“Annelerin bakım yükünü azaltmak istiyoruz”

Bir avuç gönüllü ile kurulan Koç Üniversitesi Engelli Çocuk ve Ailelerine Destek Merkezi, engelli çocuklara sahip annelerin gönül rahatlığıyla çocuklarını bırakacakları, biraz da olsa sosyalleşip, nefes alabilecekleri bir merkez olarak düşünülmüş

Engelli konusu Türkiye’de kanayan bir yara. Her yıl konuştuğumuz, çare aradığımız ama pek de adım atamadığımız bir konu. Ancak bazı girişimler var ki, umut oluyor. İşte onlardan biri EÇADEM. Bir avuç gönüllü ile kurulmuş, örnek bir proje. Merkezde, hemşirelik felsefesi ile sadece çocuk değil anne de düşünülmüş. Engelli çocuklara sahip annelerin gönül rahatlığıyla çocuklarını bırakacakları, biraz da olsa sosyalleşip, nefes alabilecekleri bir merkez olarak düşünülmüş.

Diğer engelli merkezlerinden farklı, Türkiye’de ilk ve tek olan Koç Üniversitesi Engelli Çocuk ve Ailelerine Destek Merkezi’nin (EÇADEM) kurucuları ile konuştum. Bu harika projenin tüm belediyelere ilham olmasını diliyorum.

“Annelerin bakım yükünü azaltmak istiyoruz”

EÇADEM ne zaman ve hangi amaçla kuruldu?

Prof. Dr. Ayşe Ferda Ocakçı: Koç Üniversitesi Engelli Çocuk ve Ailelerine Destek Merkezi’ni (EÇADEM) İstanbul Kalkınma Ajansı’nın kâr amacı gütmeyen kuruluşlara yönelik “Çocuklar ve Gençler Mali Destek Programı” kapsamında 2014 yılında hayata geçirdik. Birincisi engelli çocukların bilişsel, fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimlerinin desteklenmesini, ikincisi ise ailelere, özellikle anne ve kardeşlere verilecek hizmetlerle; diğer çocukların korunması, sağlıklı gelişimlerinin sağlanması ve potansiyellerinin ortaya çıkarılmasına katkıda bulunmayı hedefliyoruz.

EÇADEM’i diğer engelli rehabilitasyon ve eğitim merkezlerinden ayıran nedir?

Doç. Dr. Ayfer Aydın: Hemşirelik felsefesine dayanan bir bakış açısıyla aileyi bir bütün olarak ele alıyoruz. Aile merkezli bakım felsefesi doğrultusunda, engelli çocuğun ailesi ile birlikte sağlığının korunmasını önemsiyoruz. Merkezin en önemli hedefi annelerin bakım yükünü azaltmak. Haftada iki gün aileler çocuklarını buraya güvenle bırakabiliyorlar. Çocuğunu merkeze bırakan anneler zaten dar gelirli olduklarından o boş günlerinde çalışıp ailelerine maddi katkı sağlayabiliyorlar. Veya arkadaş oturmalarına gidebiliyorlar. Aileler için büyük sorunlardan biri çevreden gelen tepkiler. Engelli çocuğu olan ailelerle görüşmek istemeyen kişiler olduğunu üzüntüyle gözlemliyoruz. 

Bunun dışında sadece engelli çocuğa değil ailenin diğer fertlerine de odaklanıyoruz. Engelli çocukların ebeveynlerinin yoksulluğu ve sosyal dışlanmışlığı, ailedeki diğer sağlıklı çocukların da bilişsel gelişimleri ve eğitim başarıları üzerinde olumsuz etkiler yaratıyor. Kardeşlerine ve ailenin diğer fertlerine psikolojik destek vermek bu merkezin önemli görevlerinden biri. Engelli çocuklara günlük yaşam becerileri kazandırıyoruz.

“70 engelli çocuğa hizmet veriyoruz”

Kaç çocuk kapasitesi var ve yaş aralığı nedir?

Güler Başaran: Yeniköy’deki yeni binamızda, 13-29 yaş arasındaki, 70 zihinsel engelli çocuğa hizmet veriyoruz. Pazartesi, çarşamba günleri ağır zihinsel engelli çocuk ve gençler geliyor. Salı, perşembe, cuma günleri ise hafif ve orta zihinsel engelli çocuk ve gençler devam ediyor. Bu sayıyı bir miktar daha artırmak mümkün ancak tüm ihtiyaç sahiplerine ulaşmak elbette mümkün olamayacak. Bu nedenle bu tarz merkezlerin sayılarının artırılması çok önem taşıyor.

Buradan hizmet alabilmek için kriterler neler?

B: Merkez Sarıyer Belediyesi’nden aldığımız destekle bakım hizmetine devam ettiğimiz için Sarıyer çevresinde oturuyor olması en önemli kriterimiz. Onun dışında çocuğun yaş aralığı, başkalarına zarar verecek davranış problemi göstermemesi ve kontenjanların uygun olması kayıt konusunda önem taşıyor.

Çocuklar ve aileler için hizmetler neler?

B: Merkezde temel amaç çocukların sosyal hayata entegre olabilmeleri ve kişisel becerilerini kazanmalarına yardımcı olunabilmesi. Tabii onların öz bakım becerileri, sosyal ve yaşamsal becerileri gelişirken özgüven duyguları da gelişiyor.

Merkezimizde çocukların kullanımına yönelik bir mutfağımız bulunuyor, çocuklar burada kahvaltılarını hazırlıyor, kek, kurabiye yapıyor. Müzik atölyemizde haftanın iki günü Halk Eğitim’den gelen hocalarımız ritim dersi veriyor. Çocuklarımız çok başarılı konserler veriyor.

Engelli aileleri için de atölye çalışmaları ve seminerler düzenleniyoruz. Anneler için el sanatları atölyesi bulunuyor. Ayrıca ebeveynlerin kişisel gelişim ve farkındalıklarına yönelik destek grubu çalışmaları, eğitim seminerleri düzenleniyoruz.

Engelli annesi açısından bu merkezin önemi nedir?

Prof. Dr. Ayşe Ferda Ocakçı: Bu projeyle; engelli çocuk ve gençlerin sosyal hayata katılımları ve yaşam kalitelerini artıracak hizmetler sunulmasının yanı sıra, çoğu zaman göz ardı edilen ancak çok önemli bir unsur olan anne ve diğer kardeşlere sunulacak hizmetler ile tüm aile bireylerinin psikolojik ve sosyal gelişimlerine katkıda bulunması hedeflendi. Merkezin anneye sağlayacağı “dinlenme hizmeti”, annenin diğer çocukları ile ilgilenebileceği bir zamanı yaratmakta, söz konusu zamanda çocuklarının eğitimi, sosyal yaşamları vs. konuları ile ilgilenerek, daha fazla sevgi ve ilgi, bu çocuklar üzerindeki olumsuzlukları bir nebze de olsa gideriyor.

Ailelerin yaşadığı en büyük zorluklar neler?

Doç. Dr. Ayfer Aydın: Engelli yakını olan ailelerin her bir ferdi bu durumdan çok olumsuz etkileniyor. Özellikle anneler engelli çocukları yanında olmadan hiçbir yere gidemiyor. Vefat eden yakınlarının cenazesine bile gidemeyen anneler var. Çarşıya pazara gitmek de onlar için büyük sıkıntı oluyor. Ayrıca çevreden gelen tepkiler de anneleri çok üzüyor. Ev oturmalarına davet edilmiyorlar, yanlarından geçenler farklı gözlerle bakıyor. Toplumun engelli çocuğu olan anneye bakışı oldukça farklı.