut Barzani'yi "Kürdistan Bölgesel Hükümeti Başkanı" sıfatıyla tanıyan Bush yönetimi ise, Irak Kürtleri ile Ankara'nın PKK konusunu daha fazla konuşmasını istiyor. ABD'li bir kaynak, "Türkiye'deki hassasiyeti biliyoruz. Diyaloğun şeklini belirlemek Ankara'ya kalmış. Üçlü mekanizmanın, kanal oluşturmasından memnunuz" diyor. Aynı kaynak, MİT Müsteşarı Emre Taner'in K. Irak'ta Barzani'yle görüşmüş olmasını "olumlu" diye anıp "diyalog ihtiyacının kanıtı" sayıyor; Irak Cumhurbaşkanı Celal Talabani'nin Çankaya'dan kabul görmeyişinin ise "akıllara durgunluk verdiğini" söylüyor. Kürtlerle konuşmak PKK, atama kararını, sanki kendisi muhatap alınmışçasına memnuniyetle karşılasa da, şu kesin: Ralston'ın görevi, PKK ile diyalog ya da koordinasyon içermiyor. Netlik kazanmaması halinde, bu konuda Türkiye'den yükselen ters sesleri ayyuka çıkarma riski taşıyan bir başka konu ise, Ralston'ın görev alanının "Türkiye'nin içindeki değil, dışındaki PKK tehdidini kapsaması" keyfiyeti. Ralston'ın Türkiye'nin iç güvenliği ve barışı ya da Kürt meselesi konusunda çalışma yapması söz konusu değil; görevi, başta Irak olmak üzere, Türkiye dışındaki PKK tehdidine karşı önlemlerle sınırlı. ABD'nin, Türkiye'deki PKK eylemlerinin siyasi ve sosyal zeminiyle yakından ilgilenmesi, bu sınırları değiştirmiyor. ABD'liler, Ralston'ın ve sınırlarının, mesela Güneydoğu'daki duruma ilişkin bir soruyla ya da DTP yöneticilerinin olası randevu talebiyle kolayca test edilebileceğinin de farkındalar. ycongar@erols.com İçte mi, dışta mı?