Ortadoğu'da yeni dönem

İsrail'in Hamas'a, Hamas'ın da İsrail'e karşı topyekun savaş ilan ettiği bir ortamda, barıştan söz etmenin bile abes olduğunu düşünebilirsiniz. İsrail Başbakanı Ariel Şaron yerinde oturduğu müddetçe sorunun çözülmeyeceğini savunabilirsiniz. ABD'nin "yanyana iki devlet" çağrısı da, belki samimi gelmeyebilir size. Bölgede herşeyin "eski tas, eski hamam" süreceğini sanabilirsiniz. Yanılmış olursunuz.Ortadoğu'daki gelişmelerin, artık "yeni" bir perspektiften algılanması gerektiğine inanıyorum ben. Bush yönetiminin, uzun süre bekledikten sonra, şimdi İsrail - Filistin arayışına üst düzeyde müdahil olmasının, "yeni" ve "kalıcı" bir ilgiyi yansıttığını düşünüyorum. ABD'yi, Taliban'ı ve Saddam'ı devirmeye yönelten, ardından Tahran'daki rejimi zayıflatma konusunda kararlı kılan "mevcut ve potansiyel tehditleri bir bir ortadan kaldırma" güdüsünün, artık İsrail - Filistin meselesine bakışını da biçimlendirdiği kanısındayım. Ortadoğu'da barışın sağlanmasının, Washington tarafından, artık sadece bir "çıkar meselesi" değil, bir Türk diplomatının deyişiyle, bir "varoluş meselesi" olarak algılandığını düşünüyorum. ABD'nin kendi güvenliğini sağlamak ve bu amacı taşıyan terörle mücadelesini başarıya ulaştırmak için, Ortadoğu'da yepyeni bir cephe açtığına inanıyorum. Yani bence, İsrail ile Filistin'in iki devlet halinde, yanyana yaşayabilmesini hedefleyen yol haritasında da, artık 11 Eylül'ün damgası var. Bu başlığa, "Yeni olan da ne ki? Liderler Akaba'da buluştu, ardından bir haftada 60 kişi öldü. 'Barış için yol haritası' hikaye..." tepkisi vermek pek kolay. Ankara seyretmemeli... Türkiye, bir yandan AB üyeliği için uğraşırken ve ABD ile arasını düzeltmenin yollarını ararken, bir yandan da, kendi bölgesinde içini nasıl doldurabileceğine bir türlü tam karar veremediği rolünün, aslında kendisini Batı'ya bağlayan dinamiklerin ayrılmaz parçası olduğunu hatırlamalı. Bölgesine yönelik ilgisi, kavrayışı ve etkisi güdük kalmış bir Türkiye'nin, ABD ve AB gözündeki öneminden de yitirdiğini görmemiz gerekiyor. Dışişleri Bakanı Abdullah Gül'ün, İslam Konferansı Örgütü üyelerine yaptığı reform çağrısının, ABD'li muadili Colin Powell tarafından bir mektupla takdir edilmesinin anlamını kavrayabilirsek, "Ne yapsak da ABD ile ilişkilerimizi düzeltsek" sorusunun yanıtına daha kolay ulaşabiliriz.Irak meselesinde, Washington ve Batı Avrupa'nın bazı başkentleri arasında yaşanan görüş ayrılığı, yerini, giderek hem Irak'ta, hem de Ortadoğu'nun "11 Eylül damgalı" diğer cephelerinde ortak bir çabaya bırakıyor. Batı'nın, Soğuk Savaş'ta, Sovyet rejimine ve uydularına karşı yürüttüğü mücadelenin bir benzeri, şimdi Ortadoğu'da, terörün beslenemeyeceği bir düzenin kurulması için verilecek. Türkiye'nin bu mücadeleye aktif ve yaratıcı bir katkı yapması, bu konuya, bugüne kadar olduğundan daha fazla zaman ve enerji ayırması şart. Son dönemde, yerine göre serzeniş ya da övünme malzemesi olarak kullanmanın ötesinde ne yapacağımızı pe bilemediğimiz "jeostratejik konumumuzun" hakkını ancak böyle verebiliriz. Filistin halkının devletine, İsrail halkının da güvenliğine kavuşması; Ortadoğu'da barışın ve istikrarın egemen olduğu bir düzenin yayılması; bölgenin kendi içinde ve dünyanın geri kalan bölümü ile, siyasi ve ticari ilişkilerinin normalleşmesi, Türkiye'nin çıkarlarını birinci derecede ilgilendiren bir hedef. Üç önemli gelişme... Ancak kanlı haftanın ardından, bölgede gözden kaçırmamamız gereken üç olumlu gelişme var. Bu gelişmeler bir sürecin işlemeye başladığını yansıtıyor:Birinci olumlu gelişme, ABD yönetiminin, Ortadoğu'da, devreden çıkmaya kesinlikle niyetli olmadığını ilan etmesidir. Powell, cumartesi günü Arap kökenli Amerikalılar'a hitaben yaptığı bir konuşmada, "Usanmayacağız, tereddüt etmeyeceğiz, durmayacağız, kenara çekilmeyeceğiz" diyerek bu kararlılığı yansıttı. ABD'nin Ortadoğu özel temsilcisi John Wolf şimdi, "kan akmasına son verme amaçlı, süresiz müzakereler" için bölgede. İkinci olumlu gelişme, İsrail ve Filistin arasındaki diyaloğun kesilmemesi ve bu diyalogda bazı somut ilerlemeler kaydedilmesidir. İşgal altındaki topraklardan sorumlu İsrailli Tümgeneral Amos Gilad ile Filistin Yönetimi'nin güvenlik işlerinden sorumlu bakanı Muhammed Dahlan arasında (ABD'nin İsrail Büyükelçisi Dan Kurtzer'in katılımıyla) gerçekleşen görüşmede, Dahlan'ın İsrail askerlerinin Gazze'den çekilmesi talebinin kısmen de olsa kabul gördüğü anlaşılıyor. Buna göre, İsrail ordusu Gazze'nin kuzeyini boşaltacak ve bölgede güvenliğin sağlanması görevini Filistin yönetimi üstlenecek.Üçüncü olumlu gelişme, Avrupa ve bölge ülkelerinin de Ortadoğu'da yeni bir çabanın aktif parçası olma yönünde kararlı görünmeleridir. Mısır, Filistin yönetimi ile radikal Filistin örgütleri arasında ateşkes sağlanmasına yönelik çabalara yeni bir ivme kazandırabilmek amacıyla, bölgeye dünden itibaren bir heyet gönderdi. Birleşmiş Milletler, Rusya, ABD ve AB'den oluşan ve yol haritasının mimarı sayılan "kuartet," bu hafta Ürdün'de, Powell'ın da katılacağı bir toplantıda buluşuyor. ABD Başkanı George W. Bush, Ürdün Kralı Abdullah, Filistin Başbakanı Mahmud Abbas ve İsrail Başbakanı Ariel Şaron'un Akaba'daki buluşmalarının yarattığı iyimserliğin sönüvermesinde, Hamas gibi örgütlerin, Filistin'in teröre son vermeye niyetli yeni başbakanı Abbas'a yardımcı olmaması rol oynadı; Şaron hükümetinin, Hamas'ın önemli liderlerinden Abdül Aziz Rantisi'ye karşı düzenlediği ve ABD'nin sert tepki gösterdiği saldırı da, Abbas'ın elini zayıflattı.. Aznar'ı okuyun... Bunun nasıl yapılabileceği konusunda fikir almak isteyenlere, İspanya Başbakanı Jose Maria Aznar'ın, İsrail'in "Haaretz" gazetesinde bugün yayımlanan mülakatını okumalarını öneririm. Aznar'ın, özellikle "yol haritası" ile Saddam'ın devrilmesi arasında bağ kuran sözleri, Ortadoğu'da başlayan yeni dönemi tam tamına kavrayan, önemli sözler. ycongar@erols.com Geçen hafta da yazdım: Ankara, bu sürece seyirci kalmamalı; Filistin Başbakanı Abbas'a somut biçimde, el uzatmalı. Bu, ille de ABD'nin ve Şaron'un, "Arafat'ı muhatap almama" politikasını benimsemek anlamına gelmiyor. Türkiye, akıllı bir diplomasi ile, Filistin ve İsrail ile diyaloğunu paralel düzlemlerde, hızla ilerletebilir.