EgeRSS
03 Mart 2010 - 22:35

Yazık oldu en büyüğe

TÜRKİYE’DE bir yerin büyüklüğünü göstermek için Balkanların en büyük hastanesi, en büyük fabrikası gibi övünmeleri pek ciddiye almamak gerekir. Küçücük Balkan devletlerinin yanında 70 milyonluk Türkiye’nin tabii ki okulu da, limanı da daha büyük olacak. Ama Avrupa’nın en büyüğü denince orada durmak gerek. O zaman gerçekten bir büyüklük var demektir. Şalterleri bir daha kalkmamak üzere inen ve 600 işçisi kapı önüne bırakılan Tariş İplik, aynı zamanda Avrupa’nın en büyük üretim kapasitesine olan iplik fabrikasıymış. Toplam 101.808 iğlik ring iplik kapasitesi olan bu fabrikanın açıldığı 1975 yılından fotoğraflar var. Dönemin Başbakanı Demirel genç ve zinde adımlarla fabrikayı turluyor.
O yıllar, Türkiye’nin sanayileşmede önemli hamleler yaptığı yıllardı. Otomobil devi Tofaş gibi birçok ünlü marka o yıllarda doğmuştu. Ama, sadece 35 yıl sonra Avrupa’nın en büyüğü unvanına sahip bir fabrikanın kapanması gerçekten sıkıntılı bir durum.
Sendika yöneticileri ve AKP milletvekili Tuğrul Yemişçi’ye gören kapanmanın ekonomik krizle ilgisi yok. Bu noktaya gelinmesi tamamen kötü yönetimin sonucu. Yemişçi “3 yıl önce Yeniden Yapılandırma Kurulu ve Hazine, Türkiye’deki toplam 16 birliğe, çıkarılan işçilerin kıdem ihbar tazminatını karşılasın diye 160 trilyon TL bağışladı. Buralardaki işçilerimiz tasfiye edilirken, kıdem tazminatlarını alsın istedik. Tariş üstüne düşen parayı aldı, ama ne yaptı? Seçim kazansın diye, daha ucuz maaşla daha fazla kadro yarattı. Hükümetimiz 2004 ve 2005 yıllarında Tariş birliklerinin eski yıllara ait bütün  borçlarını sildi. Ama gelinen durum ortada” diyerek yönetimi suçluyor.
Yöneticiler ise 2000’li yılların başında 25 milyon dolar ihracat yapabilen fabrikanın bugüne kadar kur politikaları, finansal koşullar, küresel krizle pazarın daralmasından olumsuz etkilendiğini söylüyor. İç piyasa ağırlıklı çalışan fabrikanın, iplik ithalatının serbest bırakılmasından sonra sektördeki birçok fabrika gibi sıkıntı içine girdiğini söylüyor.
Bir başka gerekçe olarak da hükümetin son beş-altı yılda pamuğa verilen destekleme primlerini azaltması gösteriliyor.İyi prim alamayan üreticinin ekimden vazgeçmesi,büyük kapasitelere sahip fabrikanın uygun koşullarda pamuk teminini güçleştirmiş. Nitekim Birlik Başkanı Azbazdar “Bu yıl daha fazla pamuk alabilseydik durum çok farklı olurdu” diyor.
Sonuç olarak bugün sokakta kalan 600 işçi ve kapısına kilit vurulan devasa tesisin bu hale gelmesinin tek nedeninin ekonomik kriz olmadığı anlaşılıyor. Eğer değişen koşullara göre hızla hareket edip gerekli tedbirleri alabilecek, kaynakları daha iyi kullanabilecek esnek bir yönetim anlayışı olsaydı belki durum daha farklı olabilirdi.
İşin doğrusu  gerçekten profesyonel anlayışla yönetilen siyasetten, eş, dost kaygılarından uzak kurumlar bunu başarıyor. Yoksa her hükümet politikaları değiştiğinde ve  ekonomik krizde daha 35 yaşına bile gelmemiş şirketlerin hepsi batıp giderdi.Yıllarca işçinin, çiftçinin, sanayicinin, tüccarın, esnafın ekmek kapısı olmuş bir tesisin finansal başarısızlıklar yüzünden çürüyerek yok olacak bir yatırıma dönüşmesi gerçekten çok yazık. Tesisleri kurmak kadar yaşatmak da önemli.

Kemeraltı’nda kamyonet
HAFTA içerisinde yolum Kemeraltı’na düştü. Keşke düşmez olaymış. Öğle paydosu saati olduğu için sadece yoğun olan insan trafiği iyice artmıştı. Ama bir de nasıl oluyorsa, o saatte bile yükleme boşaltma yapan kamyonetler filan vardı ki işin o tarafına hiç aklım ermedi.
Dünyanın her yerinde kuraldır. Bu tip iş merkezlerinde yükleme, boşaltma işleri akşam belli saatlerden sonra ya da sabah erken saatlerde yapılır. Kemeraltı için de böyle kurallar olduğundan eminim. Mutlaka benim gördüklerim kaçak olarak bu işleri yapıyorlardır. Ama cesaret edebildiklerine göre demek ki gözden kaçmayı becerebiliyorlar. O zaman da bir problem var demektir.
Ama bence bu gibi durumlarda asıl müdahale çevredeki esnaftan gelmeli. Birilerinin sokakları geçilmez hale getirmesi nedeniyle en çok onların işleri etkileniyor. Başta Avrupa olmak üzere gelişmiş ülkelerde hiçbir işyeri böyle vurdum duymazlıklara izin vermez. Anında müdahale eder, ayrıca bana ne diyeceğine ilgili mercilere haber verir.
Onun için şark zihniyetiyle hakim olduğu ülkelerde çarşı, pazarda kaos, karmaşa vardır. Gelişmiş ülkelerde temizlik ve düzen.

Reklamlar & Kişisel Ürünler
Yazarlarda Ara
Bul
©Copyright 2010