Dünya gider Mersin’e...

14 Temmuz 2019

Geçtiğimiz günlerde bu satırlarda ING ile ilgili bir yazı kaleme aldık. Cinsiyet eşitliğinden bahsederken, yaptıkları ‘insan ayrımcılığına’ değindiğimiz ING kurumunu köşemize taşıdık. ING yetkilileri bırakın özür dilemeyi, üzerine bile alınmadı. Belli ki maksat sadece reklam bütçesini eritmek. Tam bunları düşünürken ING’nin ne kadar eksik hareket ettiğini ispat edecek tokat gibi bir haber düştü mailimize. Gelin bırakalım bu tarz sözde duyarlı kurumları bir tarafa; bakalım dünyada bu konularda neler oluyor.<#comment><#comment>
Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat Komitesi, adını resmen Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi olarak değiştirdi. Bu ABD Takımı sporcularını ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ‘Paralimpik Hareketini’ kutlayan ve onurlandıran bir değişiklik... (USOPC) Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi Yönetim Kurulu, üç ay boyunca beraber çalıştıkları toplantılar sonucunda meydana gelen değişikliği oy birliğiyle onayladı.
Biz ise Türkiye’ye, Türkiye’deki spor insanlarına, kamuda görevli spordan sorumlu kişilere, spor yorumcularına, gazetecilere ve habercilerine, spora yatırım yapan ve destekleyen markalara hala ‘PARALİMPİK’ kelimesinin anlamını ve önemini yaza yaza, anlata anlata öğretemedik.
Bakın, (USOPC) Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi Başkanı Susanne Lyons yapılan basın toplantısında neler diyor:
“Bu, ABD’deki Paralimpik ve Olimpiyat sporları için gururlu bir gün ve organizasyonumuzun kapsayıcılık taahhüdünü yerine getirdiğini temsil eden bir değişiklik. İsim yeni olsa da, ABD Paralimpik Takımı’nın gücü; Paralimpiklere olan bağlılığımız, destek alan Paralimpik sporcu sayısı ve başarıları ile kanıtlanmış bir değerdir. İsim değişikliğinin, sosyal ve dijital platformlarda güncellenmiş izleri olduğunu görüyorsunuz. ABD Olimpiyat ve Paralimpik Eğitim Merkezlerinde, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Eğitim Alanlarında, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Komite Merkezinde yapılacak tüm fiziki değişikliklerin en geç 2020’de tamamlanma hedefi ile yola çıkıldı. Ayrıca, ABD Olimpiyat Onur Listesi, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Onur Listesi olarak yeniden adlandırılacak.”
İşte bu satırlar ve bu hareket, bizim anlatmaya çalıştığımız her şeyi tam anlamıyla özetliyor. ABD bu yaptığı kapsayıcı ve büyük hareket ile tüm dünyaya başarılı bir örnek oldu.
Bir de dönüp hala laf anlatmaya çalıştıklarımızı düşününce, içimizden söyleyecek çok da fazla bir şey gelmiyor.

Yazının devamı...

Dünya gider Mersin’e...

14 Temmuz 2019

Geçtiğimiz günlerde bu satırlarda ING ile ilgili bir yazı kaleme aldık. Cinsiyet eşitliğinden bahsederken, yaptıkları ‘insan ayrımcılığına’ değindiğimiz ING kurumunu köşemize taşıdık. ING yetkilileri bırakın özür dilemeyi, üzerine bile alınmadı. Belli ki maksat sadece reklam bütçesini eritmek. Tam bunları düşünürken ING’nin ne kadar eksik hareket ettiğini ispat edecek tokat gibi bir haber düştü mailimize. Gelin bırakalım bu tarz sözde duyarlı kurumları bir tarafa; bakalım dünyada bu konularda neler oluyor.<#comment><#comment>
Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat Komitesi, adını resmen Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi olarak değiştirdi. Bu ABD Takımı sporcularını ve Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ‘Paralimpik Hareketini’ kutlayan ve onurlandıran bir değişiklik... (USOPC) Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi Yönetim Kurulu, üç ay boyunca beraber çalıştıkları toplantılar sonucunda meydana gelen değişikliği oy birliğiyle onayladı.
Biz ise Türkiye’ye, Türkiye’deki spor insanlarına, kamuda görevli spordan sorumlu kişilere, spor yorumcularına, gazetecilere ve habercilerine, spora yatırım yapan ve destekleyen markalara hala ‘PARALİMPİK’ kelimesinin anlamını ve önemini yaza yaza, anlata anlata öğretemedik.
Bakın, (USOPC) Amerika Birleşik Devletleri Olimpiyat ve Paralimpik Komitesi Başkanı Susanne Lyons yapılan basın toplantısında neler diyor:
“Bu, ABD’deki Paralimpik ve Olimpiyat sporları için gururlu bir gün ve organizasyonumuzun kapsayıcılık taahhüdünü yerine getirdiğini temsil eden bir değişiklik. İsim yeni olsa da, ABD Paralimpik Takımı’nın gücü; Paralimpiklere olan bağlılığımız, destek alan Paralimpik sporcu sayısı ve başarıları ile kanıtlanmış bir değerdir. İsim değişikliğinin, sosyal ve dijital platformlarda güncellenmiş izleri olduğunu görüyorsunuz. ABD Olimpiyat ve Paralimpik Eğitim Merkezlerinde, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Eğitim Alanlarında, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Komite Merkezinde yapılacak tüm fiziki değişikliklerin en geç 2020’de tamamlanma hedefi ile yola çıkıldı. Ayrıca, ABD Olimpiyat Onur Listesi, ABD Olimpiyat ve Paralimpik Onur Listesi olarak yeniden adlandırılacak.”
İşte bu satırlar ve bu hareket, bizim anlatmaya çalıştığımız her şeyi tam anlamıyla özetliyor. ABD bu yaptığı kapsayıcı ve büyük hareket ile tüm dünyaya başarılı bir örnek oldu.
Bir de dönüp hala laf anlatmaya çalıştıklarımızı düşününce, içimizden söyleyecek çok da fazla bir şey gelmiyor.

Yazının devamı...

ING ve milli sporcular

30 Haziran 2019

Son günlerde dikkatimizi çeken bir reklam var. Reklamın başlığı ise ‘BASTIRIN KIZLAR’. ING, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin resmi sponsoru olarak 2020 Olimpiyat Oyunları’na katılacak 8 kadın milli sporcumuzu tanıtarak desteklediğini duyuruyor. Öncelikle bunun için teşekkür ediyoruz. ING Türkiye Genel Müdürü Pınar Abay da basın açıklamasında projeyi şu cümlelerle anlatıyor: “Kadın rol modellerin desteklenmesi ile toplumsal cinsiyet eşitliğinin güçleneceğine ve Türkiye’nin gerçek potansiyelinin ortaya çıkacağına inanıyoruz. Onlar kadının yerinin ‘tribün’ değil, ‘saha’ olduğunu bizlere kanıtlıyorlar. Kadının izleyici değil, sahadaki oyuncu olması gerektiğini gösterecekler. Yaptığımız iş birliği ile ‘Olimpik Kızlarımızın’ ilham veren mücadelelerini destekliyor olmaktan mutluyuz.” <#comment><#comment>
Buraya kadar her şey güzel. Şimdi soruyoruz... Bu proje hazırlık aşamasında iken ING kurumundan kimse araştırma yapmıyor mu? Olimpiyat Oyunları’nın tek başına yapılmadığını bilmiyorlar mı? 2001’de Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) ile Uluslararası Paralimpik Komitesi (IPC) arasında yapılan anlaşmaya göre bir ülkede olimpiyat oyunlarını yapabilmek, bu oyunlardan en geç 3 hafta sonra da Paralimpik Oyunları’nın yapılması şartına bağlıdır.
Şunu da belirtelim; Türkiye Milli Paralimpik Komitesi’nin ING’den sponsorluk talebi yok. Siz çıkıp “cinsiyet eşitliği” diyorsanız, “kadının izleyici değil, sahadaki oyuncu” olmasının altını çiziyorsanız orada duracaksanız. Biz de altını çizeriz ki, “ING engelli kadın sporcuların aleyhine bir ayrımcılığa imza atıyor.”
Yoksa siz sadece kolları ve bacakları olan sporcuları desteklemeyi mi tercih ediyorsunuz? Eşitlik derken kendi arasında, kadınlar arasında kocaman bir eşitsizliğe imza atıyorsunuz. İki kolu olmayan sporcu Sümeyye Boyacı’nın kaç altın madalya kazandığını biliyor musunuz? Halterde dünya rekoru kıran Nazmiye Muratlı’dan haberiniz olmadı mı? Peki 2016 Paralimpik Oyunları’nda altın alan Goalball Kadın Milli Takımımızı araştırdınız mı? Biz bu örnekleri çoğaltabiliriz ama onların karşısında da sizin cevabınızın değişmeyeceğini biliyoruz. Dolayısı ile ‘eşitlik’ adına böyle güzel bir iş yaparken ortaya çıkan eşitsizlik bizi üzdü.

Yazının devamı...

Simitle antrenman yapan sporcu

23 Haziran 2019

Doğuştan görme engelli olan milli haltercimiz Serhat Us, 2007 yılında spora başlıyor ve aradan geçen 12 yılda 3 kez Dünya Şampiyonu oluyor. Bunun yanı sıra, ABD’nin Miami kentinde yapılan Dünya Şampiyonası’nda 200 kg ağırlık ile rekor da kırıyor. Ancak, ne Gençlik ve Spor Bakanlığı’ndan, ne de Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’ndan herhangi bir destek görüyor.

Hadi, Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonunu anlarız; her zaman söylediğimiz gibi, orası ‘bir aile şirketi’ olmuş durumda! Ancak bunun böyle devam etmeyeceği de ortada. Serhat şöyle diyor: “Zor şartlarım devam etmekte. 2018 yılında dönemin Ankara Valisi Ercan Topaca ile bir görüşme yaptım ve o zaman Sayın Valimiz bana ekonomik olarak destekte bulundu. Eşya, yiyecek, elektrik, su ve kira bedeli gibi temel ihtiyaç maddelerinin karşılanması suretiyle ekonomik destek alarak ayaklarımın üzerinde durmaya çalıştım. Ancak bunun dışında bana sahip çıkan olmadı. Bir simit ile antrenman yaptığım günler oluyor. Herhangi bir işim yok. Bugüne kadar defalarca Cumhurbaşkanlığımıza, gerekli kurum ve kuruluşlara sözlü ve yazılı müracaatta bulundum. Fakat herhangi bir destek alamadım.”

Bunlar Serhat Us’un yazdıkları ve iddiaları. Biz, ‘elçiye zeval olmaz’ prensibiyle buradan Gençlik ve Spor Bakanlığımız ile Türkiye Görme Engelliler Spor Federasyonu’nun dikkatlerine sunuyoruz. Umarım, her iki kurumumuzun da bu konuda söyleyecekleri vardır. Ve umarım, bu yazıyı okurlar ve Serhat Us’un feryadına kulak verirler.

Yazının devamı...

Üstü örtülen rezalet(2)

16 Haziran 2019

6 Haziran 2019’da, bu sütunlarda, bir engelli spor federasyonundaki cinsel tacizleri ve daha sonra da Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuran sporcuların tehdit edilerek ifadelerinin geri alındığının sağlandığını yazmıştık.<#comment><#comment>
Bu yazımız üzerine sizlerden çok sayıda mail, sms aldık. Genelde, “Açıklayın bu adamın kim olduğunu?”, “Hangi federasyon bu?”, “Niçin açıklamıyorsunuz?” gibi sözlerle karşılaştık.
Bizim görevimiz, ülkemiz sporunda ve de özellikle engelliler sporunda, engelli sporcularımızın istismar edilmeleri konusunda elimizdeki belgelere göre kamuoyu ile bu konuları paylaşmaktır. Ancak federasyon ismi ve bu nasıl adlandıracağımızı bilemediğimiz kişi veya kişilerin isimlerini açıklamak bizim görevimiz değildir. Ülkemizin Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğü, Teftiş Kurulu bize başvurduğunda, tabi ki elimizdeki belgeleri kendilerine vereceğiz.
Ancak bundan daha önemlisi, bu belgeler verildikten sonra, yine hangi güçlerin, hangi çıkarlar doğrultusunda devreye girip, bu işin örtbas edilmesini sağlayabilecekleri ihtimalini de aklımızda tutmaktayız.
Sporda bu tip cinsel tacizler tüm dünyada var. Ancak oralarda olay ortaya çıkınca örtbas edilmiyor. O suçlular cezalarını çekiyor ve bir daha sporla ilişkileri olmuyor.
Bizde ise, Tahkim Kurulu’nun verdiği 2,5 aylık bir işten el çektirme cezası ile sınırlı kalıyor. (Daha önce örneklerini yaşadığımız gibi).
Çünkü ceza 3 ay olursa, o federasyon başkan ve yetkilileri görevlerinden uzaklaştırılıyor!

Yazının devamı...

Burası Almanya Tarih: 28.02.2015

9 Haziran 2019

Ülkemizin demokratikleşme konusunda adımlar attığı bugünlerde bundan yaklaşık 5 yıl önceki yazımızı aşağıda sizlerle tekrar paylaşıyoruz.
Almanya’nın Frankfurt kentinde, Hessen Eyaleti Tenis Federasyonu’nun genel kurulu yapılıyor. Misafir konuşmacı olarak davetliyim. İçişleri ve Spor Bakanı, Federal Alman Spor Teşkilatı Eyalet Başkanı ve Alman Tenis Federasyonu Başkanı konuşmalarını yaptıktan sonra kürsüye çıkıyorum. İçişleri ve Spor Bakanı’na tenisle ilgili birçok şey söylediğini, ama tekerlekli sandalye tenisi konusunda tek bir kelime etmediğini hatırlatarak üzüntümü belirtiyorum.<#comment><#comment>
Konuşmamın devamında Alman Tenis Federasyonu Başkanı ile Eyalet Spor Federasyonu Başkanı’nın bir şeyler konuştuğunu görüyorum. Ve Alman Tenis Federasyonu Başkanı’na şöyle diyorum: “Sayın Bay Dr.Kraus birkaç dakika daha konuşmadan sabrederseniz, benden bir şeyler öğrenebilirsiniz. Ayrıca birazdan federasyonunuz ile ilgili söyleyeceklerim de olacak” diyerek devam ediyorum. “Geçen hafta federasyonunuzu aradım. Almanya’da federasyonunuza bağlı 9 bin 500 tenis kulübünden kaçında engelli tenisi oynandığını, kaç bay ve bayan tekerlekli sandalyeli tenisçi olduğunu sordum, cevap veremediler. Bu nasıl bir federasyon anlayışıdır? Yoksa, engelli sporcuları sporcudan saymıyor musunuz?” Toplantı bitiyor, vedalaşıp ayrılıyoruz.
Geçtiğimiz hafta bilgi olarak bir mail geliyor. Alman Tenis Federasyonu, Eyalet Tenis Federasyonu Başkanları’na gönderdiği mailde “Önümüzdeki iki hafta içinde, eyaletinizdeki tenis kulüplerinin kaçında engelli tenisi olduğunu ve kaçar sporcu olduğunu bildirmenizi rica ederiz.”
İşte Almanya böyle demokratik ve eleştiriye önem veren bir ülke. Biran düşündüm, bu kadar ağır eleştirileri 250 kişilik bir topluluk önünde ülkemizde benzeri makamlardakilere yapsaydık acaba ne olurdu?
Şimdiye kadar çoğunun yaptığı gibi hatalarını görüp, onları düzeltmeye çalışmak yerine küserler, konuşmazlardı herhalde. Daha öğreneceğimiz çok şey var.

Yazının devamı...

Üstü örtülen rezalet

2 Haziran 2019

Bir engelliler spor federasyonunun başkan vekilinin, birçok engelli sporcuya cinsel tacizde bulunduğu iddia ediliyor. Bu hususla ilgi Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’na birçok şikayette bulunulduğu söyleniyor. Elimizdeki bilgiye göre, bu sporculardan bir tanesi Cumhuriyet Başsavcılığı’na, bundan 3 sene önce şöyle bir şikayette bulunuyor: <#comment><#comment>
“Adı geçen şahıs, iş yerimizden alacağımız izinleri takip etmekte olduğundan, birkaç kez bana ‘Benimle birlikte olursan izin yazını hemen hallederim’ gibi cinsel anlamda beni taciz eden sözler söyledi. Alanya’daki bir otelde, futbol müsabakalarına katılmak için gittiğimde, odama, kapının anahtarını açarak girdiğim sırada, elini belime attı, beni boynumdan öpmeye çalıştı. Ben de kendisini itekledim, ne yaptığını sordum. ‘Ne olacak sanki, bir şey yapmıyorum, seni öpüyorum’ dedi...”
Bu yazılı başvurudan sonra neler olduysa, kimler devreye girdiyse, bu ve bunun gibi mağdur sporcular (muhtemelen tehdit altında kalarak ve kendilerini güvende hissetmedikleri ve korktukları için) şikayetlerini geri almak durumunda bırakılmışlardır diye düşünüyoruz.
Bu federasyonun başkanı da, bu bilgilere sahip olduğu halde, kendisine isnat edilen diğer yolsuzluk suçlamalarında olduğu gibi, bunun da üstünü kapatmaya çalışıyor.
Bunları neden mi yazdık? Artık Gençlik ve Spor Bakanlığı, özellikle bu tip taciz olaylarında gerekenleri yapmalıdır. Hem engelli sporları camiasının, hem de Türk sporunun bu tür utanç verici hadiselerle anılmasının önüne geçmelidir. Yoksa, yapanın yanına kar kalacağı ve yeni rezaletlerin önünü açacağı gibi Türk sporu da büyük zararlar görmeye devam edecek. Özellikle bahsettiğimiz bu federasyonda bir süre sonra aileler haklı olarak çocuklarını spor yapmaya göndermeyebilirler. Kaybeden ise elbette Türk sporu olur.
Not: Okuyucularımızın mübarek Ramazan Bayramını kutlar, huzur içinde geçirmelerini dilerim.

Yazının devamı...